B O Z M A Ü Z E R İ N E

466 sayılı Kanun gereğince tazminat

Kısmen kabul

Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili ve davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece; davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 20.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın tutuklamanın haksız hale dönüştüğü tarihten işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin bozma ilamına uyularak kısmen kabulü ile 2.489,67 TL maddi ve 4.500,00 TL manevi tazminatın fazladan tutuklu kaldığı sürenin başlangıç tarihi olan 24.05.2002 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin kararının, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.04.2021 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davacı hakkında davanın kısmen kabulü ile 2.489,67 TL maddi, 5.500,00 TL manevi tazminatın fazladan tutuklu kaldığı sürenin başlangıç tarihi olan 24.05.2002 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davalı vekilinin temyiz sebepleri; mahkemece usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, eksik araştırma yapıldığına, davacının maddi taleplerini belgelendiremediğine, tazminatların haksız olduğuna, davacı vekilinin temyiz sebepleri; hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik olduğuna, ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
Mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/91 Esas - 2010/612 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının terör örgütüne üye olma suçundan 03.11.2000 - 03.06.2003 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda 23.09.2010 tarihinde 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi sonunda ise 27.10.2015 tarihinde düşme kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun'da öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, bilirkişi raporu göz önüne alınarak davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.04.2021 tarihli kararıyla;

"...1-Davacı hakkındaki gözaltı işleminin 01/06/2005 tarihinden önce gerçekleşmiş olması nedeniyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 6. maddesine göre davanın 466 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu gözetilmeden 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre değerlendirilme yapılması ile gerekçeli karar başlığında, ''466 sayılı Kanun gereğince tazminat'' olan dava türünün ''Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat'', ''25/11/2015'' olan dava tarihinin ise ''15/11/2015'' olarak yazılması,

2- Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dosyasında davacı hakkında düzenlenen ... Sulh Ceza Mahkemesinin 04/11/2000 tarih, 2000/189 sorgu sayılı tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde infaz tarihleri ilgili ceza infaz kurumundan sorularak infaz edilen tutukluluk süresinin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden ve aynı husus dairemizin 15/10/2018 tarih, 2018/5073 Esas - 2018/9665 Karar sayılı bozma ilamında da belirtilmesine rağmen bozma ilamının gereği yerine getirilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de; eksik manevi tazminata hükmolunması..."

Nedeniyle bozulmasına karar verilmesine üzerine Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine davacı hakkında davanın kısmen kabulü ile 2.489,67 TL maddi, 5.500,00 TL manevi tazminatın fazladan tutuklu kaldığı sürenin başlangıç tarihi olan 24.05.2002 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.02.2024 tarihinde karar verildi.