Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine, İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2016 tarihli ve 2014/506 Esas, 2016/123 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında;

a. Çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve dördüncü fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasın ve hak yoksunluklarına,

b. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine,

Karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurenin soyut beyanı dışında sanığın cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığından kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

Mahkemece ''... 1)Sanığın mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan eylemine uyan ve suç tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK. lehe düzenlemeler içerdiğinden TCK.'nın 103/1-a maddesine göre, TCK.'nın 61. maddesi gereğince, suçun işleniş biçimi ve özellikleri, sanığın kastının yoğunluğu, failin amacı dikkate alınarak sanığın takdiren 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın eylemini zor kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği anlaşıldığından TCK.'nın 103/4. maddesinin uygulanarak yarı oranında artırılmasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın yargılama aşamasındaki tutum ve davranışları dikkate alınarak hakkında TCK.'nın 62. maddesinin takdiren uygulanmasıyla cezasının 1/6 oranında indirilerek 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın eylemi sonucunda mağdurenin ruh sağlığının bozulmadığı anlaşıldığından TCK.'nın 103/6. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanık hakkında TCK.'nın 53. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının 1. cümlesinin uygulanmasına, 2) Mağdurun suçun gerçekleştiği eve rızası ile gelmesi, evden ayrılmaya yönelik irade açıklamasının bulunmaması, sanığın mağduru burada tutmak için aktif bir eyleminin olmaması karşısında, TCK.'nın 109/1. maddesindeki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları oluşmadığından...'' şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak mağdure beyanı ve tüm dosya nazara alındığında sanığın eylemini cebir veya tehdit ile gerçekleştirdiğine dair delil bulunmadığı halde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmak sureti ile fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2016 tarihli ve 2014/506 Esas, 2016/123 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.12.2023 tarihinde karar verildi.