Dava dilekçesinde 9.000,00 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili; ...mahallesi 2.parsel sayılı taşınmazdan yol geçirmek suretiyle el atan davalı idareden kamulaştırmasız el koyma nedeniyle 24.1.2007-14.9.2010 dönemi için toplam 9.000,00 TL ecrimisilin dönem sonlarından itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, Davalı vekili davanın reddini savunmuş, Mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK’md.993-995 ve 08.03.1950 gün, 22/4 sayılı Y.İ.B. Kararında da kabul edildiği gibi ecrimisil; haksız fiil benzeri olup, üstün bir hakka dayanmadan başkasının taşınmazını işgal edip böylece "haksız kazanç elde eden" şahsın iade etmekle yükümlü olduğu bir tazminat türüdür. Kötü niyetli kimsenin sorumluluğu ise, taşınmazı haksız olarak elinde tutmuş olmasından böylece "haksız kazanç elde etmesinden doğan" davacı zararları ve buna ilave olarak, elde ettiği ya da elde etmeyi ihmal eylediği semerelerden kaynaklanan tazminatla sınırlıdır.
Bu tür davalarda hakim, gerçek ecrimisil miktarını tayin ve tesbit edebilmek için resen hareket etmek zorundadır.Somut olayda, İlçe Tarım müdürlüğü ve Hal Müdürlüğünden verim, masraf ve fiyata dair resmi veriler getirtilerek dosyaya konulmamış, aynı taraflar önünde daha önceki dönemler için taraflar arasında görülüp kesinleşen ecrimisil davası mevcut olup, o davadaki bilirkişi raporu bu dava için nazara alınması gereken kesin delillerdendir. Ancak bilirkişi raporunda somut gerekçe göstermeden o davadaki bilirkişi raporunu nazara almamış, bu nedenle orada buğday ve fiğ ürününe göre hesap yapıldığı halde, bu davada buğday ve mercimek ürününe göre gelir belirlenmiş, verim orada dekara 200-250 kg alındığı halde, burada 300 kg alınmıştır.Bilirkişi raporunu hazırlarken dayanakları olan özel ve somut nedenleri belirtmek zorundadır. Ayrıca raporun denetime elverişli olması da gerekir. Bu şekilde soyut belirlemeler ile ecrimisil hesaplayan rapor hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 Sayılı HMK.un geçici 3.maddesinde düzenlenen "Bölge adliye mahkemelerinin, 26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı ilk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2.maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmü gereğince HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 29.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.