Esastan ret

Taraflar arasındaki harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli talep tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın alacak talebi yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... dışındaki davalılar arasına yapılan 13.11.2009 tarihli sözleşmeyle, davalılar adına iştirak halinde kayıtlı bulunan ... Köyü 74,255,307,518,530,576,643,769,819,876,988,1001,1021,1169,1193,188,1600,1935,2784,2982,3211,4521,4708,4709,4727 ve 4728 parsel sayılı taşınmazlar ile Kadıköy Köyü 69 parsel sayılı taşınmazı müvekkilinin tescil dışı satın aldığını, taşınmazların satış bedelinin davalılara ödendiğini, davalıların taşınmazların bedelini almalarına rağmen tapuda müvekkiline devir yapmadıklarını, taşınmazları davalılardan ... adına tescil ettiklerini belirterek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, mahkemenin aksi kanaate varacak olması halinde ise taahhütnamede belirtilen bedel ve cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davaya konu işlemin inançlı işlem olmadığını, müvekkili ile davacı arasında imzalanan taahhütnamenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Şile Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.01.2020 tarihli ve 2018/649 Esas, 2020/4 Karar sayılı kararı ile "...tapulu taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin sözleşmelerin resmi şekilde yapılmasının geçerlilik şartı olduğu... ancak geçersiz sözleşmeden ötürü karşı taraftan verdiklerinin iadesini isteyebileceği... davalı ...'ın ise tapu maliki olup davacı ile sözleşme yapan kişiler arasında bulunmadığı, bu hal ile tapu iptali tescil talebi reddedildiğinden tazminat davasının sözleşmenin tarafı olmayan ...'a yöneltilemeyeceği" gerekçeleriyle "...davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine... tazminat talebinin kısmen kabulüne...davalı ... yönünden davanın reddine..." karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların taahhütnameler ile satışın gerçekleşmemesi halinde müvekkili davacıya cezai şart ödeyeceklerini açık olarak kabul ettiklerini, bu düzenlemeye karşın mahkemenin cezai şarta hükmetmediğini, taraflar arasındaki işlemin inançlı işlem olduğunu, bütün davalıların vekili aynı olmasına rağmen iki ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini ve hesaplamanın yanlış olduğunu, cezai şartın feri nitelikte alacak olmasına rağmen onun üzerinde vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarihli ve 2020/1388 Esas, 2022/1468 Karar sayılı kararı ile "...davacının harici satış nedeniyle davalı yana ödediği ve davalı tarafça da inkar edilmeyen harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmininin gerektiği,.. hesaplamada işçi ve memur maaşlarındaki artış oranlarının dikkate alınmadığı anlaşılmış ise de bu yönde istinaf talebi bulunmadığı, hesaplama sonucu belirlenen miktarların davalılardan tahsiline ilişkin kararda isabetsizlik görülmediği... sözleşmenin feshinden dolayı artık ifaya bağlı olarak istenebilecek zararların tazmini mümkün olmadığı halde aynı anda cezai şarta hükmedilmesinde de mümkün olmayacağı, ayrıca rededilen cezai şart miktarları üzerinden AAÜT 7. maddesi uyarınca davalılar lehine vekalet ücreti hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçeleriyle "...davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV.C) numaralı bendinde belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.

Uyuşmazlık, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326 ıncı maddesi birinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 6098 Sayılı Borçlar Kanunun 179/1 inci ve 237 inci maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706 ıncı maddesi; Tapu Kanunu'nun 26 ncı maddesi; Noterlik Kanunu'nun 60 ıncı maddesi.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.