Müteveffanın 15.10.2020 tarihinde ruhsatsız tabancası ile intihar etmesi üzerine olay yerinden ele geçen ve kriminal rapora göre 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunu'na (6136 sayılı Kanun) göre yasak niteliği haiz olduğu belirtilen tabanca ve fişekler ile ilgili Mesudiye Cumhuriyet Başsavcılığınca Mesudiye Sulh Ceza Hakimliğinden müsadere talebinde bulunulduğu, Mesudiye Sulh Ceza Hakimliğinin 21.05.2021 tarihli kararı ile asıl davaya bakmakla görevli Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek talebin reddine karar verildiği, Başsavcılık tarafından bu karara itiraz edildiği ve Ordu 2. Sulh Ceza Hakimliğince müsadere talebinin reddine dair karara karşı yapılan itirazın reddine kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 25.10.2021 tarihli ve 2021/16482 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.12.2021 tarihli ve KYB-2021/2021/133113 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2021 tarihli ve KYB-2021/133113 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, müteveffa ...'ın intihar etmesi sebebiyle yapılan soruşturma neticesinde Mesudiye Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini takiben, Cumhuriyet Başsavcılığının müsadere talebinin davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 256/1. maddesinde yer alan "Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.", aynı Kanun'un 259. maddesinde yer alan "Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir." şeklindeki düzenlemeler ile benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 11/07/2013 tarihli ve 2013/10717 esas, 2013/20618 karar sayılı ilamında yer alan "İntihar sonucu vefat eden...olayda kullandığı...silâhla ilgili olarak yapılan soruşturma sonucunda,...kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı müteakip, adlî emanetin 2011/10627 sırasında kayıtlı silâhın müsadere edilmesi talebinin reddine ilişkin...sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak...suç konusu olmayıp sahibi hakkında dava açılmayan ve sadece müsadereye tabi bulunan eşyanın müsaderesi konusunda davaya bakma görevinin...sulh ceza mahkemesine ait olup..." biçimindeki açıklama nazara alındığında, Sulh Ceza Hakimliğince esas hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

1. Dava konusu olayda, müteveffanın 15.10.2020 tarihinde, bir mezarlıkta ruhsatsız olduğu belirlenen tabanca ile başından vurarak intihar ettiği, olay yerinden ele geçen tabanca ve fişeklerin Jandarma Genel Komutanlığı Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 20.11.2020 tarihli raporu ile 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz olduğu belirlendiği, intihar olayı ile ilgili Mesudiye Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilip Mesudiye Sulh Ceza Hakimliğinden müsadere talebinde bulunulduğu, Mesudiye Sulh Ceza Hakimliğinin 21.05.2021 tarihli kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 256 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca asıl davaya bakmakla görevli Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek talebin reddine karar verildiği, bu karara karşı Mesudiye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından itiraz edildiği, Ordu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.06.2021 tarihli kararı ile tabanca ve fişeklerin 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz olduğu, silahın ruhsatının bulunmadığı, vefat edenin 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçu işlediği ancak ölüm nedeniyle kamu davası açılmadığı, bu nedenle asıl davaya bakmakla görevli Asliye Ceza Mahkemesinin müsadere hususunda görevli olduğu belirtilerek Mesudiye Sulh Ceza Hakimliğinin kararına karşı yapılan itirazın reddine karar verildiği belirlenmiştir.

2. a) 5271 sayılı Kanun'un 256 ncı maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası;
"(1) Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir."
b) 5271 sayılı Kanun'un 259 uncu maddesinin birinci fıkrası;
"(1) Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir."
Şeklinde düzenlenmiştir.

4. Yukarıda belirtilen Kanun hükümleri ışığında yapılan değerlendirmede, müteveffanın intihar olayında kullanmış olduğu tabancanın ruhsatsız olduğu, bu tabancanın 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz olduğu, dolayısıyla tabancanın suç konusu olduğu ancak 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan ölüm nedeniyle dava açılamadığının belirlenmesi karşısında, Ordu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.02.2024 tarihinde karar verildi.