SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

1-Sanık ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,

2- Sanık ... hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından, sanık ... hakkında hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından, sanık ... hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

a.Sanık ... hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümler yönünden; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 167/2. maddesindeki hırsızlık suçunun "bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece de kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; şikâyet üzerine verilecek ceza yarısı oranında indirilir” hükmü ve sanık ... ile kardeş olan mağdur ... vekilinin 18.04.2016 tarihli celsede, şikâyetçi olmadığını beyan etmesi karşısında; şikayetten vazgeçmeyi kabul eden sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 167/2. ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca şikâyet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı biçimde mahkûmiyet hükmü kurulması,

b.Kabule göre; şikâyetçi vekilinin 18.04.2016 tarihli celsede, zararının sanıklar tarafından karşılandığını beyan etmesi karşısında, sanık ... hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından hükümler kurulurken 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

c.Sanık ... hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan hüküm yönünden; hükümden sonra 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 165/1. maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

d.Sanık ... yönünden; 5237 sayılı Kanun'un 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı ve ayrıca hırsızlık suçu ile birlikte işlenen konut dokunulmazlığının ihlâli ile mala zarar verme suçlarının da savunmanın bölünmezliği ilkesi gereğince bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca zorunlu olarak atanan müdafiin, hükmün açıklandığı 04.05.2016 tarihli son oturumda hazır bulundurulması gerektiği gözetilmeden sanık müdafiinin yokluğunda karar verilerek, aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ve sanıklar ... ile ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanık ... yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, 04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.