Taraflar arasındaki trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin park halindeki tenteli aracı ile sebze meyve satışı yaptığı sırada davalılardan ...'nın yönetimindeki ticari minibüs ile müvekkilinin aracına çarpması sonucu aracın ve araçtaki sebze meyvenin zarar gördüğünü, davalılardan ... tarafından sevk ve idare edilen minibüsün malikinin davalılardan ..., aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısının davalılardan Axa Sigorta AŞ olduğunu, davalılardan Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi'nin müvekkilinin aracının kasko sigortacısı olduğunu, aracın tentesinde meydana gelen zararının davalı kasko şirketince karşılandığını, ancak kaza sırasında araç üzerinde olup zarar gören meyve ve sebzenin zararı ile aracın tamirde kaldığı günlere ilişkin kazanç kaybının ödenmediğini belirterek 6.156,00 TL maddi zararın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalı ... Anonim Türk Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya ait aracın kasko sigortacısı olduğunu, araç ve tentede meydana gelen hasarın müvekkili tarafından davacıya ödendiğini, davacının talebinin fahiş olduğunu, kazanç kaybının teminat dışında kaldığını, toplam 40 adet karpuzun araçtan düşerek zarar gördüğünü ve bu nedenle 420,00 TL zarar oluştuğunu, müvekkilinin azami 3.500,00 TL emtia sigorta bedeli ile sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'ya ait aracın müvekkili nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) ile sigortalı olduğunu, davacı tarafından müvekkiline müracaat edilmediğini ve temerrüde düşürülmediklerini, müvekkilinin sigortalısının kusuru oranında gerçek zarardan sorumlu olduğunu, dolaylı zararlar ile kazanç kaybının teminat dışında kaldığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalılar ... ve ... vekili; kazada sadece aracın tentesinin hasarlandığını ve sigorta şirketince karşılandığını, meyve ve sebzelerin zarar gördüğüne dair tespit olmadığını, aracın tamir süresinin ve günlük kazanç miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemenin 25.09.2014 tarihli, 2012/312 Esas ve 2014/609 Karar sayılı kararıyla; davalı ... AŞ aleyhine açılan davanın reddine, çarpma nedeniyle kamyonetin kasasından yere düşerek bozulan meyvelerle ilgili zararın tazmini hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile 1.515,00 TL'nin davalılar ..., ... ve Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline, kamyonetin onarımda kaldığı 16 gün boyunca araç mahrumiyeti nedeniyle talebin kısmen kabulü ile 1.600,00 TL'nin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu talep yönünden Anadolu Anonim aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.

1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.04.2015 tarihli, 2014/25171 Esas ve 2015/5270 Karar sayılı ilamı ile; oluşa uygun uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında usulsüzlük bulunmaması günlük kazanç kaybının isabetli olmasına göre davalılar... ve ...'ın diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "Kasko şirketi dışındaki diğer davalılar kusurları oranında sebebiyet verdikleri gerçek zarardan sorumlu tutulabilirler. Yine, davacı taraf aracın 22 günlük tamir süresince günlük 100,00 TL'sından toplam 2.200,00 TL kazanç kaybının tazminini de talep etmiştir. Ekspertiz raporunda aracın 4 iş gününde tentenin 1 iş gününde tamirinin mümkün olacağı bildirilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; araç ve tentenin makul onarım süresini tespiti ile bu süre için kazanç kaybının tespit edilmesi gerekirken, aracı ve tentenin davacıya 16.09.2010 tarihinde onarılıp teslim edildiğinden bahisle 16 gün için kazanç kaybı belirlenmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda, mahkemece, aracın ve tentenin makul tamir süresinin belirlenmesi hususunda önceki bilirkişiden tüm dosya kapsamına göre, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir ek rapor alınarak, günlük 100,00 TL'sından kazanç kaybının belirlemesi, davalı ... ile ...'nın 40 adet karpuz zararı 132,00 TL emtia zararı ile ek raporda tespit edilecek kazanç kaybından sorumluluklarına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Hüküm sadece davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiş olup, hükmü temyize gelmeyen davacı ile davalı ... AŞ ve Anadolu Sigorta AŞ yönünden hüküm kesinleşmiştir. Davalı ... şirketi lehine (Axa Sigorta AŞ) müktesep hak oluşmuştur. Davacı tarafın temyizi bulunmadığından, davalılar ... ve ...'nın temyizi üzerine, davalı ... şirketinin emtia zararından sorumluluğu cihetine gidilemez, zaten bunun icra kabiliyeti de bulunmamaktadır. Ancak davalılar ... ve ... emtia zararından sorumlu tutulduklarından (bozma ilamına göre 132,00 TL'sından sorumlu tutulacaklarından) davalı ... şirketinden aralarındaki iç ilişkiye göre bunu rücu edebilirler. Açıklanan gerekçelerle rücu davası ile borçlular arasındaki iç ilişki ve usul ekonomisi dikkate alındığında kararın temyizinde adı geçen davalıların hukuki yararının bulunduğunun kabulü zorunlu olduğu gibi, hakkındaki karar kesinleşen davalı ... AŞ'nin emtia zararından sorumluluğuna ilişkin değerlendirme yapılarak davalılar ... ve ... ile davalı ... AŞ'nin emtia zararından, davalılar ... ve ...'ya karşı sorumlu olduğunun tespiti ile yetinilmesi, bu şekilde icrai nitelikte bir hüküm kurulmayarak davacı ve davalı ... Anonim Türk Sigorta AŞ'ne karşı davalı ... AŞ yönünden usulü kazanılmış hakkında ihlal edilmemesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir."gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin 28.06.2018 tarihli, 2015/967 Esas ve 2018/611 Karar sayılı kararıyla; davalı ... AŞ aleyhine açılan davanın reddine, çarpma nedeniyle kamyonetin kasasından yere düşerek bozulan meyvelerle ilgili zararın tazmini hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 1.515,00 TL'nin davalılar ..., ... ve Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline, Axa Sigorta AŞ'nin davalılar ... ve ...'ya karşı emtia zararından sorumlu olduğunun tespitine, kamyonetin onarımda kaldığı 16 gün boyunca araç mahrumiyeti nedeniyle talebin kısmen kabulü ile 1.600,00 TL'nin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu talep yönünden Anadolu Anonim aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.

1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.10.2020 tarihli, 2019/2260 Esas ve 2020/5521 Karar sayılı ilamı ile; "Mahkemece, bozmaya uyulmuş olmasına ve hükmün 2. bendinde, davalı ...'nın 132,00 TL'lik emtia zararından davalı ... ve...'e karşı sorumlu olduğunun tespitine karar verilmiş olmasına rağmen, hükmün 1. bendinde davalı ...Ş. hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Bu suretle; hükmün 1. ve 2. bendi arasında çelişki yaratacak biçimde ve HMK'nun 297/2. maddesine aykırı karar verilmiştir. Zira; hem açılan davaya konu edilen zararlardan sorumlu olmadığı kabul edilip hakkındaki dava reddedilen, hem de 132,00 TL'lik zarardan sorumlu olduğunun tespiti şeklinde hakkında hüküm kurulan davalı ...Ş. ile ilgili hükmün çelişkili olmadığından bahsetmek mümkün değildir. Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; Dairemizin önceki bozma ilamının kapsamı ve davalı ...'nın sorumluluğunun davalı ... ve...'e karşı değil, davacıya karşı olduğu da gözönünde bulundurularak, davalı ...Ş'nin 132,00 TL'lik emtia zararından sorumlu olduğunun tespitine karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, HMK'nun 297/2. maddesine aykırı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre ise; aracın makul tamir süresinin belirlenmesi konusunda ek rapor alınıp, bu zarar kalemi yönünden değerlendirme yapılması gerektiği, Dairemizin önceki bozma ilamında belirtilmiş olmasına rağmen, aracın onarım için servise giriş- çıkış tarihleri arasındaki süreyi makul tamir süresi kabul ettikten sonra, bu sürenin 4 günlük bölümü için kazaya neden olan davalı gerçek kişilerin ve 12 günlük bölümü için kasko şirketi olan davalı ...'nın sorumlu olduğu yönünde görüş bildiren yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verildiği görülmektedir. Davacı aracının kazada oluşan hasarının nitelik ve niceliği de dikkate alınarak (kasko şirketinden ya da kasko şirketinin anlaşmalı servisi olan işletmenin eksiğinden kaynaklanan hususlar dikkate alınmadan) makul tamir süresi belirlemesinin yapılması için, farklı bir makine mühendisi bilirkişiden rapor alınıp (günlük kaybın 100,00 TL. olduğu hesapta esas alınıp) kazanç kaybı talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru değildir. Yine, kabule göre; Dairemizin önceki bozma ilamında, davalı gerçek kişilerin, kaza nedeniyle doğrudan zarar gören emtia zararından (40 adet karpuz bedeli 132,00 TL'den) sorumlu olduğu açıkça vurgulanmış ve hüküm davalı gerçek kişiler yararına bu yönden bozulmuş, mahkemece de bozmaya uyulmuş olmasına rağmen; dolaylı biçimde zarar gören emtia da dahil biçimde belirlenen 1.515,00 TL'lik emtia zararından davalı ... ve...'in sorumluluğuna hükmedilmesi, bozma ile oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olmuştur." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davanın kısmen kabulüne, çarpma nedeniyle kamyonetin kasasından yere düşerek bozulan meyvelerle ilgili zararın tazmini hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile 132,00 TL'nin davalılar ..., Muhammet Paçacı ve Axa Sigorta AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, kamyonetin onarımda kaldığı 10 gün boyunca araç tazminatı hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 1.000,00 TL'nin davalı Muhammet Paçacı ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... Anonim Türk Sigorta Şirketi hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.

A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin 2012/312 Esas ve 2014/609 Karar sayılı ilk kararını davalılardan Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi'nin temyiz etmediği ve bu davalı yönünden hükmün kesinleştiği, kararın icraya konulması üzerine anılan davalının İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2014/28806 Esas sayılı dosyasına borcunu ödediğini, bu nedenle anılan davalı yönünden ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, araç tamirinin 22 gün sürdüğünü, 22 gün boyunca günlüğü 250,00 TL'den araç mahrumiyet zararına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davacının maliki olup davalılardan Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi tarafından kasko sigortası ile sigortalı olan araca davalılardan ...'nın maliki, davalılardan Axa Sigorta AŞ'nin ZMSS'si olduğu ve davalılardan ...'nın sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucu davacının aracında meydana gelen emtia zararı ve araç mahrumiyet zararının tazmini istemine ilişkindir.

6217 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla halen uygulanmakta olan1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd maddeleri, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi), 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas 1960/9 Karar sayılı, 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas 1959/5 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararları.

1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. 1960’dan günümüze Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihatları). Usuli kazanılmış hak müessesesi, Yargıtayın bozma ilamına mahkemece uyulduktan sonra bozma ilamının bağlayıcı etkisinin kapsamını belirlemek amacıyla Türk hukuk sistemine girmiştir. Nitekim 22.07.2020 tarihli 7251 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177 nci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi ile "...Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." şeklinde düzenlemesi yapılmış olup anılan düzenleme ile usuli kazanılmış hak müessesine yasal dayanak oluşturulmuştur.
Usuli kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir. Yukarıda tarih ve sayıları verilen içtihadı birleştirme kararlarında bu husus şöyle açıklanmıştır: “Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; Usul Kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.”
Usuli kazanılmış hak, esasen Yargıtayın bozma ilamı sonrası karar veren ilk derece mahkemesinin yapacağı yargılamanın sınırlarını belirlemek amacı ile gündeme gelmiştir. Böylece, Yargıtay içtihatlarında sıklıkla tekrarlandığı üzere, bozma ilamı ile davanın, usul ve kanuna uygun bir yola sokulması amaçlanmıştır. İlk derece mahkemesince artık Yargıtay tarafından gösterilen ve doğru olduğu kabul edilen usul ve esaslar dairesinde yargılama yapılması zorunlu hâle gelmiştir. İlk derece mahkemesinin bozma ilamına uyması hâlinde artık Yargıtay tarafından gösterilen yolda ilerlemesi beklenir. Böylece; hem yargılamanın, Yargıtayca bozma ilamıyla çizilen esaslar dâhilinde devam ettirilerek doğru, adil ve hızlı bir biçimde sonuçlanması amacına ulaşılır, hem de mahkemeler arasındaki hiyerarşi, uyum, kararlardaki istikrar ve dolayısıyla da kamu düzeni sağlanmış olur.
Dosyanın incelenmesinden; mahkemenin bozmadan önceki 25.09.2014 ve 28.06.2018 tarihli kararları ile çarpma nedeniyle davacının kamyonetinin kasasında bulunan ve yere düşerek zarar gören meyvelerle ilgili zarar yönünden 1.515,00 TL'nin davalı ... Anonim Türk Sigorta Şirketi'nden tahsiline karar verildiği ve anılan kararların davalı ... Anonim Türk Sigorta Şirketi tarafından temyiz edilmeksizin kesinleştiği, ancak mahkemece Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan 13.10.2020 tarihli bozma ilamından sonra davalı ... Anonim Türk Sigorta Şirketi yönünden davanın reddine karar verildiği, bu hususun davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırılık teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda mahkemece; davalı ... Anonim Türk Sigorta Şirketi yönünden davacının kamyonetinin kasasında bulunan ve yere düşerek zarar gören meyvelerle ilgili zarara ilişkin 1.515,00 TL'nin kabulüne dair 25.09.2014 ve 28.06.2018 tarihli kararların temyiz edilmeksizin kesinleştiği gözetilerek anılan davalı yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde davanın reddine karar verilmesi ve anılan davalı vekilinin tavzih talebinin kabul edilerek 04.07.2022 tarihli tavzih kararı ile yargılama gideri ve davacı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin hükümlerin düzeltilmesi ile reddedilen kısım yönünden anılan davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenle mahkeme kararının ve 04.07.2022 tarihli tavzih kararının bozulması gerekmiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının ve 04.07.2022 tarihli tavzih kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,

12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.