Dava dilekçesinde suya müdahalenin men'i istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davacının bahçesinin hemen yakınında köy çeşmesinin bulunduğunu, bu çeşmeye yakın bahçesi olan köy halkının çeşmeden faydalandıklarını, davacının çeşmeden akan sudan faydalanmasının davalı tarafından engellendiğini, haftada iki saat suyun davacının bahçesine akmasının yeterli olacağını, davalı tarafın suya müdahalesinin menine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı ... vekili cevabında, davacının sudan kadimden beri faydalanmadığını, sulamak istediği evinin bahçesinde şehir suyu bulunduğunu, buradan akan suyla bahçesini suladığını, davacının müvekkile ait evin hemen bitişiğinden su geçirmek istediğini bu durumun ise davalının evinin temeline zarar vereceğini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Yargılama sırasında davalı ...'in vefat etmesi sebebiyle mirasçıları davaya dahil edilerek, yargılamaya devam edilmiştir.Mahkemece yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi raporunda; davacının sudan yararlanmak istediği bahçenin 187 m² olduğu, üzerinde 8 adet muhtelif cinste meyve ağaçları ile sebze bahçesinin bulunduğu, davalının bahçesinin de aynı büyüklükte olduğu, bu nedenle suyun eşit şekilde davacı ve davalı tarafa dağılımının yapılması gerektiği belirtilmiştir.Mahkemece; davacı ve davalı tarafın su ihtiyacının aynı olduğu bu nedenle davalının suyun kendi taşınmazının sona erdiği yerden itibaren, davacı tarafça davalı taşınmazlarına zarar vermeyecek ve suyun kendi taşınmazına akışını sağlayacak şekilde boru yerleştirilmesine ve suyun günde 12 saat süreyle davacı taşınmazına akışına katlanmak suretiyle suya el atmanın önlenmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık konusu olayda; davaya konu edilen köy çeşmesinden köy halkının da faydalandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece kurulan hükümde ise davacı ve davalı tarafın su ihtiyacının eşit olduğu kabul edilerek, suyun günde 12 saat davacının taşınmazına akışının sağlanmasına karar verilmiştir. Dava konusu suyun genel su niteliğinde olduğu sabittir. Kural olarak, genel sulardan herkes, kadim ve öncelik haklarını ihlal etmemek koşulu ile faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.Bu nedenle, mahkemece; suların en az olduğu dönemde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak, davacının yararlandığı başka suyun bulunup bulunmadığı araştırılarak, tarafların kadim ve öncelik hakları ihlal edilmemek üzere, tarafların suya ihtiyaç oranları tespit edilerek, davacının ihtiyacı oranında su rejimi kurulması gerekirken, davacının suya ihtiyaç oranı tespit edilmeden ve dava dilekçesinde haftada iki saat sudan faydalanmasının yeterli olacağını belirten davacının talebi de aşılmak suretiyle günde 12 saat davacının taşınmazına su akışının sağlanması şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Yargıtay 3.H.D.16.12.1997 gün ve 11576 Esas-12968 Karar) Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı ... vekilinin lehine BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.