Sanık hakkında; TCK'nın 157/1,62,52/2, 51/1-3-6 maddeleri gereğince mahkumiyet
Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığa atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaşma bürosuna tevdii edildiği ancak; uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın, temyiz dışı sanık eski eşinin tanıştırdığı katılan ile evlenme niyeti olmadığı halde evlenme hususunda anlaşıp katılana alyans, cep telefonu aldırıp ondan para aldıktan sonra kaçtığı şeklinde gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmesi hususunun, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23/01/2018 karar tarihli 2015/962 esas ve 2018/16 karar numaralı ilamında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK'nın 52/4 maddesindeki düzenlemeye aykırı olmaması ve 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözletilmesinin mümkün olması nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; O yer Cumhuriyet savcısının adli para cezasının ödenmesine ilişkin ihtarın usule aykırı olduğuna dair temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.