Yeniden hüküm kurularak davanın reddi
Taraflar arasındaki TÜRK PATENT Yeniden İnceleme Değerledirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 179919,2011/42122, 2004/17844,2011/43002, 2004/10868,2013/63721 sayılı ve "KANAL A", "KANAL A A+şekil", "KANAL A A+şekil", "KANAL A İSTANBUL A+şekil", "RADYO A", "RADYO A 87,5" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “A HBR RADYO” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, 2014/17391 kod numarasını ... başvuruya müvekkilince yapılan itirazın reddedildiğini, müvekkilinin tescilli markalarının ve sair kullanımlarının ortak unsurunun müvekkilinin seri markası haline gelmiş olan "KANAL A", "RADYO A", "A" ibareleri olduğunu, dava konusu başvurunun ise "A HBR RADYO" ibaresinden oluştuğunu, buna göre müvekkili markaları ile dava konusu başvurunun nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceğini, müvekkilinin markalarının ... yıllardır gerçekleşen kullanımlar sonucu ayırt edicilik kazandıklarını ve tanınmış marka haline geldiklerini, dava konusu başvurunun müvekkilinin markaları ile aynı/benzer sınıfları kapsadığını, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2015-M-12634 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TÜRK PATENT vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin birçok basın kuruluşunu bünyesinde barındıran Turkuvaz Medya Grubu şirketlerinden biri olduğunu ve Türkiye’nin önde gelen medya kuruluşlarından olduğunu, müvekkilinin "A" esas unsurlu tescilli markalarının olduğunu, "A" markası üzerinde kazanılmış hakkının olduğunu, mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine öngörülen şartların oluşmadığını, müvekkiline ait markaların tanınmış marka olması nedeniyle ... kitlenin yanılmasının mümkün olmadığını, bütünsel olarak markaların birbirine benzemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu başvurunun "a HBR RADYO" ibaresinden oluştuğu, kapsamında 16,38,41.sınıfta -kararda sayılı- mal ve hizmetlerin bulunduğu, itiraza dayanak markaların ise "KANAL A", "KANAL A A+şekil", "KANAL A A+şekil", "KANAL A İSTANBUL A+şekil", "RADYO A", "RADYO A 87,5" ibarelerinden meydana geldiği, koruma kapsamlarında 16,35,38,41.sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığı, davalı şirketin dava konusu markası kapsamında bulunan 38 ve 41. sınıf hizmetlerin tamamının davacının itirazlarına mesnet gösterdiği markalarının kapsamındaki hizmetler ile aynı olduğu, dava konusu başvurunun standart karekterle yazılmış "a HBR RADYO" ibaresinden oluştuğu, itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı "KANAL A", "KANAL A A+şekil", "KANAL A A+şekil", "KANAL A İSTANBUL A+şekil", "RADYO A", "RADYO A 87,5" ibarelerinden oluştuğu, dava konusu marka ile davacının markaları arasında 38 ve 41. sınıf hizmetlerin tamamı için 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas ihtimali bulunduğu, davacının tanmmışlık iddiasını tevsik edemediği, tanınmışlık iddiası tevsik edilse dahi somut uyuşmazlık kapsamında 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin dördüncü fıkrasından kaynaklı bir tescil engelinin oluşmayacağı, davalı şirketin dava konusu marka açısından kazanılmış hakkının bulunduğu, dava konusu YİDK kararının ulaşılan sonuç itibariyle yerinde olduğu, dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, davalı şirketin kazanılmış hak iddiasına dayanak yaptığı markalarının; 24.11.2011 tarihinde tescil edilmiş 2010/39713 numaralı "haber a", 04.08.2011 tarihinde tescil edilmiş 2010/39712 numaralı "haber a", 28.04.2016 tarihinde tescil edilmiş 2014/29370 numaralı "radyo a haber", 27.07.2012 tarihinde tescil edilmiş 2010/38445 numaralı "a haber", 04.06.2012 tarihinde tescil edilmiş 2011/17586 numaralı "a hbr", 07.03.2012 tarihinde tescil edilmiş 2011/05391 numaralı "a hbr" ibareli markalar olduğu, bu markaların asli unsurlarının "a" harfi olduğu, davalı şirketin kazanılmış hakka dayanak yaptığı markaları kapsamındaki emtianın dava konusu başvuru kapsamında tescil engeli bulunan hizmetleri içerdiği, davalı şirketin kazanılmış hakka dayandırdığı markalarının kullanımına ilişkin marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında sunulmuş delil bulunmadığı, savunmalar arasında ATV isimli televizyon kanalının 1993 yılında yayına başladığı, davacının "kanal a" ibaresiyle gerçekleştirilen yayınlarının ise 1997 yılında başladığının dile getirildiği, davacının dayanak yaptığı markaları arasında en eski tarihli olan 1997 yılında tescil başvurusu yapılmış olan 179919 (97/001302) tescil numaralı markası olduğu, hal böyle olunca heyetin bilgileri doğrultusunda yapılan araştırma neticesinde davacı ile davalı şirketin 1997 yılından bu yana aynı sektörde (radyo-televizyon yayıncılığı) faaliyette bulundukları, bu durumun, taraf markalarının yaklaşık 20 yıllık bir süredir birlikte var oldukları, somut uyuşmazlık kapsamında taraf markalarının birbirleri açısından çekişme konusu olmaktan çıktığı ve dava konusu marka için davalı şirketin kazanılmış hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu "a HBR RADYO" ibareli başvurunun, görsel, fonetik ve anlamsal olarak müvekkilinin tanınmış seri markası niteliğindeki "KANAL a", "RADYO a", "a" ibareli markaları ile iltibas yarattığını, dava konusu markanın, ortalama seviyedeki tüketici nezdinde müvekkilinin markaları ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında işletmesel ve idari bir bağ olduğu ve dava konusu markanın müvekkiline ait seri markalardan biri izlenimi uyandıracağı ... iken aksi yönde ittihaz edilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, basiretli bir tacir olan davalı şirketin, müvekkilinin tescilli ve tanınmış markaları ile birebir aynı okunan dava konusu marka tescil müracaatının iyi niyet kaideleri ile bağdaşmadığını, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunun denetim ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemmiştir.
2.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda, başvuru kapsamındaki 38. ve 41. sınıf hizmetlerin tamamı için 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi maddesi anlamında iltibas ihtimali olduğunun, ancak markalar arasında iltibas tehlikesinin olmadığının belirtildiğini, gerekçeli kararda taraf markalarının yaklaşık 20 yıllık bir süredir birlikte var oldukları, taraf markalarının birbirleri açısından çekişme konusu olmaktan çıktığı şeklinde bir tespite yer verilmiş ise de bu tespitin hatalı olduğunu, müvekkili ile karşı tarafın çekişmesizlik ve birlikte var olma durumunun söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konu başvurunun "a HBR RADYO" ibareli olduğu, başvurunun asli unsurunu oluşturan "a" harfinin, davalı şirketin 1993 yılından beri kullandığı ve adına tescil ettirdiği "a" harfinin yazım şekli ile aynı olduğu, dolayısıyla dava konusu başvuru yönünden davalı şirketin kazanılmış hakkının olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, davalı şirket vekilinin istinaf itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, başvuru kapsamında yer ... 38. ve 41. sınıf hizmetlerin tamamı yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi maddesi anlamında iltibas ihtimalinin bulunduğunun kabul edildiği ancak davalı şirketin, başvuru üzerinde kazanılmış hakkının olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer ... düzenlemeye göre değerlendirme yapılması gerektiği, dava konusu başvurunun, davalı şirketin 1993 yılından beri kullanıma konu ettiği daktilo yazım karakteri yazılan ve logo şeklinde kullanılan "a" harfi ile bu ibarenin altında yer verilen "HBR RADYO" ibarelerinden oluştuğu, "HBR" harfleri, "HABER" ibaresinin sessiz harflerini teşkil ettiğinden ayırt edicilikte geri planda olduğu, "RADYO" ibaresinin de ayırt ediciliğe katkısı olmadığından, başvurunun asli unsurunu ... bir biçimde yazılmış "a" harfi oluşturduğu, davacının itirazına mesnet markalarının bir kısmının düz yazı ile bir kısmının ise yine ... bir biçimde yazılmış "a" harfi ile bu ibareye eklenen "Kanal","Radyo", "İstanbul" ve "87,5" ibarelerinden oluştuğu, markaların asli unsurunu "a" harfinin oluşturduğu, taraf markalarının asli unsurunu oluşturan "a" harfinin ... başına ayırt ediciliğinin düşük olduğu, davalı şirketin "a" harfini, renk ve görünüm itibariyle farklı bir şekilde tertip ettiği, esasen bu şekildeki kullanımının eskiden beri devam ettiği, bu haliyle başvuruya görsel olarak ayırt edicilik sağlandığı, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde farklı işletmelere ait iki ayrı marka olarak algılanacakları, başvurudaki logo ve "a" harfi yazımının, davacının kullandığı görsel ve logodan farklı olduğu anlaşıldığından dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.09.2017 tarihli ve 2016/1616 E, 2017/4307 K. sayılı ilamında da tarafların ... biçimde yazılmış "a" harfinden oluşan markaları arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığının kabul edildiği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince taraf markalarının yaklaşık 20 yıllık bir süredir birlikte var oldukları, somut uyuşmazlık kapsamında taraf markalarının birbirleri açısından çekişme konusu olmaktan çıktıkları kabul edilmiş ise de, tarafların marka kullanımları farklı olduğu gibi taraflar arasında süregelen davalar gözetildiğinde bu tespitin yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, birlikte var olma koşullarının da gerçekleşmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeninden hüküm tesisine buna göre davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yinelemiş, müvekkili şirketin halka haber sunmaya 1993 yılında başladığını, müvekkilinin 1993'den bu yana yoğun yatırım yaparak kullandığı markasından faydalanıldığını, aynı mal ve hizmet sınıflarındaki dava konusu markanın müvekkili şirketin tanınmış seri markaları ile iltibas oluşturacak nitelikte olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının iyi niyet savunmasına itibar edilemeyeceğini, müvekkili markasının ... yıllardır kullanılmakla tüketici nezdinde ayırt ediciliğinin sağlandığını, mal ve hizmetlerin yaklaştığı durumlarda iltibas tehlikesinin önlenebilmesi için ... markanın eskisinden belirgin farklı olması gerektiğini, davalı şirket başvurusunun iyi niyetli olmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, davalı marka başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddi kararının iptali talebine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.