SAYISI: 2022/911 E., 2022/1424 K.
SAYISI: 2017/441 E., 2019/552 K.

Taraflar arasındaki asıl davada el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil karşı davada ise temliken tescil terditli tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı- karşı davalı vekili ve davalılar-karşı davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar-karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu taşınmazın yeni maliki olduğunu, davalıların hiçbir hakka dayanmaksızın taşınmazı işgal ettiklerini ileri sürerek el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil talep etmiştir.

1. Davalı ..., usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır.

2. Diğer davalılar-karşı davacılar vekili cevap dilekçesinde; eski malikinden haricen satın alan iyi niyetli müvekkillerinin taşınmazı yapılar inşa edip, ağaçlar dikerek uzun süredir malik sıfatıyla kullandıklarını, davacının taşınmazın mevcut durumunu bilerek satın aldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise, müvekkilleri lehine temliken tescil terditli tazminat istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne, el atmanın önlenmesine, yapıların yıkımına, davacı lehine ecrimisile, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ve davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davacı vekili; aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan her bir davalı aleyhine ayrı ayrı vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalılar vekili, harici satış sözleşmelerinin ispatlandığını, müvekkillerinin haksız işgalci olmadıklarını, iyiniyetli olduklarını, müvekkillerinin dava konusu taşınmazda yıllardır malik sıfatı ile zilyet olduğunu, davacının bilerek taşınmazı satın aldığını, temliken tescil koşullarının oluştuğunu, TMK m. 723 uyarınca müvekkillerine tazminat ödenmesi gerektiğini, vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, harici satış sözleşmelerinin geçersiz olması nedeniyle davalıların haksız işgalci oldukları, iyiniyetli kabul edilemeyecekleri, ancak ihtiyari dava arkadaşı olan davalılardan ayrı ayrı vekalet ücreti, harç ve yargılama gideri alınması gerektiği açıklanarak istinaf başvurusunun yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili, istinaf başvurusundaki gerekçeleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil karşı davada ise temliken tescil terditli tazminat istemine ilişkindir.

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 992,723,724,683 ve devamı maddeleri

3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."

Dosyadaki fen bilirkişi raporunda F ile gösterilen alandaki yapının davacının kullanımında olduğu, diğer yapıların ise davalıların kullanımında olduğu belirtilmiş olmasına karşın Bölge Adliye Mahkemesince yıkılacak yapılar belirtilmeksizin ayrım yapılmadan taşınmaz üzerinde bulunan yapıların yıkımına karar verilmiş olması infazda tereddüt oluşturacağından hükmün bozulması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.