Esastan ret

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının murisi ...'in 28.01.2017 tarihinde vefat ettiğini, ölmeden önce 12.11.2013 tarihinde vasiyetname düzenlediğini, bu vasiyetnamenin murisin tasarruf ehliyetinin bulunmadığı dönemde yapıldığını, 81 yaşında olup unutkanlık, görme ve işitme kaybı, nefes darlığı, böbrek yetmezliği, kanser gibi ciddi hastalıklarla mücadele etmekte olduğunu, yaptığı hukuki işlemin sonuçlarını anlayabilme, bu sonuca uygun hareket edebilme yeteneğinden uzak olduğunu, murisin hiçbir ihtiyacının karşılanmayacağını söyleyerek davalının murisi tehdit ettiğini, uzun süre muris üzerinde baskı kurarak vasiyete konu taşınmazın kendisine devredilmesini talep ettiğini belirterek vasiyetnamenin iptalini, olmadığı takdirde müvekkilinin saklı payını ihlal eden kısmının tenkisi ile 754 ada 3 parselde kayıtlı olan arsanın müvekkilinin saklı payı oranındaki kısmının tapusunun iptaliyle müvekkili adına tescilini, taşınmazın bölünmesinin mümkün olmaması durumunda saklı payına isabet eden kısmın bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin kısıtlı olmadığını, vesayet altına alınmamış olduğunu, tasarruf ehliyetine sahip olduğunu, sağlık raporunun mevcut olduğunu, murisin tehdit edildiği iddiasının ise tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin bu yönde bir eylemi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "....murisin vasiyet tarihinde akıl sağlığının yerinde olduğu, vasiyetname hile veya baskı sebebiyle yapılmış olsa bile iptalinin daha önce talep edilmediği, halen geçerli olduğu, davacının saklı payının da zedelenmediği gerekçesiyle vasiyetnamenin iptali ve tenkis talebinin reddine" karar vermiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; murisin, yaptığı hukuki işlemin sonuçlarını anlayabilme, bu sonuca uygun hareket edebilme yeteneğinden uzak olduğunu, davalının murisi tehdit ettiğini, bu hususların tanık beyanları ile sabit olduğunu, vasiyetname ile devredilen taşınmazın değerinin muristen mirasçılarına intikal eden diğer taşınmazların değerinden çok daha fazla olduğunu, vasiyetnameye konu taşınmazın değerinin piyasa değerinin çok altında tespit edildiğini, raporda terekenin pasifi yönünden herhangi bir inceleme yapılmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tenkis talebinin reddine karar verildiğinden vekille temsil edilen davalılar yararına dava değerine göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, maktu vekalet ücreti olan 1.000,00 TL'ye hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu dile getirmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ile kararı temyiz etmiştir.

Dava, vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557,558,559,560,563 ve 564 üncü maddeleri.

1. Mahkemece vasiyetnamenin iptali sebeplerinin ispatlanmadığı gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının reddine.
Davacı vekilinin tenkis talebi yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; murisin terekesinde ölüm tarihi itibariyle aktif olarak bulunan malvarlığı değerini hesaplayan inşaat bilirkişi raporu ile saklı payın zedelenmediği kanaatini bildiren hukukçu bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.

2. Şöyle ki; gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişi 06.07.2020 havale tarihli raporunda vasiyetname konusu 754 ada 3 parsel sayılı taşınmazın değerini 1.045.975,00 TL, murisin vasiyetnameye konu olmayan diğer malvarlığı değerlerinin toplamını 230.659,00 TL olarak belirledikten sonra vasiyetname konusu taşınmazda dahil olmak üzere murise ait taşınmazların toplam değerini 1.276.634,85 TL olarak belirlemiştir.

3. Gayrimenkul değerleme uzmanına ait raporda temlik dışı tereke 230.659,00 TL olarak hesap edildiği halde 16.11.2020 tarihli hukukçu bilirkişi raporunun değerlendirme ve hesaplama başlıklı bölümünde temlik dışı tereke 1.276.634,85 TL olarak hesap edilmiş; terekenin aktifi hesaplanırken bu değere 1.045.975,00 TL ilave edilerek terekenin aktifinin 2.322.609,85 TL olduğu belirlenmiştir. Hâl böyle olunca murisin terekesinin aktifi hesaplanırken temlike konu taşınmazın değeri, iki kere hesaba dahil edilmiş olmaktadır.

4. Bu nedenle mahkemece; davacının saklı payının zedelenip zedelenmediğini tespit için iki rapor arasındaki çelişkiyi giderir şekilde yeniden rapor alınarak tenkis talebi yönünden işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik ve hatalı inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.