Başvurunun esastan reddi
Taraflar arasındaki ... (TÜRK PATENT) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "Uzay Gri" ibaresini marka olarak tescil ettirmek için davalı Kurum'a başvuruda bulunduğunu, 2018/00245 kod numarasını alan başvurunun, Markalar Dairesi Başkanlığınca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca kısmen reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK tarafından reddine karar verildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, müvekkili başvurusunu oluşturan "Uzay Gri" ibaresinin özgün bir marka olduğunu ve müvekkili tarafından yaratıldığını, öte yandan renk adlarının marka olarak tescil edilebileceğini, nitekim davalı Kurum nezdinde çok sayıda renk adının tescilli olduğunu ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurunun, başvuru kapsamından çıkarılan mallar yönünden ayırt edici olmadığını ve tanımlayıcı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "UZAY GRİ" ibaresinin 02. sınıf mallarda tescilinin istenildiği, dava konusu başvurunun, başvuru kapsamından çıkarılan "Boyalar, vernikler, laklar, pas önleyiciler, ahşabı koruyucu maddeler, boyalar için bağlayıcı ve inceltici maddeler, boya pigmentleri, metali koruyucu maddeler, ayakkabı boyaları; matbaa boyaları ve mürekkepleri, tonerler (dolu halde toner kartuşları dahil); besin maddelerini, ispençiyari ürünleri ve içecekleri boyamaya mahsus maddeler. Boyacılar, dekoratörler, matbaacılar ve sanatçılar için metal levhalar ve toz halde metaller" malları yönünden 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ayırt edici olmadığı, keza bu ibarenin, anılan mallar yönünden tanımlayıcı nitelikte bulunduğu, aynı Yasa hükmünün (c) bendi koşullarının bu mallar yönünden oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkil Şirketin dava konusu başvurusunda yer alan “uzay gri” ibaresinin vasıf belirtici nitelikte olmadığını, “uzay gri” ibareli başvurunun müvekkili Şirket tarafından yaratılmış, özgün bir marka niteliğine sahip olduğunu ve ayırt ediciliğinin bulunduğunu, ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, bu kanaatin tam tersi yönde bir kanaatin bildirildiğini, hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece hükme esas alınan raporda, dava konusu "uzay gri" markasının 2. sınıfta yer alan emtia bakımından ayırt edici olmadığı belirtilmiş ise de, bu tespitlerin usul ve yasa ile Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı bulunduğunu, "uzay gri" marka başvurusunun içerdiği tüm unsurlar ile birlikte değerlendirildiğinde bir bütün oluşturduğunu, bir başka deyişle, müvekkilin söz konusu markasında yer alan bütün unsurların ayrı ayrı değerlendirilmemesi, bütününe dikkat edilmesi gerektiğini, müvekkilinin markasına ilişkin olarak tanzim edilen bilirkişi kurulu raporunun bu bütünlüğü gözetmediği için hukuka aykırı olduğunu, "uzay gri" markasının tamamen müvekkili tarafından yaratılmış, özgün bir marka niteliğini haiz bulunduğunu, davalı Kurum kararlarının da bu durumu destekler nitelikte olduğunu, nitekim davalı nezdinde gerek müvekkil şirket adına gerekse dava dışı kişiler adına 02. sınıfta tescil edilmiş birçok renk markası bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için müvekkil başvurusuna konu "uzay gri" ibaresinin redde konu emtialar yönünden renk/vasıf bildirdiği kabul edilse dahi renklerin 6769 sayılı Kanun uyarınca marka olarak tescil edilebileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.