İlk Derece Mahkemesince sanık (... oğlu) ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ile bu suça yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanıklar ... ve (... oğlu) ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet ve mala zarar verme suçlarından verilen beraat kararları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları dikkate alındığında 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanıklar ... ve (... oğlu) ... hakkında tasarlayarak ve kan gütme saiki ile kasten öldürme suçlarından kurulan mahkûmiyet, sanıklar ..., ..., ..., ... ve (... oğlu) ... hakkında tasarlayarak ve kan gütme saiki ile kasten öldürme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.Sanıklar ... ve (... oğlu) ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2019 tarihli ve 2014/97 Esas, 2019/535 Karar sayılı kararları ile;
1) Sanıklar ... ve (... oğlu) ... hakkında tasarlayarak ve kan gütme saiki ile kasten öldürme suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesi yollamasıyla 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (j) bentleri, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,
2) Sanık (... oğlu) ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis ve 10.000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluklarına ve 20 eşit taksitlendirmeye,
3) Sanıklar ..., ... ve ... hakkında 2 kez tasarlayarak ve kan gütme saiki ile kasten öldürme suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine,
4) Sanıklar ... ve (... oğlu) ... hakkında 2 kez tasarlayarak ve kan gütme saiki ile kasten öldürme, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet ve mala zarar verme suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine,
Karar verilmiştir.
B. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.02.2021 tarihli ve 2020/674 Esas, 2021/181 Karar sayılı kararları ile;
Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekilinin, o yer Cumhuriyet savcısının (sanık ... aleyhine), sanık (... oğlu) ... müdafiilerinin, sanık ... müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
Beraatlerine karar verilen sanıklar ..., ..., ..., ... ve (... oğlu) ...'ün cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık (... oğlu) ... Müdafiilerinin Temyiz Sebepleri
Eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edildiğine, sanığın atılı suçu işlediğini gösterir, her türlü şüpheden uzak kesin, somut, inandırıcı bir delil bulunmadığına ilişkindir.
C. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edildiğine,sanığın atılı suçu işlediğini gösterir, her türlü şüpheden uzak kesin, somut, inandırıcı bir delil bulunmadığına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. 04.02.2012 günü ... İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlileri tarafından ... otogarı önünde 63 (...) (...) plakalı ... marka bir aracın ... namlulu silahlarla taranmak suretiyle araç içinde bulunan iki erkek şahsın öldürüldüğünün bildirmesi üzerine derhal olay yerine gidildiği, olay yerinde çok sayıda ... namlulu silaha ait kovan olduğunun, araç üzerinde çok sayıda mermi giriş delikleri bulunduğunun, araç içinde isimlerinin ... ve oğlu ... olarak olduğu öğrenilen iki kişinin vefat etmiş olduğunun görüldüğü ve soruşturma işlemlerine başlanıldığı, (... oğlu) ... ve ... oldukları tespit edilen sanıkların beyaz bir araç ile ... otogarının ... yolu tarafındaki merdivenlerin bulunduğu yere yaklaştığı ve durduğu, sanıklar ... ve ...'ün bu araçtan indikleri ve merdivenleri kullanarak peronların olduğu yere geldikleri, bir süre sonra sanık ...'in tuvaletler tarafına gittiği, maktuller ve ....'ın köyden ... otogarına ...'ı ... iline yolcu etmek için geldikleri, maktullerin otogarın... tesisleri tarafında araçlarını park ettikleri, maktullerin geldiğini gören sanık ...'in tuvalet tarafından çıkarak maktullerin aracına doğru yöneldiği ve baktığı, daha sonra araçtan ..., ..., .... ve küçük bir çocuğun indiği, sanıklar ... ve ...'ın peronların olduğu yerde dolanarak maktullerin bulunduğu yeri kontrol ettikleri, maktullerin ...'ı otobüse bindirmesi ile otogardan hareket etmeye
başladıkları, maktullerin yukarıda anlatıldığı şekilde hareketlerini izleyen ve araçlarına doğru yöneldiğini gören sanık (... oğlu) ...'ün yol kenarında merdivenlerin orada bekleyen araca yöneldiği, sanık (... oğlu) ...'in merdivenleri kullanarak aracın olduğu yere gittiğinde aracın sağ kapılarının olduğu tarafa yöneldiği ve sağ kapılardan birinin açıldığı, sanık ...'ün de hızlı adımlarla merdivenlere yani aynı marka araca doğru gittiğinin görüldüğü, aracın sağ tarafından aracın içine geçip oturduğu, bu sırada maktullerin aracının ... yolu üzerinden otogar kavşağına doğru giderken sanıkların geldiği aracın arkasından geçtiği, maktuller araçla kavşağa geldiğinde sanık (... oğlu) ...'ün araçtan aldığı ve olayda kullandığı fakat ele geçirilemeyen silah ile maktullerin aracına ateş etmeye başladığı, akabinde sanıkların bulunduğu aracın ... istikametine doğru hızla ilerlediği, ... istikametine dönük olarak girdiği, aracın bir müddet ilerledikten sonra refüj arasından U dönüşü yaparak ... istikametine doğru ilerlediği, ... Adli Tıp Kurumunda yaptırılan klasik otopsi ile her iki maktulün de ateşli silah yaralanması ile gelişen organ harabiyeti ve kanama sonucu öldüğü belirtilmiştir.
2. 2009 yılında öldürülen ... oğlu ... ...'ün öldürülme olayı ile ilgili olarak yürütülen soruşturmanın şüphelileri olan ... ... ve ... ... ...'in yapılan yargılamaları sırasında, söz konusu bu cinayetin aslında iddiaya göre 20-25 sene önce ...'ün ...'ın kardeşi ....'ı öldürmesi saikiyle, maktul ...'ın kardeşi, maktul ...'ın da oğlu olan .... ve ...'ın arkadaşı ... ... isimli kişiler tarafından işlendiği şüphesinin ortaya çıkması ve bu şüpheyi de ... ailesinin öğrenmesi üzerine ... ailesinin... ailesine husumet beslenmeye başlandığı, bu husumet sebebiyle zaman zaman... ailesi mensuplarının ... ailesi mensupları tarafından takip dahi edildikleri, 2009 yılında öldürülen ...'ün oğlu ... ...'ün .... ve ... ... tarafından öldürülmesi sebebi ile maktul ... ...'ün akrabası olan sanıkların... ailesinden olan maktulleri öldürdüğünün anlaşıldığı, bu hali ile iki aile arasında önceden bir öldürme olayının gerçekleştiği (... oğlu maktul ... ...), bu öldürme olayı ile dosyaya konu olay arasında çok kısa olmayan bir zamanın geçmiş olduğu, iki olay arasında bir nedensellik bağı bulunduğu zira ...'ün oğlu maktul ... ...'ün... ailesi tarafından öldürülmesi sebebi ile ... ailesi tarafından da... ailesine mensup olan maktullerin öldürüldüğü, sanıkların eylemlerini iştirak halinde görev bilinci içinde tasarlayarak ve kan gütme saiki ile işledikleri belirtilmiştir.
3. Sanıklar ..., ... ve ..., ... ve (... oğlu) ... hakkında tasarlayarak ve kan gütme saiki ile kasten adam öldürme suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de sanıkların beyanları incelendiğinde sanıkların suça karıştıklarına delalet edecek herhangi bir delil bulunmadığı, sanıkların aşamalarda verdikleri beyanlarının tutarlı olduğu, sanıklar açısından cezalandırmaya yetecek derecede kesin ve somut deliller bulunmadığı, olay günü 18: 20 sıralarında ... ve oğlu ...'ün Tıp merkezine geldikleri ve dosya içinde bulunan reçeteye göre 18: 21'de ... adına üst solunum yolu enfeksiyonu teşhisi ile kayıt yaptırdıkları anlaşılmakla bu durumun sanıkların olay ile irtibatlı olduğu veya sanıklar ... ve (... oğlu) ...'i azmettiren olduklarına dair delil teşkil etmediği, sanıklar ... ve ...
...'ün hastaneye gittiklerine yönelik beyanları dışında gelişen bir durumun dosya kapsamında mevcut olmadığı ve bunun dışında iddianamedeki şekli ile bir delilin de bulunmadığı, sanık ...'un olay günü sanıklar ... ve ...'ü ... Tıp Merkezi'nden araç ile alması ve verdiği ifadesinde korsan taksicilik yaptığını belirtmesi ile bu beyanlarının aksini ispat edebilecek bir delilin dosyada mevcut olmadığı, kamera kayıtları ve tanık ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde olay sırasında sanıklar ... ve (... oğlu) ... ile birlikte sanık ...'un otogarda bulunduğuna dair kesin ve somut bir delilin olmadığı, otogarda bulunan ve sanık ...'ün binmiş olduğu aracın farlarının açık olması halinin sanık ...'un aracın sürücüsü ve olayın müşterek faili olduğu anlamına net olarak gelemeyeceği, bu hususta da tam kanaate varılamadığı ve şüphe oluştuğu, sanık ...'in maktul ... ve sanık ...'ü peşpeşe olacak şekilde ankesörlü telefondan aramış olduğu, sanığın tevilli ikrarı ve kamera kayıtlarından sabit olmuşsa da bu durumun sanığın maktullere yönelik fiil açısından yardım eden sıfatı ile fail olarak cezalandırılabilmesi için kuvvetli ve somut delil teşkil edemeyeceği, ankesörlü telefon ile yapılan arama sonucu ne konuşulduğunun bilinemediği ve bu sebeple sanığın beyanları dışında bir arama gerekçesinin dosyada mevcut olmadığı, bu hali ile sanığın, sanıklar ... ve (... oğlu) ...'e söz konusu fiili gerçekleştirme yolunda ne şekilde yardım ettiğinin belli olmadığı, sanığın yardım eden sıfatı ile cezalandırabilmesi için dosyada mevcut deliller açısından şüphe oluştuğu, sanık (... oğlu) ...'ün olay günü evinde olduğuna ilişkin sanık beyanı ile dosyada mevcut tanık beyanlarının bulunduğu, sanık hakkında azmettiren sıfatı ile sanığın cezalandırılması talep edilmişse de sanığın oğlu ...'ü ne şekilde azmettirdiğine ilişkin dosyada bir delilin bulunmadığı belirtilmiştir.
4. Sanıkların savunmaları, katılanların beyanları, tanıkların anlatımları, kolluk tutanakları, kriminal raporlar, otopsi tutanağı, Jandarma Kriminal Raporu, Ulusal Kriminal Büro Raporu, HTS kayıtları, keşif sonucu alınan bilirkişi raporu, olay yeri inceleme raporu, diğer belgeler, nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmemiştir.
A. Sanık (... oğlu) ... Hakkında 6136 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanıklar ... ve (... oğlu) ... Hakkında 6136 Sayılı Kanun'a Muhalefet ve Mala Zarar Verme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
C. Sanıklar ..., (... oğlu) ..., ..., ..., ..., ... ve (... oğlu) ... Hakkında Tasarlayarak ve Kan Gütme Saiki İle Kasten Öldürme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan tüm raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, adîl yargılanma ve savunma hakkının ihlalinin söz konusu olmadığı, sanıklar ..., ..., (... oğlu) ..., ... ve ... hakkında tasarlayarak ve kan gütme saiki ile kasten öldürme suçlarından elde edilen delillerin 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca mahkûmiyetlerine yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde isabetsizlik bulunmadığı, eylemlerin sanıklar ... ve (... oğlu) ... tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanıklar ... ve (... oğlu) ...'ün mahkûmiyetlerine dair kararlarda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, katılanlar vekilinin, sanık (... oğlu) ... müdafiilerinin, sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
A. Sanık (... oğlu) ... Hakkında 6136 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Hüküm İle Sanıklar ... ve (... oğlu) ... Hakkında 6136 Sayılı Kanun'a Muhalefet ve Mala Zarar Verme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe başlığı altında (A) ve (B) paragraflarında açıklanan nedenlerle katılanlar vekilinin, sanık (... oğlu) ... müdafiilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar ..., (... oğlu) ..., ..., ..., ..., ... ve (... oğlu) ... Hakkında Tasarlayarak ve Kan Gütme Saiki İle Kasten Öldürme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe başlığı altında (C) paragrafında açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.02.2021 tarihli ve 2020/674 Esas, 2021/181 Karar sayılı kararlarında katılanlar
vekili, sanık (... oğlu) ... müdafiileri, sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanıklar (... oğlu) ..., ..., ..., ..., ... ve (... oğlu) ... hakkında kurulan hükümler yönünden oy birliğiyle, sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden sayın Üyeler ... ve ...'ın karşı oyları ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2024 tarihinde karar verildi.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.
Kanun’un 37. maddesindeki;
"(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası,üçte birden yarısına kadar artırılır" şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir.
Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır.
Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.
2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.
Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.
"Yardım etme" ise 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesinde;
"(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde,
"Bağlılık kuralı" da aynı Kanun'un 40. maddesinde;
"(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir" biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanun’un 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.
TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;
a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,
b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak,
Olarak sayılmıştır.
2- Manevi yardım ise;
a) Suç işlemeye teşvik etmek,
b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,
Şeklinde belirtilmiştir.
Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır.
Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.
Her ne kadar sanık ... hakkında maktullerin öldürülmesi suçlarına asli fail olarak katıldığı kabul edilerek cezalandırılmış ise de;
Sanık ...'ın olay sırasında bulunduğu aracı kullanan şahıs olmadığı, sanık ...'ın bu aracın ön veya arka sağ koltuklarından birisinde oturduğu, sanık ...'ın olayda silah kullanmadığı, olayda kullanılan silahın sanık ... oğlu ... tarafından kullanıldığı, sanık ...'ün bu silahı kullanmaması durumunda sanık ...'ı bu silahı kullanabileceği veya sanık ...'ın yanında ayrıca bir silah bulunduğu veya silah kullanabileceği hususunda aleyhine değerlendirilebilecek bir delil de elde edilemediği, dolayısıyla sanık ...'ın kimin kullandığı belli olmayan bu araçta bulunmasının sanık ...'ün silahını daha rahat biçimde kullanmasını kolaylaştırmadığı veya etkilemediği gibi maktullerin savunmalarını da zorlaştırmadığı, dolayısıyla TCKnun 37. maddesi kapsamında Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmasının söz konusu olmadığı, kendisi araç içerisinde bulunmasa dahi sanık ...'ün maktulleri aynı rahatlıkla öldürebileceği,
Bu itibarla Sanık ...'ın bu suçlara TCK'nın 39 uncu maddesi kapsamında Manevi yardım olarak
a) Suç işlemeye teşvik etmek,
b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek mahiyetinde kabul edilmesi gerektiği görüşündeyiz.