Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı adli yardım talepli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.

Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.

Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan davacının, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı ...'ın 05.11.2015 tarihinde boşandıklarını, boşanma davası neticesinde davacı lehine 90.000,00 TL maddi tazminata ve 90.000,00 TL manevi tazminata karar verildiğini, bu kararın Mersin 4. İcra Müdürlüğü'nün 2016/13376 sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, takibin kesinleşmesi üzerine yazılan haciz yazıları ile davalı ...'ın malvarlığını davacıya ödememek için danışıklı olarak üçüncü kişilere kaçırdığının anlaşıldığını, malvarlıklarını devrettiği kişilerin davalının ya çalışanı ya iş ortağı ya da tanıdığı kişiler olduğunu, yapılan devirlerin muvazaalı olduğunu, dava konusu 3 tane taşınmazını 02.09.2015 tarihinde davalının şirket elemanı olan aynı zamanda vekili olarak yetkili kıldığı'e danışıklı olarak düşük bedelle devrettiğini, yine dava konusu diğer bir taşınmazını da 30.03.2015 tarihinde davalı ...'ya danışıklı olarak devrettiğini, ...'nun da bu taşınmazı 08.01.2016 tarihinde davalı ...'e yine danışıklı olarak devrettiğini, dava konusu taşınmazların üzerinde ipotekler mevcut iken tapu devirlerinin yapılmasının muvazaanın açık göstergesi olduğunu, taşınmazların gerçek bedellerinden çok aşağı bir bedelle tapu devirlerinin yapıldığını, belirterek davalılarca yapılan tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ile ...; davaya cevap vermemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... ile davalılardan ... ve iş ortağı arasında gayrimenkul satımı ile ilgili ticari ilişki bulunduğunu, davalı ...'nun iyiniyetli olduğunu, davacının elinde aciz vesikasının bulunmadığını, iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazı satın aldığı kişiyi daha önceden tanımadığını, taşınmazın satılık olduğunu öğrenince satıcı ile bağlantı kurarak taşınmazı satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 30.03.2015 tarihinde davalı ... tarafından davalı ...'ya 10.000,00 TL bedelle devredildiği, bu tarih itibari ile keşfen belirlenen değerinin 94.223,00 TL olduğu, ... tarafından davalı ...'e 08.01.2016 tarihinde 15.000,00 TL bedelle devredildiği, bu tarih itibari ile keşfen belirlenen değerinin 97.613,00 TL olduğu, bu hali ile satış bedelleri ile gerçek bedeller arasında fahiş fark bulunduğu, davalı ...'nun davalı ... ile önceden tanıştıkları mal kaçırma kastının olduğu gerekçesiyle dava konusu Mersin ili, Akdeniz ilçesi, İhsaniye mahallesi, 697 ada, 7 parselle ilgili davanın kabulü ile, bu taşınmazın davalı ... tarafından davalı ...'ya 30.03.2015 tarihinde ve ... tarafından davalı ...'e 08.01.2016 tarihinde satışına ilişkin her iki tasarrufun da İ.İ.K.'nun 277 nci ve devamı maddeleri uyarınca, Mersin 4. İcra Müdürlüğü'nün 2016/13376 sayılı icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere iptali ile davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına, dava konusu Mersin ili, Akdeniz ilçesi, İhsaniye mahallesi, 299 ada, 5 parsel- Toroslar ilçesi, Osmaniye Mahallesi, 1558 ada, 1 parsel ve Yenişehir ilçesi, Bahçe mahallesi, 7137 ada, 2 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki banka ipoteğinden dolayı yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip sonunda, yapılan ihalede alacağa mahsuben alacaklı banka tarafından satın alınmakla, bu taşınmazlar ile ilgili dava konusuz kaldığından hüküm kurmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacının dosyaya aciz vesikası sunmadığını, alacağının muvazaalı olduğunu, tehdit, darp, aldatma ve şantaj gibi fiillerle eşinden ayrıldığını iddia eden davacının mal rejimine dair hiçbir talepte bulunmadığını, 3 çocuğu için de nafaka talep etmediğini, sadece ödenip ödenmeyeceği belli olmayan tazminat üzerinden anlaşarak boşanmasının normal olmadığını, müvekkilinin 4. kişi konumunda olduğunu, bu nedenle misli aşan bedel farkının kötüniyet iddiasını kanıtlamayacağını, müvekkilinin taşınmazı aldığı tarihte üzerinde herhangi bir şerh bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde hem TBK'nın 19.maddesi, hem de İİK'nın 277.maddesinden bahsettiğini, 04.04.2017 tarihli dilekçesiyle davayı TBK'nın 19.maddesine dayalı olarak açtığını beyan ettiğini, ancak davanın İİK'nın 277 vd.maddeleri uyarınca kabulüne karar verildiğini, fakat davada İİK'nın 277 vd.maddelerindeki iptal şartlarının oluşmadığını, dosyada aciz vesikası bulunmadığını, tasarrufun boşanma tarihi olan 05.11.2015'den önce yapıldığını, satışın gerçek olduğunu, müvekkilinin eşine ait Mezitli Mahallesi, 619 ada, 1 parsel, 12 nolu bağımsız bölümün satışı için müvekkili ile davalı ...'nın anlaştığını, dava konusu 10 Nolu bağımsız bölümle takas yaptıklarını, bakiye 90.000,00 TL için davalı ...'ın 75.000,00 TL ve 15.000,00 TL bedelli 2 ayrı çek verdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı borçlu ... ile davalı ... arasındaki tasarrufun incelenmesinde; ...'nun dava konusu taşınmazı 30.03.2015 tarihinde 10.000,00 TL bedelle devraldığı, taşınmazın rayiç değerinin ise 94.223,00 TL olarak belirlendiği, buna göre devir bedeli ile rayiç değer arasında misli aşan fark bulunduğu, davalı ...'nun borçlu ile ticari ilişkileri olup, yaptığı bu tasarrufun alacaklılardan mal kaçırma gayesiyle yaptığını bilebilecek kişilerden olduğu, ancak davalı ...'in, davalı borçlunun ızrar kastını bilebilecek kişilerden olmadığı, davalı ...'in taşınmazı aldığı tarihte taşınmaz üzerinde takyidat bulunmadığı, davalı ...'in iyi niyetli 4.kişi olduğu, daha az olan devir tarihindeki taşınmaz rayiç değeri üzerinden harç alınması gerekirken hangi değer üzerinden hesaplandığı belli olmayan harç tutarına hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle, davalı ... ile davalı ...'nun istinaf başvurularının kabulüne, kararın kaldırılmasına ve hükmün HMK'nın 353/1-b,2 nci madde ve bendi uyarınca yeniden oluşturulmasına, davanın kısmen kabulü ile, davalı borçlu ... adına kayıtlı Mersin İli, Akdeniz İlçesi, İhsaniye Mahallesi, 697 ada, 7 parsel sayılı taşınmazın 30.03.2015 tarihinde diğer davalı ...'ya satış ve devir işleminin muvazaa nedeni ile iptaline, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... dava konusu taşınmazı dava tarihinden önce, 4.kişi davalı ...'e sattığından, taşınmazın rayiç bedeli olan 97.613,00 TL'nin davalı ...'dan nakden tazminine, Mersin 4. İcra Müdürlüğünün 2016/13376 esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olarak ve tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydı ile davacıya, 3.kişi davalı ... hakkında cebri icra yetkisi verilmesine, dava konusu Mersin ili, Akdeniz ilçesi, İhsaniye mahallesi, 299 ada, 5 parsel- Toroslar ilçesi, 1558 ada, 1 parsel ve Yenişehir ilçesi,, 7137 ada, 2 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili dava konusuz kaldığından hüküm kurmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'nun borçlu ile ticari ilişkileri olduğunu, davalı ... ile de önceden birbirlerini tanıdıklarını ve ...'in de yaptıkları bu tasarrufun alacaklılardan mal kaçırma gayesiyle yaptığını bilebilecek kişilerden olduğunu, ...'in iyiniyetli sayılamayacağını, yönünden de davanın kabulü gerektiğini, taşınmazın davalı ...'e devri sırasında tapu senedinde gösterilen satış bedeli ile taşınmazın rayiç değeri arasında mislini aşan fark olduğunu, davalı ... ile davalı borçlu arasında da yakınlık tanıdıklık bulunduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacının adli yardım talebi Dairemizce kabul edilmiş ise de HMK'nın 339 uncu maddesi gereğince temyizde haksız çıktığından 269,85 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.