Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar ... ve ...
tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in kullandığı... plaka sayılı araç ile 18.11.2010 günü ... Caddesi üzerinde kucağında çocuğu ile karşıdan karşıya geçmekte olan davacı ...'ın eşi olan ...'ın ölümüne ve küçük oğlu ...'ın da ağır şekilde yaralanmasına sebep olduğunu, trafik ışıklarının bulunduğu bir noktada yayalar için yeşil ışık yandığı halde davalı sürücünün ...'a çarptığını açıklayıp, 56.000 TL'lik maddi tazminatın tüm davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsilini ve ...'ın ölümü sebebiyle her bir davacı için 40.000 TL'den toplam 80.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsilini, ...'ın yaralanması ve % 60 oranında özürlü ve sakat kalması nedeniyle müvekkil ... için 20.000 TL, diğer müvekkil ... için 20.000 TL olmak üzere toplam 40.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ...; kusuru kabul etmediklerini, ekonomik durumları ile bağdaşmayan tazminat talebinin haksız olduğunu, mevcut kusur durumuna göre tazminata hükmedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Davalı ...Ş. vekili; poliçeden dolayı sakatlanma ve ölüm halinde kişi başına azami sorumluluk limitinin 175.000 TL olduğunu, zorunlu trafik sigortasında, sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu zararların, işletme halinde motorlu aracın neden olduğu kazada araç işletenin sorumlu bulunması gerektiğini, araç işletenin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğü olmayacağını, bu nedenle dava konusu kazada sigortalı araç sürücüsünün kaza anında alkol durumu, ağır kusur, ehliyet vs. hususlarının araştırılması gerektiğini, davacılardan ...'ın kalıcı sakatlık tazminat talebi için, kişinin kalıcı bir sakatlığı olup olmadığının tespit edilmesini,davacının tüm tedavileri tamamlandıktan sonra sakatlığın 12 ay boyunca stabil ve kalıcı olması gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 12/09/2019 tarihli 2017/423 E., 2019/690 Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili ve davalılar ... ile ...'in temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 07.04.2016 gün ve 2015/13941-2016/4386 sayılı ilamı ile görev yönünden bozulmuştur.Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Anılan Karar davalı ...Ş. vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.03.2021 tarihli 2020/532 E., 2021/2737 K. sayılı kararı ile hüküm, "...Mahkemece, tedavi giderleri hakkında aktüerya-hesap bilirkişisi Op. Dr. ...tarafından düzenlenen rapor esas alınarak karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; tedavi giderleri toplamda 16.472,86 TL olarak hesap edilmiştir. Mahkemece bu miktarın 272,50 TL'lik kısmı acil gider niteliğinde olduğu 16.200,36 TL'lik kısmı acil tedavi niteliği bulunmayan ve en erken kaza tarihinden neredeyse beş ay geçtikten sonra yapılan giderler niteliğinde olduğu,bu nedenle SGK'nın davaya dahil edilmesi gerekmediği gibi acil nitelikte olmayan giderlerden bu dolayı davalı sürücü ve işleten gerçek kişilerin sorumlulukları söz konusu olacağı gerekçesiyle 16.200,36 TL tedavi giderlerinden davalılar sorumlu tutulması doğru olmamıştır. Mahkemece; 6111 sayılı Kanun ile KTK'da yapılan değişiklik ve buna dair yönetmelik gereği, trafik sigortacısının sorumluluğunun son bulduğu belgeli tedavi giderleri yönünden, trafik sigorta poliçesi gereği sigortacısına prim ödeyerek sorumluluğunu aktaran araç işletenin sorumluluğunun son bulduğu hususları gözetilmek suretiyle; davaya konu edilen tedavi giderlerinden, SGK'nın sorumluluğunda bulunan ve bulunmayanların belirlenmesi için, konusunda uzman doktor bilirkişiden denetime elverişli, ayrıntılı, gerekçeli bir rapor alınması; SGK'nın sorumluluğunda olmayan tedavi giderleri ve belgesiz tedavi giderleriyle sınırlı olarak davalıların sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak; diğer alacak kalemleri yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, bozma ilâmı doğrultusunda doktor bilirkişi raporuna itibar edilerek davacı ...'ın 16.472,86 TL Kerim için yapılan tedavi giderine ilişkin olmak üzere davalılar aleyhine açmış olduğu maddi tazminat davasının sübut bulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalılar ... ve ...; bozma ilamı ile kesinleşen hususlar ile yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalı ... şirketinin sorumlu olduğunu belirtmiştir.
trafik kazasından kaynaklı bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,88,89,90 ıncı maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı dikkate alınarak temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Davalılar ... ve ...'in yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ... ve ...'e yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.