Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma kararına karşı direnme kararı verilmesi üzerine uyularak, Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 17.04.2011 tarihli trafik kazası sonucunda müvekkilinin maliki olduğu davalıya kasko sigortası ile sigortalı aracın hasar görmesi sonucu pert olduğunu, hasar talebinin davalı şirketçe poliçe teminatı kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, kaza sonrası yaptırılan ekspertiz raporu sonucunda müvekkiline ait araçtaki hasarın belirlendiğini, davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL hasar bedelinin 17.06.2011 tarihinden 8 iş günü sonrası başlayacak ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunu, talebin Kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamı dışında kaldığını savunarak davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 08.07.2013 tarihli ve 2013/248 Esas 2013/481 Karar sayılı kararıyla; dava tarihi itibari ile davacı tarafın alacağın miktarını tam ve kesin olarak belirleyebileceği, HMK'nun 115/2.maddesi gereğince dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması yönünde süre verilse dahi dava şartı noksanlığının tamamlanabilecek bir dava şartı noksanlığı olmadığı, somut olaydaki durum, yanlış açılan bir davanın doğru davaya dönüştürülmesinin yasal imkanı olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince 2014/1048 Esas-2014/1948 Karar sayılı 17.02.2014 tarihli kararı ile; " davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu trafik kazası nedeniyle müvekkilinin aracında meydana gelen hasar nedeniyle davalı kasko sigorta şirketinden, kaza sonucu oluşan hasar tutarının tespitinin, yapılacak yargılama sırasında bilirkişi incelemesi sonunda belli olacağı, davacıya ait aracın hasar sonrası durumunu inceleyerek aracın onarımının mı yoksa pertinin mi olanaklı olup olmadığının belirlenmesi gerekeceği, araç hasarına ilişkin dava konusu talep miktarının taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olmadığı anlaşıldığından yargılamanın esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Mahkemenin 17.02.2015 tarihli ve 2014/1236 Esas-2015/106 Karar sayılı kararıyla; önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 17.11.2020 tarihli ve 2017/17-1102 Esas-2020/905 Karar sayılı kararı ile; davacıya ait, davalıya kasko sigortalı araçta trafik kazası sonucu meydana gelen gerçek zarar miktarının, aracın onarımının olanaklı olup olmadığının taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olmadığı, sonucun teknik bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağı, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği, somut olayda davacının iddia ettiği zararın varlığının ve miktarının tespiti açısından hukuki korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâlihazırda korunmaya değer bir yararı bulunduğu, eldeki davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını kabul etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 42 uncu maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sürücünün araç ile seyir halinde iken aracın hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada 2918 KTK 52/b maddesi, 47/d maddesi gereğince, hızını ayarlamamasının etken olduğu, bu nedenle tamamen kusurlu olduğu, dava dışı sürücünün kaza sonrası yapılan muayenesi sonucu 0,13 promil alkollü olduğu, davacının alkollü içki almış olması nedeni ile güvenli sürme yetisini kaybettiği, dava konusu kazanın meydana gelmesinde dava dışı sürücünün kazanın meydana gelmesinde alkolün etkisiyle meydana geldiği söz konusu kazadaki kusur oranı, kazanın oluşumunda dava dışı araç sürücüsünün münhasıran etkili olacak şekilde alkollü olduğunun tespit edildiği, bu nedenle sigorta teminatı kapsamına girmediği, davalı ... şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dışı sürücünün, havanın yağışlı oluşunu ve zeminin de ıslaklılığını dikkate alarak hızını ayarlayıp seyrini sürdürmesi gerekirken, aksine hareketle seyrini sürdürerek yola gereken dikkatini vermediği, zamanında tedbire başvurmadığı, olayın meydana gelmesinde dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak tedbirsizliği ve dikkatsizliği ile zeminin de ıslaklığı nedeniyle direksiyon hâkimiyetini kaybederek kazanın meydana gelmesine neden olduğu, kazanın gerçekleşmesinde alkolün etkisi olmadığı, somut olayda sürücü alkolsüz olsa bile yolun kaygan olması nedeniyle köprü üzerinde kayıp kazanın meydana geleceğinin öngörülebileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait aracın yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucu araçta meydana gelen hasar talebine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1409,1453, ve 1459 uncu maddeleri, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48 inci maddesi Kasko Sigortası Genel Şartları A.5 maddesi 5.5 bendi.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde münkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla temyiz eden taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda araç sürücüsünün yaptığı tek taraflı kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleştiği, sürücünün kusuru dışında kazaya etki eden başka bir faktör olmadığı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle

Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.