Kabul

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince sözleşmede kalem kalem yazılan mahiyeti belirli 167.000,00 TL ve şifahen üzerinde anlaşılan 13.000,00 TL karışık mal olmak üzere 180.000,00 TL değerindeki malların teslimi karşılığında aynı tarihte davacı şirkete 9 adet çek verildiğini, malların sözleşmede belirtilen tarihte teslim edilmediğini, daha sonra davalı şirket tarafından bir kısım mal teslim edildiğini ancak 107.478,00 TL tutarındaki malların teslim edilmediğini, malların teslimi için gönderilen ihtarnameye olumlu bir yanıt alamadıklarını, teslim edilen 9 adet çekin bedelsiz olarak davalının elinde bulunduğunu ileri sürerek müvekkilinin 30.09.2019 tarihli 20.000,00 TL bedelli, 30.10.2019 tarihli 20.000,00 TL bedelli, 30.11.2019 tarihli 20.000,00 TL bedelli, 30.12.2019 tarihli 20.000,00 TL bedelli, 30.01.2020 tarihli 20.000,00 TL bedelli, 30.02.2020 tarihli 20.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin müvekkili şirkete iadesine, aksi takdirde 107.478,00 TL'lik toplam çek bedelinin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin 167.000,00 TL tutarında mal teslim etme yükümlülüğü altına girdiğini ve davalıya teslim etmesi gereken malların sözleşmede ayrıntılı olarak belirtildiğini, davacı vadeli çek ile ödeme yapacağından 180.000,00 TL bedelli çek verdiğini, sözleşmede belirtilen 167.000,00 TL dışında 13.000,00 TL tutarında mal teslim edileceği hususunda şifahi anlaşma olduğu iddiasının doğru olmadığını, müvekkilinin davalıya teslim etmesi gereken malları teslim ettiğini ve buna ilişkin fatura düzenlendiğini, çeklerin bedelsiz kaldığı yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmeye karşılık davalının KDV dahil 72.522,00 TL mal gönderdiği, davacının verdiği çeklerden 180.000,00 TL karşılık 72.522,00 TL mal aldığı, faturayı düştükten sonra 107.478,00 TL malı almadığı yönünde görüş belirtildiği, davalının dava konusu çekler karşılığında üstlendiği edimi yerine getirmediği, defterlerini mahkememize ibraz etmediği, bilirkişi incelemesinden bu suretle kaçındığı, bu sebeple 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220-222 ... maddeleri hükümleri uyarınca davacı taraf defter ve kayıtları ve bu doğrultuda düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece 3 adet çekin vade tarihlerinde bir günlük maddi hata yapıldığını, 3 adet çekin vade tarihlerinin 31.12.2019-31.01.2020-29.02.2020 olması gerektiğini belirterek sözkonusu maddi hatanın düzeltilmesi talebi ile istinaf talebinde bulunmuştur.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucu hatalı oluşturulduğunu, raporda davacının dava dilekçesi ile belirtilen çeklerden farklı çekler üzerinde inceleme yapıldığını ve bu hatalı tespitin hükme esas alındığını, dava dilekçesinde belirtilen 30.12.2019,30.01.2020 ve 30.02.2020 tarihli çeklerin hiçbir zaman müvekkiline teslim edilmediğini, bu sebeple müvekkili şirkete hiçbir zaman teslim edilmeyen çekler üzerinden müvekkil şirket aleyhine hüküm kurulmasının açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunda müvekkili şirket ile davacının 180.000,00 TL mal teslimi hususunda anlaştığı varsayılarak tespitlerde bulunulduğunu ancak taraflar arasındaki sözleşme miktarının 167.000,00 TL olduğunu, davacı taraf vadeli çek ile ödeme yapacağından müvekkil şirkete 180.000,00 TL tutarlı 9 adet çek verildiğini, sözleşme konusu malların bizzat müvekkil şirket tarafından teslim edildiğini kanıtlamak üzere bildirdikleri tanık dinlenilmesi taleplerinin yanıt bulamadığını, müvekkilinin sözleşme konusu malları teslim ettiğinin dosyaya ibraz ettikleri whatsapp konuşmasından açıkça görüldüğünü, davanın kötü niyetli olarak gerçeğe aykırı beyanlarla taraflar arasında kırık olan malların fatura kesimi hususunda uyuşmazlık yaşanması sonucu ikame edildiğini, bu hususun ilk derece mahkemesi tarafından gözardı edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın dava konusu çekler karşılığında mal teslim ettiği yönündeki savunmasını ispatlayacak herhangi bir yazılı delil sunmadığı, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı, bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde görülmediği, dava dilekçesinde menfi tespit istenen çeklerden üçünün tarihleri konusunda maddi hata yapıldığı, dava konusu çeklerin tarihinin 31.12.2019-31.01.2020-29.02.2022 olduğu gözetilerek hatalı çek tarihleri belirtilmek suretiyle hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile, ... Suburcu Şubesine müzekkere yazılarak 30.09.2019 vade tarihli, 8075200 çek numaralı, 20.000,00 TL bedelli çekin 7.478,00 TL'lik kısmı, ... Şahinbey Şubesine müzekkere yazılarak 30.10.2019 vade tarihli, E4-2641841 çek numaralı 20.000,00 TL bedelli, ... Şahinbey Şubesine müzekkere yazılarak 30/11/2019 vade tarihli, E4-2641842 çek numaralı, 20.000,00 TL bedelli, ... Şahinbey Şubesine müzekkere yazılarak 31.12.2019 vade tarihli, E4-2641843 çek numaralı, 20.000,00 TL bedelli, ... Şahinbey Şubesine müzekkere yazılarak 31/01/2020 vade tarihli, E4-2641844 çek numaralı, 20.000,00 TL bedelli, ... Şahinbey Şubesine müzekkere yazılarak 29.02.2020 vade tarihli, E4-2641845 çek numaralı, 20.000,00 TL bedelli çekler sebebi ile davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; malların teslimine ilişkin ispat yükünün davalı tarafa ait olduğu değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince hatalı ve eksik inceleme sonucu oluşturulmuş bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, dosya kapsamından müvekkilinin tüm malları tam ve eksiksiz şekilde teslim ettiği ... olmasına rağmen bu hususun gözardı edildiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince bir kısım malların teslim edilmediği iddiasına dayanan menfi tespit istemine ilişkindir.

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.