Davacı, Türk Vatandaşlığından izinle çıkmadan önceki yurt dışı sürelerini 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin tespitini ve rant sigortasına giriş tarihi olan 01.07.1973 tarihinin, sigorta başlangıç tarihi olarak belirlenmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanun’unun 20.maddesi uyarınca, izinle çıkma sonucu 19.11.1999 tarihi itibarıyla Türk Vatandaşlığını kaybeden ve 01.09.1972-30.10.1999 tarihleri arası yurt dışı süresini 04.11.2012 günlü borçlanma başvurusuyla, 3201 sayılı Yasaya göre borçlanmak isteyen davacının bu başvurusu; talep tarihinde, Türk Vatandaşı olmadığı gerekçesiyle, reddi üzerine, açılan, iş bu davayla, davacı; Türk Vatandaşlığından izinle çıkmadan önceki yurt dışı sürelerini 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin tespitini ve rant sigortasına giriş tarihi olan 01.07.1973 tarihinin, sigorta başlangıç tarihi olarak belirlenmesini istemiş; Mahkeme, istem gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin, Türk Vatandaşlığından izinle çıkmadan önceki yurt dışı sürelerini, 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanılabileceğinin tespitine ilişkin kabulü yerindedir.
Ancak, henüz yapılmış bir borçlanma işlemi bulunmadan, sigorta başlangıcına ilişkin kabulü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında aktedilen Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin, konuya ilişkin 29.maddesinin 4.bent hükmü, bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği öngörülmüş ise de, anılan sözleşme hükmünün uygulanabilmesi, rant sigortasına giriş tarihini de içerecek şekilde (somut olayda 01.07.1973), yurt dışı borçlanmasının usulünce yapılması halinde mümkün olduğu halde, bu husus gözetilmeksizin, yazılı şekilde sigorta başlangıcına hükmedilmesi isabetli görülmemiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 29.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.