HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat

Suça sürüklenen çocuklar (SSÇ) ve sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bergama Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2015 tarihli ve 2014/84 Esas, 2015/136 Karar sayılı kararı ile SSÇ ...'nin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi delaletiyle ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün; SSÇ ...'in çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi delaletiyle ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına; sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.01.2020 tarihli ve 14-2016/29923 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

A. SSÇ ... Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurenin çelişkili beyanları dışında delil bulunmadığını, SSÇ'nin savunmalarının annesi tarafından doğrulandığını, SSÇ'nin baskısı ile girdiği cinsel ilişkiden çok etkilendiğini beyan eden mağdurenin çok kısa zaman aralığında SSÇ ile tekrar rızası dahilinde cinsel ilişkiye girdiğini ifade etmesi nedeniyle beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, mağdurenin psikolojik problemlerinin sebebinin SSÇ'ler ve aileleri tarafından kabul edilmemesi olduğunu, mağdurenin SSÇ'nin evine annesinin bulunduğu zamanda gelmesi nedeniyle evdeki eşyaları bilmesinin mümkün olduğunu, zorunlu vekil için ödenen avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin SSÇ’ye yükletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. SSÇ ... Müdafiinin Temyiz İsteği
SSÇ’nin kendi evinde mağdureyle baş başa sohbet ettiklerine dair beyanının ikrar niteliğinde kabul edilemeyeceğini, SSÇ ...’nin zorla istismarına uğrandığını ve psikolojik olarak çok etkilendiğini ifade eden mağdurenin bir iki ay sonra müvekkili SSÇ ile rızasıyla cinsel ilişkide bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mağdurenin SSÇ ... ile ilişkisi sonrasında kan geldiğini beyan ettiği ancak adli rapora göre anatomik bakire olduğunun tespit edildiğini, ruh sağlığının kalıcı olarak bozulmadığını beyanla kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

C. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Sanığın değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları uyarınca cezalandırılması, SSÇ ...’nin eylemini cebirle işlemesi ve mağdurenin ruh sağlığının bozulması nedeniyle cezasında aynı maddenin dördüncü ve altıncı fıkraları, SSÇ ...'in cezasında aynı maddenin altıncı fıkrası uyarınca artırım yapılması gerektiğine ilişkindir.

Sanık ve SSÇ'lerin olay tarihlerinde on beş yaşından küçük olan mağdureye organ sokma suretiyle istismarda bulundukları iddiası ile cezalandırılmaları için kamu davası açıldığı, sanığın emniyette ikrarda ve hata savunmasında bulunduğu, SSÇ'lerin ise atılı suçlamayı reddettikleri, mağdurenin psikolojik tedavi gördüğü hastanede görevli psikoloğa anlatımı ile intikalin gerçekleştiği, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde sanığın mağdureyi on yedi yaşında bildiği şeklindeki savunmasının mağdure tarafından doğrulandığı, aralarındaki tanışıklığın iki ay kadar kısa bir süre olduğu, ilk kez cinsel ilişkiye girdikleri zaman bir araya geldikleri, Mahkeme heyetince izlenen mağdurenin ifade CD'sinde görünüşü itibariyle on beş yaşından küçük olduğunun anlaşılamayabileceği, bu nedenlerle sanığın mağdurenin yaşı hususunda hataya düştüğü ve kastının bulunmadığı kabul edilerek beraatine, mağdurenin özde değişmeyen istikrarlı anlatımları, SSÇ ...'nin evinin yatak odasını ayrıntılı olarak tarifi, SSÇ ...'in mağdurenin evine geldiği ve baş başa kaldıkları yönündeki ikrarı, husumet ya da iftira sebebi olmadığı dikkate alınarak SSÇ'lerin atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.

Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 29.09.2014 ve 22.12.2014 tarihli raporları ile "Sanıkların eylemlerinin ortak etkisi nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının etkilenmiş olduğu"nun tespit edildiği ancak olay nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının kalıcı olarak bozulmuş olduğunun belirtilmediği anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulanmadığı anlaşılmıştır.

A. Sanık Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

1. İntikal şekli, mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma, raporlar ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkemece sanığın mağdurenin yaşında hataya düştüğüne dair kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş ancak sanığın mağdureyi on yedi yaşında bildiğine yönelik savunmasının mağdure tarafından doğulanması nedeniyle mağdurenin on beş-on sekiz yaş aralığında kabul edileceği, bu haliyle sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu nazara alınarak değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Tebliğnamede onama isteyen görüşe, gerekçeye istinaden iştirak edilmemiştir.

B. SSÇ'ler Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin SSÇ'ler tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı,
Ancak;
Mahkemece SSÇ'lerin eylemlerini cebir, hile veya tehdit gibi iradeyi başkaca etkileyen bir unsur olmaksızın gerçekleştirdiklerinin kabul edilmesine ve gerekçe bölümünde 5237 sayılı Kanun'un aynı maddenin (a) bendi delaletiyle uygulama yapıldığının belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi delaletiyle aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Tebliğnamede onama isteyen görüşe, gerekçeye istinaden iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bergama Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2015 tarihli ve 2014/84 Esas, 2015/136 Karar sayılı kararına yönelik SSÇ'ler müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.12.2023 tarihinde karar verildi.