Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sevk ve idaresindeki aracın karşı yönde seyir halinde olan davacı ...'un eşi, ...'un babası olan,...'un sevk ve idaresindek araca çarpması sonucu 07.09.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıların desteği...'un vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ... için 100.000,00 TL manevi, 30.000,00 TL maddi tazminatın ve davacı ... için 50.000,00 TL manevi, 20.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 07.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; destekten yoksun kalma tazminatı talebini davacı ... yönünden 51.889,80 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin olayda herhangi bir kusurunun olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin 17.03.2015 tarihli ve 2010/645 Esas, 2015/99 Karar sayılı kararıyla; davanın ispat edilememesi nedeni ile reddine karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 05.07.2018 tarih ve 2015/13496 esas, 2018/6829 karar sayılı ilamı ile; Somut olaya bakıldığında; davaya konu olaya ilişkin olarak kaza tespit tutanağında 3. araçtan bahsedilmemiş,; ceza yargılaması kapsamında alınan 06.09.2010 tarihli İTÜ. Yüksek Mühendis tarafından hazırlanmış heyet raporunda ve ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 20/04/2010 tarihli raporunda, davacıların desteğinin vefatı ile sonuçlanan olayda, davacıların desteğinin ve davalının kusuru bulunmadığı, plakası alınamayan araç sürücüsü asli derecede kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği; ceza mahkemesinin, davalı sürücünün kusursuz olduğu tespitini içeren bu raporlara göre beraat kararı verdiği görülmektedir. Ceza mahkemesi tarafından verilen beraat kararı, davalı sürücünün kazada kusursuz olduğu temeline dayanmakta olup, verilen kararın da temyiz incelemesi sonucu kesinleştiği dosya kapsamı ile sabittir.
Bu durumda mahkemece; TBK'nun 74. maddesi gereğince, kusura ilişkin ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlamayacağı hususları hep birlikte gözetilmek suretiyle; taraf delillerinin toplanması ve kazadaki kusur oranlarının belirlenmesi konusunda, Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti ya da İTÜ'den seçilecek üç kişilik bilirkişi heyetinden, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.'' gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda kazadaki kusur oranlarının belirlenmesi yoluna gidildiği, heyet raporunda davalı sürücünün hızının yüksek olmasına bağlı olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 51. ve 52. Maddeleri hükümlerini ihlal ettiğinin belirlendiği, kusur oranı verilmemişse de önceki raporda aynı kusur durumunu belirleyen %30 kusur oranının somut olaya uygun olduğu, davacılara sigorta şirketlerince yapılan ödemelerin güncellenmiş değerleri hesaptan düşülmek suretiyle davacı ... Vural'ın destekten yoksun kalma tazminat alacağı kalmadığı, diğer davacı ... Vural'ın sonuç olarak destekten yoksun kalma tazminat alacağının 27.250,72 TL olduğu, her ne kadar davalı tarafça bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı ileri sürülmüşse de Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin önceki içtihatları gereği kusura ilişkin bozma yapılması nedeniyle bozmadan sonra ıslah yapılmasının mümkün olduğu ve yargılama sırasında HMK'nun 177/2 maddesindeki değişiklik nedeniyle bozmadan sonra ıslah talebinin yerinde görüldüğü, davalı sürücünün kusuru oranında haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olduğu, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, davacıların talepleri, kazaya karışanların tespit edilen kusurları, kaza tarihi, paranın satın alma gücü, hakkaniyet ilkesi, takdir edilen tazminatın davacılarda zenginleşmeye neden olmayacağı hususları nazara alınarak davacılar lehine bir miktar manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle davacıların maddi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine, davacı ... için 27.250,72 TL'nin olay tarihi olan 07.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesinde, fazlaya dair talebin reddine, davacı ... Vural'ın maddi tazminat davasının reddine, davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabul kısmen reddine, davacı ... Vural için 3.500,00 TL, davacı ... Vural için 4.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının %30 kusurlu olduğu yönündeki tespit ile raporun gerekçesi çelişmekte olup davalı araç sürücüsünün hızının oldukça yüksek olması sonucu karşı şeride geçmesi ile sonuçlanan kazada asli kusurlu olduğu, hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporlarında tüm itirazlarına karşın bilinen dönem olarak 07.09.2008-06.11.2008 tarihleri arası baz alınmış olup bilinen dönemin asgari olarak rapor tarihine kadar kabul edilmesi gerektiği, müteveffanın aldığı son maaş 2.424,10 TL olup bu ücretin o dönem asgari ücretin çok üzerinde olduğunu, Yargıtay içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında, olay gününden başlayarak hüküm verilmesine en yakın güne kadar bilinen kazanç unsurları üzerinden değerlendirme yapılacağının kabul edildiği, asgari ücretler üzerinden düzenlenen hesap raporuna davacı itiraz etmemiş olsa dahi, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmayacağı, bilinen dönem hesabı yapıldıktan sonra bilinmeyen dönem aktif hesabının her bir hak sahibinin bakiye (işleyecek dönem) zarar sürelerine göre, en son yıla ait kazanç unsuru birim alınarak, her yıl için %10 artırılmak ve %10 iskonto edilmek suretiyle işleyecek dönem zarar hesabına esas kazançların belirlenmesi, bu doğrultuda bilinen döneme ilişkin son kazanç 11.213,88 TL olduğundan 14 yıl 9 ay'lık dönemi kapsayan süredeki kazanç 1.988.513,01 TL'ye tekabül ettiği, pasif döneme ilişkin kazanç ise alınan son ücret üzerinden hesaplandığında 8 yıllık döneme ilişkin kazancın 43.928,08 TL olacağı, müteveffanın kız çocuğu ... için destek alacağı yaşın 22 olarak esas alınmasının kabul edilemez olduğu, 25 yaşındayken eşini ve henüz 1 yaşındayken babasını kaybeden davacılar için takdir edilen manevi tazminat miktarının vicdani ve hukuki hiçbir kural ile açıklanamayacak durumda olduğu sabit olduğundan davacı eş için 100.000,00 TL, henüz 2 yaşına girmeden babasız kalan davacı çocuk için 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini
belirtmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ceza yargılamasında davalınının kusursuz olduğunun tespiti ile beraat kararı verildiği, eldeki dosyada yapılan kusur tespitinin keşif yapılmadan dosya üzerinden yapıldığı, davalının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığı, davacılar lehine sigorta tarafından ödemeler yapılmış olduğunu
belirtmiştir.
davalının sürücüsü olduğu araç ile davacılar desteğinin sürücüsü olduğu aracın karıştığı kaza sonucu davacı ...'un eşi, ...'un babası olan...'un vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 saylı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ıncı (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45 ve 47 nci) maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine
12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.