B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

Bozma üzerine yapılan yargılamada, İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 2020/260 esas, 2021/749 sayılı kararı ile resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının 2. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; olay tarihinde üzerinde kimliğinin olmaması nedeniyle akrabalarının isimlerini soran kolluk görevlilerine, kardeşinin ismini söylediğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

1. Olay tarihinde kolluk görevlilerinin, hakkında daha önce dolandırıcılık suçundan işlem yapmaları nedeniyle tanıdıkları ve ismini ... olarak bildikleri şahsa şüphe üzerine kimlik sormaları akabinde, o tarihte birden fazla suçtan araması bulunan sanığın yakalamadan kurtulmak amacıyla kimlik ibraz etmeksizin kendisini ağabeyi ... olarak tanıttığı, sanığın kimlik bilgileri ile ilgili sorulara çelişkili cevaplar vermesi üzerine kimlik tespitinin yapılabilmesi için polis merkezine intikal ettirildiği, burada gerçek kimlik bilgilerinin tespitine yönelik işlemler yapılırken sanığın gerçek kimlik bilgileri söylediği anlaşılmıştır.

2.Sanık savunması, yakalama tutanağı, sanığa ait adli sicil kaydı ve diğer deliller dosya arasındadır.

3. Mahkemece sanık savunması, Yargıtay bozma ilâmı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, sanığın resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği sabit kabul edilip temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1.Sanığın kolluk görevlilerince kimlik kontrolü sırasında ... isimli şahıs olduğunun bilinmesi ve sanığın yapılan kimlik kontrolünde herhangi bir kimlik ibraz etmeksizin kendisini kardeşi ... olarak tanıtması üzerine, götürüldüğü emniyet müdürlüğünde parmak izin alındıktan sonra gerçek kimlik bilgilerini söylemesi karşısında, kolluk görevlileri sanığın gerçek ismini bilmesi nedeniyle atılı suçun unsurlarının oluşmayacağı ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Kabule göre de; Sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde,

a. Hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

b. Cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmemesinin kazanılmış hakka konu olamayacağı cihetle, tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları gereğince cezasının 2. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesine rağmen aynı madde gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi yönlerinden hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 2020/260 Esas, 2021/749 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.02.2024 tarihinde karar verildi.