Kısmen kabul

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait otelin demirbaşları ile birlikte davalılara satışına ilişkin sözleşme imzalandığını, resmi satışın gerçekleştiğini, 3.510.000,00 TL tutarlı fatura düzenlendiğini, bu bedelin 260.000,00 TL kısmının KDV olduğunu, sözleşmeye göre KDV’den alıcının sorumlu tutulduğunu, yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; satış vaadi sözleşmesinin noterde düzenleneceğini, dava konusu sözleşmenin şekil şartının bulunmadığını, 3065 Katma Değer Vergisi Kanunu’nun (3065 sayılı Kanun) 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (r) hükmüne göre kurumların aktifinde en az iki tam yıl süreyle bulunan taşınmazların satışının KDV’den muaf olduğunu, otelin 2016 yılından beri davacının uhdesinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında otel satışına ilişkin sözleşme düzenlendiği, sözleşmede satış çerçevesinde fatura kesme zorunluluğu doğacak olursa resmi satış bedeli üzerinden kesilecek faturanın KDV’sinin alıcı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacının 3065 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (r) hükmüne göre, KDV istisnalı satış yapabilme hakkı bulunmadığı, mükelleflerin istisnadan yararlanabilmesi için satışa konu taşınmazın en az iki yıl aktiflerinde tutmaları ve ana faaliyet konularının inşaat, gayrimenkul alım satımı, kiralanması işlemleriyle uğraşmamaları gerektiği, davacının ana faaliyet konusunun gayrimenkul alım satımı, imalat ve kiraya verme işleri olduğu, sözleşmede KDV’den alıcının sorumlu olacağının açıklandığı, faturanın davalıya 11.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği, 961,64 TL işlemiş faiz istenebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 260.000,00 TL asıl alacak, 961,64 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmede taşınmazın alıcıya teslim tarihinin 05.12.2019 olarak kararlaştırıldığını, 3065 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesine göre vergiyi doğuran olayın mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde malın teslimi veya hizmetin yapılması ile gerçekleşeceğini, vergiyi doğuran olayın anılan tarihte gerçekleştiğini, takibe konu faturanın 23.10.2019 tarihli olduğunu, 05.12.2019 tarihinde fatura kesilmesi gerekirken bu tarihte kesilmiş fatura bulunmadığını, 23.10.2019 tarihinde vergiyi doğuran herhangi bir olayın gerçekleşmediğini, bilirkişinin vergi hukuku alanında uzman olmadığını, davacının satışa konu taşınmazı 2016 yılından beri uhdesinde tuttuğunu, kiraya verilmesi konusunda herhangi bir belge bulunmadığını, davacının satış tarihi itibariyle en az iki yıl süreyle aktifinde bulunma şartını yerine getirdiğini, davacının 3 yıldır otel işlettiğini, otel olarak işletilen taşınmazın şirketin esas faaliyet alanı olan taşınmaz alım satımı konusuyla ilgili olmadığını, mahkemece taşınmazın fiili durumunun belirlenmesi, istisna kapsamında olup olmadığının, Gelir İdaresi Başkanlığı ve Balıkesir Vergi Dairesinden sorulması gerektiği halde herhangi bir araştırma yapılmadığını, davacı lehine 26.717,31 TL vekalet ücreti verildiğini, asıl alacak miktarına göre 26.650,00 TL olması gerektiğini, kısmen kabul kararına rağmen davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı her ne kadar taşınmazı iki yıl süre ile üzerinde bulundurmuş ise de ticaret sicil kaydına göre, taşınmaz alım satımı konusunda da faaliyette bulunduğu, bu nedenle istisna kapsamından yararlanılamayacağı, mahkemece asıl alacak ve işlemiş faiz tutarı üzerinden davacı lehine vekalet ücreti takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak işlemiş faiz yönünden 1.218,09 TL yönünden talep reddedildiği halde davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının davasının kısmen kabulüne, davalıların Bandırma 1. İcra Dairesinin 2019/4797 E. sayılı dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptaline, takibin 260.000,00 TL asıl alacak, 961,64 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya dair istemin reddine, icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile; asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 52.000,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 26.717,31 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 1.218,09 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, tacirler arası taşınmaz satışı işlemine ilişkin faturadan kaynaklanan KDV alacağının ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2.3065 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (r) hükmü.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.