HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 28.07.2010 tarihli ve 2010/14916 Soruşturma numaralı iddianamesi ile; sanıklar hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır.

2. Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 2010/192 Esas, 2015/485 Karar sayılı kararı ile; sanık ...'ın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay, sanık ...'ın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna yardım eden sıfatıyla iştirakinden, aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 39 uncu maddesinin birinci fıkrası, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.02.2020 tarihli ve 14-2016/59061 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği
Sebep bildirmeksizin kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanığın üst sınırdan cezalandırılması ve lehine olan hükümlerin uygulanmaması nedeniyle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

Sanık ...'ın kızı olan mağdureyi 2006 yılında başlık parası karşılığında sanık ... ile evlendirdiği, suç tarihinde on beş yaşını doldurmayan mağdure ile sanık ...'ın karı koca hayatı yaşadıkları, sanıkların iştirak halinde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işledikleri iddiasıyla cezalandırılmaları için kamu davası açıldığı, sanıkların suçlamayı ikrar ettikleri ancak mağdurenin yaşının büyük olduğu yönünde savunmada bulundukları, fuhuş suçundan yakalanan mağdurenin yaşı hususundaki beyanları nedeniyle intikalin gerçekleştiği, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde mağdurenin on sekiz yaşında olduğunu bildirir 21.06.2011 tarihli rapor, Asliye Hukuk Mahkemesince tashih edilen yaşı, mağdure ile sanığın 2006 yılında evlendiklerine ilişkin beyanları nedeniyle mağdurenin suç tarihinde on beş yaşından küçük olduğu kabul edilerek sanık ...'ın atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, sanık ...'ın mağdureyle sanık ...'ı başlık parası karşılığında evlendirdiği, sanık ...'ın bu süreçte mağdureye yönelik nitelikli cinsel istismarda bulunduğu, sanık ...'ın mağdureyi evlendirmesi nedeniyle sanık ...'ın bu eylemine katıldığı, mağdurenin evlenme ve cinsel ilişki hususunda rızasının bulunduğu dikkate alınarak çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna yardım eden sıfatıyla iştirakten mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.

1. Sanık ...'ın mağdurenin on beş yaşından küçük olduğunu bilmediği, sanık ...'ın ise mağdurenin evlendiği tarihte on sekiz yaşında olduğu şeklindeki savunmaları ve sosyo-ekonomik durumları ile dosya kapsamındaki mağdureye ait fotoğraflar nazara alındığında; olayda 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra hükme varılması gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Mahkemenin kabulüne göre; karar başlığında "2006 yılı ile 22.11.2008 tarihleri arası, 2006 yılı ve sonrası" olması gereken suç tarihinin 22.11.2008 olarak yazılması hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Kabule göre de: sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna yardım etmeden 5237 sayılı Kanun'un "103/2, 39/1,103/3-c" maddeleriyle yapılan uygulamada, 39 uncu maddesinin birinci fıkrasının 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinden önce uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Bozma sebeplerine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 2010/192 Esas, 2015/485 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.12.2023 tarihinde karar verildi.