Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalının başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili, dava dilekçesinde 30.06.2020 günü sürücü 'in sevk ve idaresindeki aracın sürücü 'in sevk ve idaresindeki pat pat olarak tabir edilen araca çarpması neticesinde yolcu olarak bulunan müvekkilinin ağır şekilde yaralanarak sakat kaldığını, kaza tespit tutanağına göre meydana gelen kazanın oluşumunda müvekkilinin hiçbir kusurunun olmadığını, tüm kusurun karşı tarafta olduğunu, müvekkilinin geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı ile ve tedavi giderlerine ilişkin poliçe limiti sınırları içerisinde sigortanın ödemekle yükümlü olduğu tazminatın ödenmesi gerekli evrakların eksikliği halinde taraflarına bilgi verilmesini talep ettiklerini, bu nedenle davalıya gerekli evraklarla başvuru yapıldığını, en geç 15 gün içerisinde kurumca yazılı cevap verilmesi zorunlu iken tarafların yazılı cevap verilmediğini, müvekkilinin yaralanması ile ilgili müvekkilinin genel şartlar uyarınca uğramış olduğu maddi tazminat alacaklarının ödenmesi için Akşehir Arabulucuk bürosuna başvuru yapıldığını, ancak arabuluculuk görüşmesinin anlaşamama olarak sonuçlandığını belirterek açılan belirsiz alacak davasında müvekkilinin sürekli iş göremezlik tazminat alacağı için 1.000,00 TL, geçici iş göremezlik tazminat alacağı için 1.000,00 TL geçici iş göremezlik dönemi bakıcı ihtiyacı için 1.000,00 TL fatura edilemeyen ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri tazminatı için 100,00 TL olmak üzere 3.100,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 26.02.2021 tarihli dilekçesiyle talebini toplam 111.997,19 TL'ye artırmıştır.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde davacının başvuru şartını tam olarak yerine getirmeksizin işbu davayı ikame ettiğini, başvurunun usulden reddi gerektiğini, yönetmeliğe göre düzenlenmiş sağlık kurulu raporu sunulması gerekirken bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne sevk edilmesini talep etme zarureti doğduğunu, zira müvekkili şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, kabul manasında olmamak üzere bir tazminat hesaplaması yapılacaksa da bu hesaplamanın Genel Şartlarda belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılması gerektiğini, davacının tedavi süresince ortaya çıkacak geçici bakıcı, geçici iş göremezlik tazminatı gibi diğer tedavi sürecine ilişkin taleplerinin tedavi teminatı kapsamında değerlendirilmesi ve sigorta şirketlerinin işbu teminat bakımından sorumluluklarının sona ermiş olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerekli olduğunu, SGK'ya yazı yazılarak kaza nedeniyle davacı tarafa herhangi bir nam altında yapılmış ödeme yapılıp yapılmadığının öğrenilmesi gerektiğini, en az %40 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihinin olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... 30.06.2020 tarihinde dava dışı sürücü sevk ve idaresindeki otomobilin, ön ilerisinde sağ şeritte aynı istikamette seyir halinde olan dava dışı sürücü’in sevk ve idaresinde ve üzerinde balya yükü ve beş adet yolcu bulunan pat pat tabir edilen araca arkadan çarpması neticesi çift taraflı trafik kazası meydana geldiği, kaza esnasında pat pat tabir edilen araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanmış olduğu ve bu sebeple davacı tarafından uğranılan cismani zarar sebebiyle kazaya karışan otomobilin kaza tarihi itibari ile zorunlu mali mesuliyet sigorta şirketine karşı açılan eldeki maddi tazminat davasında; Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapora göre meydana gelen kazada dava dışı sürücü Mustafa Özbek'in %100 oranında kusurlu olduğu ve sürücü in kusursuz olduğu, her ne kadar Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi raporu ile soruşturma aşamasında alınan kusur raporu bazı yönler itibariyle çelişse de kazaya karışan pat pat diye tabir edilen tescilsiz araç üzerinde gayri nizami şekilde yük ve yolcu taşınmasının ve ayrıca davacının balya üzerinde oturur vaziyette araç üzerinde gayri nizami yolcu olarak bulunması hususlarının müterafik kusur açısından değerlendirmeye alınabileceği ve bu hususun aşağıda ayrıca değerlendirildiği ve kazanın oluşumunda doğrudan etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla sürücülerin kazanın oluşumundaki kusur atfedilebilir hareketleri gözetilerek hazırlanan Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 02.12.2020 tarihli kusur raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, Selçuk Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 22.12.2020 tarihli raporunda 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacıda %6,3 oranında kalıcı sakatlık (sürekli iş göremezlik) oluştuğu, iyileşme süresinin 1,5 aya kadar uzayabileceği ve davacının 2 hafta boyunca bakıma muhtaç olduğu, ayrıca fatura edilmeyen ve belgeye bağlanmayan kaçınılmaz tedavi giderlerinden doğan maddi zararının 1.500,00 TL olduğunun bildirildiği hazırlanan maluliyet raporunun Anayasa Mahkemesi'nin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanan 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 esas 2020/40 karar sayılı iptal kararına uygun yönetmelik uyarınca hazırlanmış olduğu, Alınan maluliyet raporu ve kusur raporu esas alınarak denetime elverişli şekilde düzenlendiği anlaşılan 23.02.2021 havale tarihli aktüerya bilirkişi raporunun Anayasa Mahkemesi'nin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 esas 2020/40 karar sayılı iptal kararına uygun (Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931)) tablo esas alınarak hazırlanmış olduğu, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli şekilde hazırlandığı, Müterafik kusura yönelik itiraz hususunda yapılan değerlendirmede; soruşturma dosyası, bilirkişi raporları ve kaza tespit tutanağı gözetildiğinde; kazaya karışan ve davacının üzerinde bulunduğu pat pat aracında saman balyaları ile beş adet yolcu bulunduğu, yük bulunan tecilsiz bir araç üzerinde gayri nizami şekilde yolcu taşındığı ve yine tutanaklardan davacının balya üzerinde oturur vaziyette olduğu dolayısıyla da tescilsiz araç üzerinde gayri nizami yolcu taşındığı ve davacının da gayri nizami yolculuk ettiği, kaza tespit tutanağında da davacının kasa içinde oturduğunun ve emniyet kemerinin takılı olmadığının belirtilmiş olduğu ve bu hali ile davacının meydana gelen kazada müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmakla belirlenen tazminattan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı, davacı lehine hesaplanan tazminatlardan, müterafik kusur nedeniyle mahkeme tarafından yapılan indirim sonucu belirlenen tazminat tutarları hüküm altına alınırken, davanın kısmen reddine karar verildiğinden, yasal düzenlemeler gereği, TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği ve yargılama giderleri yönünden taraflar arasında paylaştırmaya Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2018/1094 Esas, 2018/6778 Kararı ile bu konuda süreklilik kazanan diğer kararlar ile uygulama kazandığından, yapılan indirimler nedeni ile davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmediği ayrıca yargılama giderlerinin paylaştırılması yoluna gidilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.524,68 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 87.254,35 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.098,72 TL bakıcı gideri ve 1.200,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 92.077,75 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece müvekkili lehine hükmedilen tazminat miktarının az olduğunu, maluliyetin az olduğunu, tazminat tutarında müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, gerekçede davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediğinin yazılmasına rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini beyan ederek kararın ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 E 2020/40 K sayılı kararı ile KTK'de yer alan bir takım hükümlerin iptaline karar verildiğini, ancak dosyada ilgili kararın uygulama alanı bulamayacağını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu dahil tüm yargı mercileri tarafından kanuna yapılan ekleme öncesinde düzenlenen poliçeler ve meydana gelen kazalar için Genel Şart hükümlerinin dikkate alınması gerektiğinin kabul edildiğini, ayrıca Anayasa Mahkemesi iptal kararının geriye yürümeyeceğinin de gözetilerek karar tarihinden önce düzenlenen poliçeler ve meydana gelen kazalar bakımından etkisinin bulunmadığının gözetilmesi gerektiğini, Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenen maluliyet raporunun baz alınarak ve PMF tablosu ile %10 indirim ile %10 artırım yolu kullanılarak yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının ve davacının maluliyet oranının Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp 3. İhtisas Kurumuna sevk edilmesi gerektiğini, dosyada alınan maluliyet raporunun medikal ekspere inceletilmesi neticesinde maluliyet oranını olması gerekenden daha yüksek belirlendiğini ve henüz iyileşme süresi dahi tamamlanmadan oran tayini yapıldığının tespit edildiğini, tedavi süresi içinde ortaya çıkan geçici iş göremezlik, geçici bakım ve tedavi giderleri dahil tüm tazminat ve giderlerin poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu, her ne kadar tazminattan sadece %20 oranında indirim yapılmış ise de davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün yeterli ehliyetinin bulunup bulunmadığının da tespit edilerek daha yüksek oranda kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01.06.2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığı düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması, davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden, işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerektiği bu halde Mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre rapor alınarak hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı davalı vekilinin geçici iş göremezliğin, bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde: ZMMS sözleşmesindeki şartların davacı açısından bağlayıcı olmaması ve Anayasa Mahkemesinin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 E., 2019/40 K. sayılı kararına göre 6704 sayılı Kanun'un 3.maddesiyle değiştirilen 90. maddesinin birinci cümlesinde yeralan "ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda " ibaresinin ve ikinci cümlesinde yeralan "ve genel şartlarda " ibaresinin iptal edilmiş olması sebebiyle uygulanmayacağı bu halde davalı vekillerinin geçici işgörmezlik, tedavi ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazlarının yerine olmadığı, davacının emniyet kemeri takılmadan üzerinde yolculuk yapılması uygun olmayan aracın kasasında yolculuk yapıldığı gözönünde bulundurularak, davacının müterafik kusurunun tespiti nedeniyle TBK nun 52. maddesi uyarınca tazminattan %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılmasının yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından gerekçede; davacı lehine hesaplanan tazminatlardan, müterafik kusur nedeniyle mahkeme tarafından yapılan indirim sonucu belirlenen tazminat tutarları hüküm altına alınırken davanın kısmen reddine karar verildiğinden, yasal düzenlemeler gereği, TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği ve yargılama giderleri yönünden taraflar arasında paylaştırmaya Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2018/1094 Esas, 2018/6778 Kararı ile bu konuda süreklilik kazanan diğer kararlar ile uygulama kazandığından, yapılan indirimler nedeni ile davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş ayrıca yargılama giderlerinin paylaştırılması yoluna gidilmemiş olduğu belirtilmesine rağmen hüküm kısmında davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 2.524,68 TL geçici iş göremezlik tazminatı 87.254,35 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.098,72 TL bakıcı gideri ve 1.200,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 92.077,75 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; İstinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar etmiştir.
Uyuşmazlık davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı tedavi ve bakıcı giderleri istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamı, maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Bu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Her ne kadar Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.2 maddesinin (i) fıkrasında Kurul Raporu: Usulüne uygun olarak tanzim edilen, 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenen, sakatlık oranını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını gösterir kurul raporunu ifade ettiği belirtilmiş olsa da Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik incelendiğinde yönetmeliğin amacının terör, kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin 4. maddesinin (n) fıkrasında ise “Özel gereksinim” çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade ettiği belirtilmiştir.
Yönetmeliğin 8. maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edilmesi aynı zamanda yönetmeliğin EK.3 de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20 nin altındaki oranların gösterilmediği, Yönetmeliğin amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu oysa TBK 54. maddesi gereği kişinin bedensel zararının belirlenmesi için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” belirlenerek küçüğün sürekli iş gücü kaybı oranının belirlenerek buna bağlı olarak bedensel zararları tespit edilmesi gerektiği anlaşıldığından çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanma imkanın olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan 22.12.2020 tarihli maluliyet raporunda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre maluliyet oranı belirlenmiştir. Kaza tarihi itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerine göre sürekli iş göremezlik oranının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış yönetmeliğe göre hazırlanan rapora göre hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3. Kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan davacının, gelir getirici bir işte çalışmadığı, dolayısıyla geçici iş göremezlik süresince mahrum kaldığı herhangi bir kazancı bulunmadığı anlaşılmakla geçici iş göremezlik zararı da doğmamış olup geçici iş göremezlik talebinin reddi yerine kabulü isabetli olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE
2.Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.