Esastan ret

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı ... yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davacı ... yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalılar arasında ... yıllardır süre gelen bir ticaret ilişkisi bulunduğunu, aralarında faturalı şekilde alışveriş yapıldığını, müvekkillerinden ...'in sahip olduğu işletmenin başına babasının rahatsızlığı sebebiyle ticari tecrübesizliği olmasına karşın yine de müvekkili ...'in geçmek durumunda kaldığını, müvekkili ...'in söz konusu rahatsızlıkları sebebiyle 8 ameliyat geçirdiğini yaşanan olaylar dolayısıyla iyileşemeden olayların ... olduğu sıkıntı ve stres sonucunda akciğer kanserine yakalandığını ve hala tedavi gördüğünü, davalıların kendi aralarında işbirliği yapmak sureti ile müvekkilinden aldıkları boş senetlerine karşılık vermeyi taahhüt ettikleri malları vermedikleri gibi bir de doğmamış borç için ipotek alacaklısı konumuna geldiğini, daha sonra bu boş senetleri ile ilgili İstanbul 35. İcra Müdürlüğünde 2013/3890 E. sayılı icra takibi yapıldığı ve burada müvekkillerden ...'e ait İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi, Küçükçekmece Mah. 820 parsel sayılı olan taşınmazın hiç doğmamış bir borç sebebiyle satılmasına sebep olunduğunu, müvekkilinin ticari defterlerine göre icra takibine konu olan ve bu icra takibi sonucunda evleri satılan tutar karşılığındaki malın müvekkiline teslim edilmediğini, tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde taraflar arasında ... bir alışveriş ve ... bir borç olmadığının açıkça görüleceğini, müvekkilinin davalılardan ...'dan almak istediği mallar için ... olduğu boş senetler diğer davalı şirkete ciro edilmek sureti ile verildiğini, davalıların kendi aralarında muvazaalı olarak işlem yaptıklarını ileri sürerek müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespiti ile, İstanbul 35. İcra Müdürlüğünde 2013/3890 E. sayılı icra takibinin tüm sonuçları ile birlikte iptaline, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

1. Davalı Kumtel Şirketi vekili cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz dava hakkında yetki ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, müvekkili şirket adresinin Kayseri olduğundan yetkili yer Kayseri Mahkemeleri olduğunu, yetki itirazlarının kabul edilerek işbu davanın usulden reddedilmesini, davacı tarafın dava dilekçesinde kötü niyetle ve maddi menfaat amacıyla tamamen asılsız beyanlarla senetlerin karşılıksız olduğunu iddia ettiğini, ancak bu hususu ispat edecek hiçbir somut delil sunmadığını, senetlerin karşılıksız olduğunu ispat yükünün borçlu durumda olan davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın işlerinin kötü gitmesi sonucu müvekkili Kumtel AŞ’ye olan borçlarını ödeyemediğini, bunun sonucunda ticari manada çıkış yolu bulamayan davacı tarafın müvekkiline asılsız iddialarda bulunarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, aksi halde hayatın olağan akışı düşünüldüğünde basiretli bir iş adamı gibi davranması gereken davacıların, büyük bir şirket olan müvekkili Kumtel AŞ.’ye boş senet vermesinin mümkün olamayacağını, aradan geçen zaman ve icra takibine davacıların kayıtsız kalması borca veya dayanak belgelere itirazların yapılmamış olması nedeniyle usul ve esas yönünden haksız olduğu açık olan davanın ‘hastalık’ bahanesi ile yeniden dava edilmesinin mümkün olmayacağını, davacıların basiretli bir tacir gibi davranmadıklarını, müvekkili şirketten talep ettiği ürünleri almasına rağmen ürün bedellerini ödemediğini, bu sebeple müvekkili şirketi ticari anlamda zarara uğrattıklarını savunarak davanın reddi ile davacıların %20’den az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusunun belirlenebilir nitelikte olduğunu, belirsiz dava açılamayacağını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacı ...'in aktif husumet ehliyetinin olmadığını, dava dilekçesinde açıklanan hususları ve iddiaları kabul etmediklerini, senede karşı senet kuralı gereğince davacının iddiasını senetle ispatlamak zorunda olduğunu, tanık deliline muvafakatlerinin olmadığını savunarak davacı ...'nın davasının husumetten, davanın dava şartı yokluğundan olmazsa esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların, keşideci davacı ... ile lehdar davacı ... arasındaki ... ilişkiye dayalı olarak bedelsizlik iddiasında bulunmadığı, lehdar ile davalılar arasındaki ... ilişkiye dair defi ileri sürdüğü, buna göre keşideci davacı ... ...'ın bu davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, diğer yandan, davaya konu bonoların düzenlenme sebebinin gerçekleşmediği iddialarının davacı tarafından yazılı delil ile ispatlanamadığı, davacı tarafın yemin teklifinde de bulunmayacaklarını beyan ettiği gerekçeleriyle, davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, diğer davacı tarafından açılan davanın ise, esastan reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalılar arasında bir ticari anlaşma olarak (bir ... ilişkisinin ispatı amacı ile) imzalanan boş senetlere karşılık müvekkillerinin herhangi bir mal dahi almadığını, davalıların bu senetleri gerçeğe aykırı şekilde doldurarak müvekkilleri aleyhine 560.000,00 TL borç olduğundan bahisle icra takibi başlattığını,
müvekkilleri ile davalılar arasında ... yıllardır süre gelen bir ticaret ilişkisi bulunduğunu, aralarında faturalı şekilde alışveriş yapıldığını, müvekkillerinden ...'in sahip olduğu işletmenin başına babasının rahatsızlığı sebebiyle ticari tecrübesizliği olmasına karşın yine müvekkili ...'in geçmek durumunda kaldığını, bu tecrübesizlikten yararlanan davalıların, kendi aralarında işbirliği yapmak sureti ile müvekkilinden aldıkları boş senetlerine karşılık vermeyi taahhüt ettikleri malları vermedikleri gibi bir de doğmamış borç için ipotek alacaklısı konumuna geldiklerini, müvekkilinin davalılardan ...'dan almak istediği mallar için ... olduğu boş senetlerin diğer davalı şirkete ciro edilmek sureti ile verildiğini, davalıların kendi aralarında muvazaalı olarak işlem yaptığını, daha sonra bu boş senetlerle ilgili olarak; İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nde 2013/3890 E. sayılı icra takibinin başlatıldığını, davacı ...'e ait İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi, Küçükçekmece Mah. 820 parsel sayılı olan taşınmazın hiç doğmamış bir borç sebebiyle satılmasına sebep olunduğunu, ticari defterler incelendiğinde, müvekkilleri ile davalılar arasında 560.000,00 TL tutarında bir alışverişin mümkün olmadığının açıklıkla görüleceğini, 2012/2013 yıllarında davalılar ile müvekkilleri arasında toplam 53.358,28 TL ticari ilişki kurulmuşken 560.000,00 TL senet imzalanmasını gerektirecek bir ilişkinin kurulmuş olmasının imkan ve ihtimali olmadığını, davalıların senetler karşılığında müvekkillerine mal verdiklerini hiçbir surette ispatlayamadıklarını, bu mal teslimatına ilişkin fatura, belge, irsaliye, alındı ibrası, cari defterler vb. belgelerden hiçbirisini mahkemeye sunmadıklarını, yine davaya konu borcu doğuran senetler incelendiğinde, nakden veyahut malen ibaresinin de olmadığını, bu durumda borç doğumunun bir emtia karşılığı olması gerektiğini, bu yönüyle de incelendiğinde senetlerin borç doğuran mahiyette olmadığını, mevcut bir borcun oluşması için ticari edimlerin ... taraflı olarak yerine getirilemediğinin görüldüğünü, İlk derece mahkemesi tarafından tarafsızca seçilen bilirkişi raporunda ;"Diğer yandan davalı ...'ın dava konusu tüm senetleri ciro ederek diğer davalı Kumtel A.Ş. Ye ... olduğu dikkate alındığında bu senetlerin Kumtelden tedarik edilecek ürünler için davacı tarafından davalı ...'a avans niteliğinde verilmiş olan senetler olabileceği düşünülmekle davalı ...'ın davacı yana düzenlediği fatuıra toplamının senet bedellerinden çok düşük olması karşılığında, bu yönde bir ticari alışveriş tesis edilmiş ise dahi teslimin gerçekleşmemiş olduğunun değerlendirilmesi gerektiği...."şeklinde ifadelere yer verildiğini, davalıların kötü niyetli olduğunu ve aralarında ticari ve organik bağ bulunduğunu, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası içerisinde mevcut, müvekkillerinin ... olduğu çek yapraklarının karşılıksız bedellerinin yine Kumtel Dayanıklı Tüketim Malları Plas. San. ve Tic. A.Ş. firması tarafından tahsil olunduğunu, müvekkillerinden basiretsiz bir tacir gibi davranan ...'in öncelikli olarak çekleri teslim ettiğini, daha sonra kendisine mal teslimi olmadığından bahisle çekleri ödemeyeceğini beyan ederek, ... olduğu çeklerin iadesini talep ettiğini, davalılar tarafından müvekkillerden ...'e yapılan teklif üzerine avans senetler düzenlettirilip çek yapraklarını iade edecelerini bildirdiklerini, ancak çeklerin iadesinin de söz konusu olmadığını, zira, çek bedellerinin davalı Kumtel tarafından tahsil edildiğini, bu durumun bankaya yazılacak bir müzekkere ile kolayca ispatlanabileceğini, Müvekkili ve davalılar arasındaki ticaretin hacmi, davalıların bu senetlere karşılık olarak ... oldukları malı hiçbir surette ispatlayamıyor olması göz önüne alındığında senetlerin boş olarak imzalanıp, anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğunun açıkça görüleceğini, müvekkillerinin borçlusu olmadıkları bir borcu ödemeye mecbur bırakıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... hakkında verilen karara yönelik olarak bir istinaf başvurusunda bulunulmamış olması nedeniyle davacı ... ... hakkında verilen karara yönelik istinaf istemlerinin incelendiği, davacı ..., davaya ve icra takibine konu senetlerde lehdar olarak yer aldığı, senetlerin avans olarak verildiği iddiasının ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının belirtilen hususu yazılı delille ispatlamak zorunda olduğu, ancak mevcut delil durumuna göre, davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getiremediği gibi yemin deliline başvurmayacağını da beyan ettiği dikkate alındığında davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizliğin görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, icraya konulan 14.02.2013 vade tarihli sekiz adedi 60.000,00 TL bedelli, bir adedi 80.000,00 TL bedelli keşidecisi davacı ..., lehdarı davacı ..., birinci cirantası davalı ..., ikinci cirantası davalı ... ve hamili davalı şirket olan bonolar sebebiyle davacıların davalılara borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.