SUÇLAR: Yağma
İlk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet kararı kaldırılarak yeniden kurulan mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2018 tarihli, 2017/133 Esas, 2018/588 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun)149/1-d, 62,53 üncü maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 16.07.2020 tarihli ve 2019/638 Esas, 2020/1351 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin hükmü kaldırılarak;
Sanık hakkında yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 148,168/1-3,62,53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi
Adli Tıp Kurumunun düzenlemiş olduğu, sanığın rahatsızlığı hakkında yetersiz ve eksik inceleme sonucu düzenlenen rapora dayanılarak kurulan hüküm yerinde olmadığına, sanığın tedavi amaçlı ilaçların etkisinde bulunmadığında müşahede altına alınarak Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek yeniden rapor düzenlenmesi yapılmadığına,suç işleme kastı bulunmadığına, sanık lehine bozulmasına karar verilmesine,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay günü saat 17.30 sıralarında katılanın okuldan eve doğru yürüdüğü sırada sanığın katılanın tam yürüyüş istikametinde yürüyüşünü engelleyecek şekilde önünde durduğu, katılanın bu nedenle durmak zorunda kaldığı, sanığın telefon görüşmesini kast ederek "dakikan var mı" diye söylediği, bunun üzerine katılanın ilk önce telefonunu vermek istemediği, sanığın ısrar ederek katılanı omuzlarından tuttuğu, katılanın korkmasından ötürü telefonunu verdiği, telefonu aldıktan sonra sanığın aniden bir yumruk vururak kaçtığı ve katılanın bağırmasına rağmen yakalayamadığı, akabinde yaptıkları aramalar neticesinde sanığın iki gün sonra babası ve dayısı ile birlikte gördükleri, babası ve dayısının sanığın koluna girdikleri ve sanığı tuttukları, akabinde telefonun nerede olduğu sorulduğu, sanığın da cebinde olduğunu söylemesi üzerine telefonun cepten katılan tarafından alındığı, olay maddi vakıa olarak kabul edilmiştir.
2.Katılanın aşamalarda özde değişmeyen beyanı, dava dosyasında mevcuttur.
3.Sanık üzerine atılı suçu kabul etmediği görülmüştür.
4..Katılanın, yaralanmasına ilişkin raporlar dava dosyasında mevcuttur.
5.Kolluğun düzenlediği 03.03.2017 tarihli olumlu teşhis tutanağı dava dosyasında mevcuttur.
6.Sanığın cezai sorumluluğunun tam olduğunu belirten Adli Tıp Kurumunun Gözlem ihtisas dairesinin 06.07.2018 tarihli raporu, Adli Tıp Kurumu 4.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 31.08.2018 tarihli raporu dava dosyasında mevcuttur.
7.Sanığın adli sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda,
Katılan ...'un 02.03.2017 günü saat 17.30'da okuldan evine doğru yürürken sanığın, katılanın önüne geçerek "Dakikan var mı? " dediği, katılanın "Yok" şeklinde cevap verdiği, sanığın katılana "İnanmıyorum, çıkar" dediği, bunu derken katılanın omuzlarından tuttuğu, kullanmamakla birlikte elinde plastik su şişesi olduğu, sanıktan korkan ve çekinen katılanın telefonunu sanığa verdiği, sanığın kurcalar gibi yaptıktan sonra katılana bir yumruk atarak ve katılana telefonu iade etmeyerek kaçtığı, sanığın arkasından bağırmasına ve koşmasına rağmen katılanın sanığa yetişemediği, atılan yumruk nedeniyle katılanın yaşamını tehlikeye sokan bir durumun mevcut olmadığını ancak sağ çene ekleminde hassasiyet, sağ yanakta kızarıklık nedeniyle yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğunun adli raporla ortaya konulduğu, katılan ... ailesinin olaydan sonra kolluğa müracaat ettikleri ve mahallenin telefon satıcılarına haber bıraktıkları bir telefon satıcısı bayanın arayıp söz konusu telefonu bir kişinin kendisine satmaya çalıştığını belirtmesi üzerine o bölgede bulunan kamera kayıtlarını izledikleri ve sanığı tespit ettikleri iki gün sonra katılan babası ve babasının kayın biraderinin sanığı caddede gördükleri katılanın babası ile babasının kayınbiraderinin sanığın koluna girdikleri, sanıktan telefonun nerede olduğunu sordukları, sanığın sağ cebinde olduğunu söylemesi üzerine katılanın, sanığın sağ cebine elini sokarak cep telefonunu aldığı, sanığın cep telefonunun alınması sırasında bir karşı duruş göstermediği ve maddi olayın bu şekilde gerçekleştiği,sanığın kendisine yöneltilen ilk soru üzerine cep telefonunun sağ cebinde olduğunu söylemesi ve katılanın elini cebine sokarak cep telefonunun alınmasına karşı koymaması davranış olarak etkin pişmanlık iradesi ile hareket ettiğini ortaya koyduğu belirlenerek sanığın yağma suçundan eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 148,168/1-3,62,53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
1.Sanığın Suç İşleme Kastı Bulunmadığına, Sanık Lehine Hükmün Bozulmasına Karar Verilmesine, Sanık Hakkında Yeniden Rapor Düzenlenmesi Yapılması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur.
Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.
Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; katılanın aşamalarda özde değişmeyen anlatımları, sanık savunması ile olay ve olgular bölümünde gösterilen diğer deliller karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 16.07.2020 tarihli ve 2019/638 Esas, 2020/1351 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
12.02.2024 tarihinde karar verildi.