Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Sanık hakkında Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2011 tarihli ve 2011/1439 Soruşturma numaralı iddianamesi ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır.

2. Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2015 tarihli ve 2011/79 Esas, 2015/201 Karar sayılı kararı ile; sanığın, çocuğun cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.07.2019 tarihli ve 14-2016/1436 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Tıp fakültesi raporunda mağdurenin ruh sağlığının bozulmadığına, aradan geçen dört yıllık süreden sonra aldırılan Adli Tıp Kurumu raporunda ruh sağlığının bozulduğuna dair görüş bildirilmesi nedeniyle bu bozulmanın sanığın eyleminden kaynaklı olamayacağına, mağdurenin kovuşturma aşamasında babası olan sanığa iftira attığını beyan ettiğine ve çelişkili anlatımlarda bulunduğuna, hükme esas alınan mesajların da bu doğrultuda sanığın telefonundan mağdure tarafından kendi telefonuna gönderildiğine, mağdurenin başka bir kişiden hamile kalması nedeniyle bu durumun üstünü kapatmak maksadıyla annesi ile iş birliği dahilinde böyle bir iftira attığına, mağdurenin cezaevinde olan tutuklu sanığı çok kez ziyaret ettiğine, aksi düşünülse dahi mağdurenin iddiasının sürtünme suretiyle cinsel ilişki yaşandığı şeklinde olması nedeniyle sanıktan hamile kalmasının mümkün olmadığına, dolayısıyla kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

Sanığın öz kızı olan ve olay tarihlerinde on üç yaşında mağdureyle Eylül 2010 tarihinden Ocak 2011 tarihine kadar değişik zamanlarda 5-6 defa cinsel ilişkiye girdiği, mağdure sürtünme suretiyle istismara uğradığına dair anlatımda bulunmuş ise de hamile olması nedeniyle organ sokmanın varlığı kabul edilerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması için kamu davası açıldığı, sanığın atılı suçlamayı reddettiği, mağdurenin hamileliğinin tespiti ile intikalin gerçekleştiği, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde mağdurenin kolluktaki tutarlı ifadesi, raporlar, sanığın mağdureye göndermiş olduğu mesaj içeriği dikkate alındığında öz kızı olan mağdureye birden fazla kez sürtünme suretiyle istismarda bulunduğu kabul edilerek çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

1. Dosya içerisinde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesinin 24.03.2011 raporunda mağdurenin ruh sağlığının bozulmadığı değerlendirmesinin yapıldığının, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 10.06.2015 tarihli raporunda ise "Mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu" şeklinde görüş bildirildiğinin anlaşılması karşısında, mağdurenin Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna sevk edildikten sonra sanığın iddia konusu eyleminden dolayı mağdurenin ruh sağlığının kalıcı olarak bozulup bozulmadığı hususunda rapor aldırılarak mevcut raporlar arasındaki çelişki giderilip, yine mağdurenin iddiaları bir bütün olarak değerlendirilerek iddia ettiği şekilde sürtünme yoluyla penis vajinaya girmeden gerçekleşen ilişki halinde gebelik meydana gelip gelmeyeceği hususunda da görüş alınarak sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Bozma sebeplerine göre Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2015 tarihli ve 2011/79 Esas, 2015/201 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.12.2023 tarihinde karar verildi.