Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usûl hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.12.2006 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.04.2007 tarihli kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

3. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 14.10.2010 tarihli kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

4. Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada; Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2011 tarihli kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

5. Sanığın denetim süresi içerisinde yeniden kasten suç işlemesi üzerine yapılan yargılamada; Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında kurulan önceki hükmün aynen açıklanmasına ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği, zamanaşımı süresinin dolduğuna, 2005 yılında psikolojisinin bozuk olduğu için raporu bulunduğuna ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.

Dava konusu olay; sanık ... ve inceleme dışı diğer sanıkların, bazı turizm acentelerini satın alma bahanesiyle yürüttükleri pazarlık sürecinde, mağdure ile birlikte birçok kişinin kredi kartı bilgilerini ele geçirdikleri, sanığın ele geçirdiği mağdureye ait kredi kartı bilgileriyle müşteki Sakine'ye ait bilgisayar dükkanından mail order yöntemi ile alışveriş yapmaya çalıştığı sırada polis tarafından yakalandığı iddiasına ilişkindir.

1. Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereği belirlenen 15 yıllık olağan zamanaşımı süresinin henüz gerçekleşmediği anlaşılmakla, sanığın bu yöndeki temyiz itirazı reddedilmiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği, sanığın mahkumiyetine dair kararda isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, sanığın diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Ancak; başkasına ait banka veya kredi kartlarının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan hüküm kurulurken, temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçelerle adli para cezasına esas birim gün sayısının, alt sınırın üstünde belirlenerek hükümde çelişkiye neden olunması 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesine aykırı ise de, bu hususun 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 322 nci maddesi gereğince Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenle Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2022 tarihli ve 2021/456 Esas sayılı kararında sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden
hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği 5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasına esas alınan 120 günün 5 güne, teşebbüs hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümde yer alan 60 günün 2 güne, aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile belirlenen 50 günün 1 güne, 52 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca günlüğü 20.00 TL'den hükmolunan 1.000,00 TL adli para cezasının ise 20.00 TL'ye indirilmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2024 tarihinde karar verildi.