Dava dilekçesinde 2278,65 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde, ... PTT Merkez Müdürlüğünde memur olarak çalışan davalının babasının da 1984-1997 tarihleri arasında Bağ-Kur çalışanı olduğunu, 1997 tarihinde babanın ölümü ile davalının annesine ölüm aylığı bağlandığını, bu bakımdan davalının anne ve babasının Bağ-Kur sağlık yardımından yararlanması gerekirken, yasal mevzuata aykırı olarak davacı kurumun sağlık yardımından faydalandıklarını, bu nedenle davalının davacı kurumdan sağladığı 2.278,65 TL sağlık harcamasının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte tahsili talep ve dava edilmiştir.Davalı davanın reddini dilemiş, mahkemece, davalıya fazla ödenen 2.278,65 TL'nin, 7.7725 TL yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.Davalı temyizi yönünden, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıdaki bendin dışındaki sebepler yönünden davalının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Davada, davalının davacı kurumdan sağladığı 2278,65 TL sağlık harcamasının davalıdan tahsili istenilmiştir. İade borcunun para ile ifa edileceği durumlarda faizin hangi tarihte işlemeye başlayacağı sorunu ile karşılaşılır.
Alacak davalarında temerrüt faizi yürümesi için, borçlunun ya bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur.O halde, somut olayda, davalı için keşide olunan bir ihtarname bulunup bulunmadığı araştırılmalı, Borçlar Kanununun 101.maddesi anlamında davalının temerrüdü yoksa dava tarihinden itibaren davalının temerrüde düştüğü kabul edilmek suretiyle faiz yönünden karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi, doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Davacı vekilinin temyizi yönünden ise, davanın kabul edilmesine rağmen, davada kendisini vekille temsil ettiren davacı vekili yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.