Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Kadastro sonucu, ... ili ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 464,465,466,467 ve 468 parsel (yeni 112 ada 10 parsel) ... taşınmazlar, tarla niteliğiyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir.

2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu ... ilçesi ... (...) Mahallesi 112 ada 10 parsel ... taşınmazın evvelinden beri orman olduğunu, civar ormanlar ile bütünlük sağladığını, eğiminin fazla olduğunu, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığını, memleket haritası ve amenajman planında orman olarak gözüktüğünü, fiili durumu itibariyle de orman olduğunu, orman tahdit hattı içinde kaldığını beyanla, taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davalı şirket tarafından iyi niyetli olarak tapuya güven ilkesi kapsamında satın alındığını, taşınmazın orman olmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmazın kuzeyinde, kuzeybatısında, doğusunda ve güneyinde bulunan taşınmazlar ile ilgili olarak aynı konuda Orman İdaresi tarafından ... 1. ve 2. Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılan davaların retle sonuçlandığını ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, taşınmazın 1955 yılında yapılan kadastro tespitinde Ocak 341 (1923) tarihli tapu kayıtlarına dayanılarak tescil edildiğini, taşınmazın ve çevresindeki diğer taşınmazların tarım ve hayvancılık yapılan araziler olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığı, öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı ve eksik inceleme sonucu verildiğini, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda yeniden inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu haliyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kaldığı, öncesinin orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tescili istemine ilişkindir.

6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1,370 ve 371 inci maddeleri, 6831 ... Orman Kanunu.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

7139 ... Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.