Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; davacı müvekkil şirket ile davalılardan ...'nin acentesi olan diğer davalı Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti arasında Motorlu Kara Taşıt Araçları Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi imzalandığını, bu poliçe ile davacı şirkete ait Frueheuf marka dorse römorkun sigortalandığını, dorsenin çalınması üzerine davalıya başvuru yapılmasına rağmen sigorta poliçesinden kaynaklı kasko bedelinin ödenmediğini, hırsızlık olayı ile ilgili olarak Körfez Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/636 soruşturma dosyasının açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 65.000,00 TL kasko bedelinin dorsenin çalındığı günden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve mütelsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karışan vasıtaya ilişkin olarak, davalı şirket nezdinde 09.03.2012-2013 başlangıç ve bitiş tarihli nolu genişletilmiş kasko poliçesi bulunduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, poliçede yer alan çalınmaya ilişkin klozda hırsızlık sebebiyle oluşacak hasarların römorkun çekici ile birlikte çalınması halinde teminat kapsamına alındığını, ayrıca otopark veya güvenlik koruması olan bir yerden çalınması ve imzalı kaşeli bir makbuzla belgelenebilmesi halinde tek başına hırsızlık olaylarının da teminata dahil olacağının belirlendiğini ancak davaya konu olayda bu klozda yer alan durumların gerçekleşmediğini, bu nedenle römorkun çalınmasından kaynaklı zararların teminat kapsamı dışında tutulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Mustafa Akbal Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, davaya konu römark, park halindeyken ve çekiciye bağlı durumda değilken çalındığını, 258261000766-2 poliçe nolu Motorlu Kara Taşıt Araçları Birleşik Kasko Sigorta poliçesinde çalınmaya ilişkin klozda, hırsızlık sebebi ile oluşacak hasarlar römorkun çekici ile birlikte çalınması halinde teminat kapsamına alındığını, ancak otopark ve güvenlik koruması olan bir yerden çalınması ve imzalı kaşeli bir makbuzla belgelenmesi halinde tek başına hırsızlık teminata dahil olacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyada mevcut savcılık soruşturma dosyasında römorkun kalem sokak üzerinde park halindeyken çalındığının ihbar olunduğu, davaya konu edilen aracın otoparkta veya güvenlikli bir yerde park halinde olmadığı ve çekicisine de bağlı olmadığı kanaatine varılarak talebin davalı ... şirketinin teminat kapsamında bulunmadığı, sigorta şirketinin poliçede yer alan teminat kapsam ve limitleri dahilinde sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; sigorta hukukunda ehil olmayan bir bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, müvekkiline sigorta sözleşmesi ve hükümleri ile ilgili herhangi bir bilgilendirme formu verilmediği gibi sözleşmedeki römork klozu hakkında bilgilendirilmediğini, mahkemenin bu hususlara hiç değinmeyen ve sigorta hukuku alanında ehil olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilini usulüne göre bilgilendirmeyen davalının zararı gidermekle mükellef olduğunu, mahkemenin dosyadaki delilleri değerlendirmeden hüküm tesis ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TTK'nın 1423/2. maddesinin "Aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir." hükmünü öngörmediği, dosya kapsamından taraflar arasında düzenlenen kasko sigortası poliçesinin özel şartlar kısmında “Kullanım tarzı römork olan araçlarda oluşacak hırsızlık hasarları çekici ile birlikte çalınması halinde teminat kapsamındadır. Ancak otopark ya da güvenlikli olan bir yerden çalınması ve bunun fiş ya da resmi bir makbuzla belgelenmesi halinde tek başına hırsızlık teminata dahil olacaktır” hükmünün yer aldığı, somut olayda, davacı şirkete ait sigortalı römorkun şoföre teslim edildiği ve sokağa park edilerek bağımsız bir şekilde bırakıldığı, bir süre sonra çalındığının fark edildiği, bu durumda mahkemece, sigortalı römorkun çekiciden ayrı şekilde, herhangi bir otopark veya benzeri güvenlikli bir yere bırakılmadığı gözetilerek tarafları bağlayıcı poliçe özel şartı gereği hırsızlık olayının teminat kapsamında olmadığının kabulü ile davacı sigortalının poliçe tanziminden sonraki 14 gün içinde itiraz ettiğine dair iddia ve delil de dosyaya sunulmadığı göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmediği (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2011/12324 Esas ve 2012/8377 Karar sayılı kararı) gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf başvuru dilekçesindeki açıklamalarını tekrarla usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın çalınması nedeniyle kasko bedeli istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18 inci maddesinin ikinci fıkrası, 1409,1453 ve 1459 uncu maddeleri, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.