Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı olan aracın 4.5.2015 tarihinde sürücü ...in sevk ve idaresindeyken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek yol kenarındaki kaldırıma çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 2.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının davalı şirketin azami poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydı ile olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 22.06.2018 tarihli dilekçesiyle talebini 225.885,48 TL'ye ıslah etmiştir.

Davalı...Sigorta vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, poliçedeki kişi başı sakatlık ve ölüm teminatlarının ise kaza tarihi itibariyle 290.000,00 TL. olduğunu, poliçede davacının sürekli maluliyet hallerinin teminat altına alındığını,bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilmesi için davacının sürekli sakatlığının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden alınacak rapor ile ispatlanması gerektiğini, davacıya ödeme yapılmış ise yapılan ödemelerin tazminat hesabı yapılması halinde bu hesaplamadan düşülmesi gerektiğini, davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespiti gerektiğini, müterafik kusur için kazada kusurlu olmak değil kaza sonucu oluşan zararın vukusunda kusur sahibi olma koşulunun arandığını, hatır taşıması nedeniyle zarar miktarından indirim yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tazminat belirlenirken; bilinen ücret, belirlenebilir bir ücret yoksa asgari ücretin baz alınması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderlerine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmamasını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 04.05.2015 tarihinde meydana gelen kazada davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının %36.2 oranında malul kaldığı, araçta yolcu olarak bulunan davacının kusurunun bulunmadığı, hesaplanan zararın kaza tarihinde cari poliçe limitlerini aşmadığı ve davalı ... şirketinin poliçe kapsamında ve sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olması nedeni ile davacının uğradığı zararı ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 225.885,48 TL maddi tazminatın 2.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 18.11.2015 tarihinden, 223.885,48 TL'sinin ıslah tarihi olan 22.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; uyuşmazlık haksız eylemden kaynaklandığından tüm tazminata dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken, bir kısmına dava tarihinden bir kısmına ise ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 1.500,00 TL gider avansı yatırmalarına rağmen mahkemece sadece 1.184,65 TL'ye hükmedildiğini, davacı tarafından yatırılan ıslah harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken bu konu ile ilgili hüküm kurulmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu olayda işleten-davacı arasındaki ilişki bakımından hatır taşıması bulunduğunu ayrıca davacının müterafik kusuru olduğunu, mahkemece müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; dosya kapsamında davacının kaza anında emniyet kemeri takmadığına ilişkin delil bulunmadığından müterafik kusur indirimi yapılmamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/50356 soruşturma numaralı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile ekindeki soruşturma belgelerinin incelenmesinde davacı ile davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün arkadaş olup olay tarihinde kaza yapan araçta hatır için taşındığının davalı tarafça ispatlanamadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde, dava ve ıslah dilekçesinde zararın tamamı için kaza tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmuş olduğuna ve davadan önce davalı ... şirketine başvuru yapılmadığına göre, zararın tamamı için dava tarihinden itibaren temerrüt halinin gerçekleştiği ve bu durumda, ıslah ile artırılan tazminat miktarı bakımından da dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile 225.885,48 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 18.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı, sürücü ile arkadaş olduğundan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacının emniyet kemeri takmadığı için tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu'ndan alınması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,51,52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,87,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2. (a) Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.

Dosyadaki belge ve bilgilerden, davacının yolcu olduğu araçta bulunan diğer yolcu İlyas' ın ifadesinde Müzeyyen' in ön koltukta oturduğunu beyan ettiği, yaralanmasının lomber vertebra ve pelvis kırığı olduğu, maluliyetin omurga arızasından meydana geldiği dikkate alındığında kaza sırasında emniyet kemeri takmadan seyahat ettiği anlaşılmaktadır.

Şu halde davacının emniyet kemeri takmadan yolculuk ettiği dikkate alınarak yerleşik içtihatlarımıza göre yukarıdaki yasal düzenleme kapsamında davalı lehine %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru değildir.

2. (b).2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.

Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada yalnızca ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir.

Somut olayda; davalı vekilince davaya cevap ve istinaf dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında davacı, araç sürücüsü ile arkadaş olduklarını beyan etmiş, kazanın da davacı yolcunun arkadaşı olan araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki araçta iken meydana geldiği anlaşılmıştır. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalının süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Değerlendirme bölümünün (2 .a) ve (2.b) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.