Esastan ret

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) Kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Biruni Üniversitesinin, Dünya Eğitim Vakfının müracaatı neticesinde, 27 Şubat 2014 tarih 29826 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6525 sayılı Kanun'la, Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Sistemi içerisinde, kamu tüzel kişiliğine sahip bir Vakıf Üniversitesi olarak yerini aldığını, 2015/107182 nolu “Biruni Hastanesi Sağlık Denince” ibareli marka müracaatında bulunulduğunu, müvekkilleri adına usul ve yasaya uygun surette yapılan işbu marka müracaatının Markalar Dairesi Başkanlığının kararı ile davalı şirket adına tescilli “Biruni” ibareli markası nedeniyle reddedildiğini, daha önce İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/242 E sayılı dava dosyası ile davalı şirket adına tescilli “Biruni” ibareli markanın 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 14 üncü maddesi nedeniyle iptaline markalar sicilinden terkinine karar verilmesi talepli dava ikame edildiğini, ancak müvekkilinin işbu usul ve yasaya uygun marka müracaatına diğer davalı yan tarafından yapılan itiraz üzerine TÜRK PATENT YİDK'nın 2017-M-6510 sayılı kararı ile reddine karar verildiğini, müvekkillerinin “Biruni” ibareli markasına yaptığı yatırım ve harcadığı sermaye ile ayırt edicilik kazandırdığını, diğer davalı şirketin “Biruni” ibareli markayı 41. sınıfta yer alan hizmetlerde kullanmadığını, bu nedenle davalı şirket adına 26.12.1996 tarih ve 177751 no ile tescilli “Biruni” ibareli markanın 556 sayılı KHK’nın 14 üncü maddesi nedeniyle iptaline markalar sicilinden terkinine karar verilmesi talepli İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/242 E. sayılı dosyada kabul edildiğini, markanın kullanılmayan sınıflarda iptal edildiğini, bu nedenle huzurdaki davanın ikame edilme lüzum ve zaruretinin hasıl olduğunu, Biruni Üniversitesinin kanunla kurulduğunu, dolayısıyla üniversitenin ismi kanunla belirlendiğini, müvekkilleri üniversitenin kurulmasına dair hükmün hem 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hem de 556 sayılı KHK karşısında özel hüküm niteliğinde olduğunu, söz konusu markanın bu nedenle de tesciline karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin bütünüyle haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket adına tescil başvurusu yapılan “Biruni” markası ile mesnet gösterilen davalı şirket markası arasında, yazılış okunuş telaffuz bakımından herhangi bir ayniyet olmadığı gibi davaya konu markaların hitap ettiği müşteri kesimi açısından markaların iltibas oluşturmayacağının açık olduğunu ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2017-M-6510 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin "Biruni" markasını, TÜRK PATENT nezdinde tescil ettirmiş olduğunu, markanın münhasır ve tek sahibi olduğunu, taraf markalarının karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında, sınıflar açısından aynı/aynı tür mallar/hizmetler ile birlikte hizmetin türü, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından, davacı şirketin tescili talep edilen markasında yer alan hizmet listesinin tamamının, davalı yanın itiraza mesnet markaları ile aynı/aynı tür veya benzer hizmetleri barındırdığı, davacı şirket marka başvurusunun, “Biruni hastanesi ‘sağlık denince’ ” ibarelerinden oluştuğu, davalı şirket markalarının ise “Biruni” ve “Biruni laboratuvarı” ibarelerini içerdiği, taraf markalarının ön planda olan ve esas unsur olarak kabul edilebilecek “Biruni” ibarelerini içerdiği, söz konusu ibarelerin öne çıktığı, taraf markalarının, fonetik, anlamsal ve görsel olarak bir bütün halinde değerlendirilmesi esas olacağından markaların bu hali ile karıştırılma ihtimaline neden olabilecek derecede benzer oldukları, yine benzerlik karşılaştırmasında, “Biruni” esas unsurlu markaların yanında taraf markaların barındığı şekil ve yan unsurlar da göz önünde bulundurulduğunda, görsel olarak yüksek derecede benzerlik taşımakla birlikte, okunuşlarında da “Biruni” ibaresine vurgunun yüksek olması, markalarda yer alan şekil ve slogan şeklindeki unsurların bu hali ile markalardaki benzerlik derecesini düşürmeye yetmediği ve/veya yan unsur seviyesinde kaldığı, markaların bu hali ile, gerek görsel, gerek işitsel ve gerekse anlamsal açıdan yoğun benzerlik içerdiği, somut olayda, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi olan ortalama tüketici açısından, taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde, bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesinin mevcut olduğu, taraf markalarındaki unsurlar ile bu unsurların bir araya geliş biçimlerinden kaynaklanan benzerliklerin, benzer çağrışımlar yaratacağı, karşılaştırmaya konu markalarının, birbirlerinin farklı versiyonları, alternatifleri veya bir serinin devamı şeklinde nitelendirilme ihtimalini doğuracağı, söz konusu markalar ile karşı karşıya kalan tüketicinin, davacıya ait markanın, davalı yanın markası olarak yorumlama yoluna gitme ihtimalini oluşturacağı, davacı yanın davaya konu markasının, davalı markası ile birliktelik izlenimi yarattığının kabul edildiği, YİDK’nın 13.09.2017 tarih ve 2017-M-6510 sayılı kararının yerinde olduğu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin Biruni ibareli markaya yaptığı yatırım ve harcadığı emek sonucu ayırtedicilik kazandığını, müvekkilinin kanun ile kurulduğunu, buna rağmen marka başvurusunun haksız olarak reddedildiğini, davalının kullanılmama nedeniyle iptal edilen markasının mesnet alınarak başvurunun reddininin doğru bulunmadığını, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, iltibas bulunmadığını, kullanım alanlarının farklı bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, “Biruni Hastanesi Sağlık Denince” ibareli başvuru ile redde mesnet "Biruni" ibareli marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan 44. sınıf hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira her iki markanın asli unsurunun da "Biruni" ibaresinden oluştuğu, davacının kanunla kurulmuş olmasının doğrudan üniversite isminin marka olarak tesciline imkan vermeyeceği, davanın YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğu ve YİDK kararının verildiği tarihteki koşullara göre uyuşmazlığın değerlendirilmesinin gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinini istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin Biruni ibareli markasını yoğun ve ciddi surette kullanarak ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkili markasının ayırt edici niteliklere haiz olduğunu, müvekkili şirketin nizasız ve fasılasız surette kullanılarak ayırt edicilik kazandırdığı markasının müracaatının haksız şekilde TÜRK PATENT tarafından reddedildiğini, müvekkili markası ile redde mesnet markalar arasında görsellik bakımından her hangi bir benzerlik ve/veya ayniyet bulunmadığı gibi müvekkili markasında kullanılan şekil unsuru birlikte değerlendirildiğinde her hangi bir benzerliğin bulunmadığını, davalı şirketin kullanılmama sebebiyle iptal edilen markasının TÜRK PATENT YİDK kararına göre müvekkili marka müracaatına mesnet gösterilerek müvekkili markasının reddinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, markaların kullanıldığı emtialar ve hitap ettiği müşteri kitlesinin de birbirinden farklı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.