Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma kararına karşı direnme kararı verilmesi üzerine uyularak, Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ. vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 17.01.2011 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı oldukları aracın Pamukova-Bozüyük Devlet Yolu km 38+800'de Osmangazi tünelinde seyrederken aracın damperinin kalkarak tünel içindeki uyarı ve ikaz lambalarına, havalandırma vantilatörüne çarpması sonucu tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, yapılan keşif ve hesaplamalar neticesi hesaplanan tazminat tutarı 266.765,62 TL olarak belirlendiğini, aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı ile kasko sigortacısı davalı sigorta şirketinin ise kasko poliçesini dikkate alarak kasko üst limit olan 75.000,00 TL ödemede bulunduğunu, ancak trafik sigorta poliçesi gereği hasar limiti 35.000,00 TL olmasına rağmen 20.000,00 TL ödemede bulunduğunu ileri sürerek 171.765,62 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi yönünden 15.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş.vekili cevap dilekçesinde; davaya konu kazanın Sakarya'da meydana geldiğini, müvekkili şirketin merkezinin ise Kadıköy'de bulunduğunu, davacının davasını yetkisiz mahkemede açtığını ileri sürerek dosyanın yetkili Kadıköy Mahkemelerine gönderilmesini istemiş, esas yönünden; müvekkili şirketin teminat limiti dahilindeki bütün ödemeleri yaptığını, bu nedenle taraflarından talepte bulunulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... cevap dilekçesinde; meydana gelen trafik kazasında tarafına atfedilebilecek hiç bir kusur bulunmadığını, kazanın tamamen mekanik bir arızadan dolayı çekici damperinin açılması sonucu meydana geldiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın yasal süre içinde haksız fiilin gerçekleştiği yer mahkemesinde ve müvekkilinin ikametgah adresinin bulunduğu Rize Mahkemelerinde açılmadığından yetki, görev ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, esas yönünden ise talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacı kurumun zararını fazlasıyla sigorta şirketinden tahsil ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 30.01.2013 tarihli ve 2012/313 Esas, 2013/43 Karar sayılı kararıyla; kazanın meydana geldiği yerin Bilecik-Bozüyük karayolu olduğu ve Bilecik yargı çevresi içerisinde kaldığı, davalılar ... ve ...'ın ikametgah adreslerinin Rize ilinde bulunduğu, diğer davalı ... Sigorta A.Ş. nin genel müdürlüğünün ise Bursa'da bulunmadığı, Bursa'da Bölge Müdürlüğünün mevcut olduğu, davanın haksız fiilin meydana geldiği yer mahkemesinde veya davalıların ikametgah adreslerinin bulunduğu yer mahkemesinde açılması gerektiği, bu nedenle davalı ... tarafiından ileri sürülen yetki itirazının kabulü ile HMK 6. maddesi uyarınca davaya bakma yetkisinin davalılar ... ve ...'ın ikametgah yeri olan Rize Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2013/11017 Esas, 2014/3155 Karar sayılı ve 06.03.2014 tarihli kararı ile; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceğinin düzenlendiği, davacı vekilinin davayı, sigortacının bir acenteden daha yetkili organı olan Bölge Müdürlüğünün bulunduğu Bursa'da açtığı gözetilerek yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin 02.12.2014 tarihli ve 2014/543 Esas-2014/558 Karar sayılı kararıyla; yetki hususunun mahkemece resen davanın her aşamasında gözetilebileceği gibi taraflardan yetki itirazında bulunulduğu taktirde de değerlendirilebileceği, usulde de 'yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir' hükmü gereği davalı ...'ın yetki itirazının değerlendirilerek yerinde bulunduğu, idarenin ülkemizin tüm il merkezlerinde temsile yetkili birimleri olması nedeniyle HMK'nun 14. maddesi gereği o şubenin işlemi ile ilgili davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir hükmüne dayanıldığı taktirde, bu durumun hakkın kötüye kullanımına sebep olacağı ve hakkın kötüye kullanımının kanunlarla desteklenip korunmaması gerektiği, davalıların usul hukukuna, kamu düzenine ve usul ekonomisine uygun olarak yetki itirazında bulunduğu ve itirazın yerinde olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2020 tarihli ve 2017/17-1087 Esas-2020/125 Karar sayılı kararı ile; davacı vekilinin davayı bölge müdürlüğünün bulunduğu yer olan Bursa’da açtığı, merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemeleri, Kanun (2918 s. KTK) uyarınca yetkili kabul edildiğine göre, acente ve şubeyi denetleyen üst mercii olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu, davacı vekilinin davayı, sigortacının bir acenteden daha yetkili organı olan Bölge Müdürlüğünün bulunduğu Bursa'da açtığı gözetilerek mahkemece yetki itirazının reddi ile işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile direnme kararı Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmuştur.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 06.09.2021 tarihli raporu ile Pamukova-Bozüyük karayolu üzerinde bulunan Osmangazi Tüneli içerisinde seyir halinde iken araç damperinin açılarak kalkması sonucu ekipmanlara çarparak tünel içerisinde hasar meydana geldiği, hasarın tünel tavanında ve tavandaki ekipmanlarda oluştuğu, kaza sonrası kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen 17.01.2011 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağında sadece uyarı ve ikaz lambaları ile havalandırma vantilatörünün hasara uğradığının belirtildiği, bu ekipmanların tünel tavanı ve tavana yakın noktalarda bulunduğu, yangın sistemi ve tertibatına ilişkin herhangi bir hasardan söz edilmediği, hasar görmemesi sebebiyle yangın tertibatının hasar hesaplamasına katılmamasının teknik açıdan makul olduğu, kaza sonucu tünel içerisinde oluşan hasar bedelinin 118.847,00 TL olduğu, davalı ... Sigorta tarafından davacı kuruma hasara ilişkin 95.000,00 TL ödeme yapıldığı, yapılan ödeme sonucu geriye kalan zarar-ziyan bedelinin 23.847,00 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 23.847,00 TL tazminatın davalı sigorta dışında diğer davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 17.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketi yönünden ise poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere ihbara cevap tarihi olan 27.04.2012 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrüre yer vermeyecek şekilde davalılardan müştereken müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa ödenmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ., davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; trafik kazası maliyet tablosuna göre kaza maliyetinin müvekkili idare tarafından 266.765,62 TL olarak hesaplandığını, karara dayanak alınan bilirkişi raporunda bulunan birim fiyatların hangi piyasadan alındığının belirtilmediğini, eksik malzeme listelendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkil şirketin davacı kurum ödeme yaparak sorumluluklarının yerine getirildiğini, kaza yılı teminat tutarı dikkate alındığında 20.000,00 TL ile sınırlı sorumluluğu olduğunu, 3.847,00 TL tazminat tutarı bakımından sorumluluğu bulunmadığını, mahkemece bu hususun gözardı edildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte kaza yılı itibariyle 20.000,00 TL ile sınırlı sorumlulukları bulunduğunu, 3.847,00 TL bakımından sorumlulukları bulunmadığını, davacının talep ettiği tutarın 15.000,00 TL ile sınırlı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi tarafından yapılan hesaplama yönteminin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, hasarlı malzemenin kullanılıp kullanılmayacağı, tamirinin yapılıp yapılmayacağı bu nedenle tenzil edilecek bir bedelin olup olmayacağı raporda açıklığa kavuşturulmadan değerlendirme yapıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının sorumluluğunda bulunan tünelde meydana gelen zararın tazmini talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 13 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 99 uncu maddeleri.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin kinici fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla temyiz eden taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, hükmedilen tazminatın hak ve nesafet kuralları çerçevesinde karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ. vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının davalı ... ve ... Sigorta A.Ş.den alınmasına,

492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,

13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.