Esastan ret

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesinde Koçören OSB Mahallesi 103.cad. No: 17 adresinde sulama borusu üretimi işi yapmakta olduğunu, müvekkili şirketin kendi adına kayıtlı ve üretim yaptığı taşınmazın bir bölümünü farklı zamanlarda a)Mm Moda Grup Tekstil San. Tic.Ltd. Şti Şanlıurfa Eyyübiye Şubesi, b) Ciro Enerji Tekstil Yatırım Sanayi ve Dış Tic. A.Ş. C) Çalıkan Tekstil Ürünler İnşaat Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. d) Çivit Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli kiracılara kiraya verdiğini, kiracılar ile yapılan sözleşmeler neticesinde unvanları yazılı şirketlerin farklı zamanlarda müvekkil tarafından kiraya verilen bölüme adreslerini alarak ticaret yaptığını, bir süre kiracılar tarafından kullanılan bölüm kiracıların iflas etmesiyle/tasfiye olmasıyla/iş bırakması ile boşaltıldığını, Şanlıurfa Ticaret Sicil Müdürlüğünden adres kayıtlarını sildirmediklerini, adrese haciz işlemlerinin yapılması nedeniyle müvekkil şirketin mağduriyeti doğduğunu ileri sürerek belirtilen adreste müvekkili dışındaki şirketlerin faaliyetinin olmadığının tespiti ile Şanlıurfa Ticaret Sicil Memurluğunda müvekkili şirketin adresinde kayıtlı tüm şirketlerin adres kayıtlarının silinmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) ve Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine göre tescil ve terkinin ancak ilgililer tarafından istenebileceği, davacı şirketin hakkında talepte bulunulan şirketlerle ilgili olarak tescil, terkin, değişliklik ve silme talepleri konusunda Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuruda bulunmak hakkı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, iflas eden şirketlerin adreslerinin müvekkil şirketin bulunduğu adreste görünmesi nedeniyle, müvekkil şirketin ticaretini ve varlığını devam ettirdiği adrese haciz işlemlerinin yapılması nedeniyle müvekkili şirketin mağduriyet yaşadığını, her ne kadar müvekkil şirket Şanlıurfa Ticaret Sicil Müdürlüğüne 17.02.2020 tarihinde yazılı dilekçeyle başvuruda bulunmuş ise de Şanlıurfa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından “bahsi geçen şirketler ile müvekkil şirketin adreslerinin aynı adres olarak görünmediği, ayrıca ... veya tüzel kişiliklerin herhangi bir tescil için gerekli evraklar ile birlikte ticaret sicil müdürlüklerine başvurularını Ticaret sicili yönetmeliğinin 134. maddesinde kimlerin yapabileceği sayılmıştır” denilerek taleplerinin reddedildiğini, müvekkil şirketin eski adresinin Organize Sanayi Bölgesi 3 cadde No: 17 iken 29.03.2018 tarihinde numarataj sisteminde yapılan çalışmalar sonucunda Organize Sanayi Bölgesi 103.cadde No: 17 olarak güncellendiğini, yani her iki adres gerçekte aynı adres olduğunu, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin numarataj çalışmaları sonucunda güncelleme işlemi yapıldığını, Ticaret Sicil Müdürlüğünce iflas eden şirketlerin adreslerini resen kaldıramayacaklarını ve ancak mahkeme kararıyla böyle bir durumun söz konusu olabileceğinin beyan edildiğini, yerel mahkeme dava dilekçesinde bahsettikleri nedenleri göz önünde bulundurmayarak tescil talep ve tescil değişikliği ve silme talepleri ancak ilgililer tarafından istenebileceğini belirterek davanın reddine karar verdiğini, ancak bahsettikleri nedenlerden ötürü müvekkilin eski kiracıları olan şirket yetkililerine ulaşamamalar nedeniyle dava açma yoluna başvurduklarını, müvekkil şirkete eski kiracıların borçlarından dolayı hacizler geldiğini, yapılan bu hacizler nedeniyle her seferinde müvekkilinin yapılan hacze itiraz ettiğini ve istihkak davası açmak zorunda kaldığını, bu durumun müvekkili için artık katlanılması zor bir hal aldığını, yerel mahkemenin 2 ayrı hususta yanılgılı karar verdiğini, kendilerinin hiçbir şirketin ticaret sicile tescilini ya da terkinini talep etmediklerini, ticaret sicilinde varlığını koruyan yukarıda sayılı şirketlerin açıkladıkları adreste artık bulunmuyor olduğu hususunun tespiti ile ticaret sicilinde bu hususun düzeltilmesini talep ettiklerini, mahkemenin kararında 6102 sayılı Kanun'un 28,34 üncü maddeleri ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22 nci maddesine atıfta bulunularak burada sayılan kişilerden olmadıkları gerekçesiyle başvuru haklarının olmadığı belirtildiğini, oysa ki kanun maddelerinde ilgililerin kim olduğu sayma yolu ile yazılmadığını, sayma yolu ile yazılanlar ilgililerin yetkili kişileri olduğunu, dolayısıyla müvekkil şirketin ilgili olmadığı hususunda bir düzenleme mevcut olmadığını, dolayısıyla sayılan ilgililerden olmadıkları gerekçesiyle davanın red edilmiş olmasını usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, Ticaret Sicil Müdürlüğü işlemine itiraz ile tespit istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 28 ve 34 üncü maddeleri, 28541 sayılı Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22 nci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.02.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.