Taraflar arasında görülen alacak ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı alacak ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan babaları ...'in kayden malik olduğu 2242 ada 365 parsel sayılı taşınmazını ara malik kullanmak suretiyle davalıya temlikine ilişkin .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/3 Esas sayılı dosyasında açtıkları bedel istekli davanın kabul edildiğini ve kararın derecattan geçmek suretiyle kesinleştiğini, ne var ki anneleri ...'in anılan davanın yargılaması sırasında sağ olduğu ancak halihazırda anneleri ...'in ölmesi sebebiyle annelerinin payı üzerinde de hakları olduğunu, öte yandan davalının bu taşınmaz nedeniyle haksız gelir elde ettiğini ileri sürerek, anneleri ....ten intikal eden payları oranında bedel ile taşınmazın haksız kullanımından ötürü ecrimisil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mirasbırakan ....’in taşınmazda mülkiyet hakkının bulunmadığı, ayrıca davacıların iptal-tescil isteğinden vazgeçip bedel istemeleri nedeniyle mülkiyet haklarının söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’in kayden maliki olduğu 365 parsel sayılı taşınmazını 12.01.1987 tarihli satış akti ile ....’e, onunda 06.09.1994 tarihli satış akti ile davalıya temlik ettiği, bilahare bu taşınmazın dava dışı 364 parsel sayılı taşınmazla tevhidiyle oluşan 416 parsel sayılı taşınmaza 14 adet bağımsız bölümün bulunduğu bina inşa edildiği, davacıların muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/3 Esas sayılı dosyası ile açtıkları bedel istekli davanın kabul edildiği ve kararın derecattan geçmek suretiyle 21.11.2012 tarihinde kesinleştiği, mirasbırakan ...’in 26.06.1992 tarihinde ölümü üzerine geriye; 29.09.2011 tarihinde ölen eşi ... ile davalı kızı ...’yi ve 1983 yılında ölen oğlu....’ın çocukları olan davacıları mirasçı olarak bıraktığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, muvazaa ile illetli olarak yapılan temlikin yok hükmünde olduğu (baştan itibaren geçersiz olduğu) ve bu sebeple de mirasbırakanın terekesinden çıkmayacağı, mirasbırakanın ölümü ile de tüm mirasçıların taşınmazda mirastan kaynaklanan hak sahibi olacakları açıktır. Davacıların babaannesi olan ...nin sağlığında muvazaaya dayalı olarak bir dava açmaması yok hükmünde bulunan temlik işlemini geçerli hale getirmeyeceği gibi ölümünden sonra mirasçılarının dava açmasına yasal olarak engel bir düzenleme de bulunmamaktadır. Kaldı ki, gerek Hukuk Genel Kurulu'nun gerekse Dairenin benimsediği ilke de bu yöndedir. Öte yandan, önceden açılan davada mirasbırakanın yapmış olduğu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu kesinleşen mahkeme kararı ile belirlenmiştir.
Öte yandan, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davalar sonucunda kurulacak olan kabul hükmü inşai (kurucu) olmayıp izhari (açıklayıcı) nitelik taşır. Bu suretle oluşan kararlara konu işlemler yapıldıkları tarihten itibaren mutlak butlanla malul olup yapılmamış sayılırlar ve iptal hükmü geriye etkili olarak sonuç doğurur, diğer taraftan muvazaalı işleme taraf olan kişinin iyiniyetli olduğundan sözetme olanağı da yoktur. Tarafı bulunduğu işlem yok hükmünde olup, bu şekilde oluşan tescil de yolsuz tescil niteliğindedir. O halde, mirasbırakanın ölümü ile terekesi mirasçılarına intikal edeceği ve ölüm tarihi itibarıyla mirasçılarının hak sahibi olacağı gözetildiğinde, taşınmazı haksız olarak kullanan kişinin taşınmaz malikine ödeyeceği haksız işgal tazminatı ecrimisilden sorumlu olacağı kuşkusuzdur.
Somut olayda; .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/3 Esas sayılı dosyasının dava tarihi olan 12.04.2006 tarihi itibariyle davacıların babaannesi ... sağ olup anılan davanın yargılaması sırasında 29.09.2011 tarihinde ölmüştür. Bu durumda; ...’nin payı davalı üzerinde kaldığından, ...’nin 4/16 olan miras payından 1/16’şar pay davacılara, 2/16 pay da davalıya isabet etmektedir.
Hâl böyle olunca; mirasbırakan ...’ten davacılara intikal eden pay bakımından ecrimisile ve ...’nin miras payından davacılara isabet eden pay oranında bedele ve de ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.