Taraflar arasında görülen davada Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 26/04/2018 tarih ve 2011/814-2018/232 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/02/2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalılardan ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 29.07.2003 tarih ve 07 sayılı kararı ile şirket ortaklarından ... ile şirket ortağı olmayan ...'ı şirket müdürü olarak atadığını, şirketi münferid imzaları ile temsil ve ilzam etmelerine karar verildiğini, 09.08.2006 tarihinde davalı ...'ın, davacı şirket adına kayıtlı olan Alanya ... 103 ada... nolu parsel sayılı taşınmazı 4.000 YTL, ... ada 2 parsel sayılı taşınmazı ise 26.000 YTL bedelle şirket ortaklannın bilgisi ve rızası dışında gerçek bedelinin çok altında bir bedelle davalı ... 'na tapuda satış yaparak devrettiğini, davalı ...'nun dava konusu taşınmazların ifrazını yapan, davacı şirketin faaliyetlerini ve ticari ilişkilerini iyi bilen satılan taşınmazları almaya mali gücü de bulunmayan kötüniyetli bir kişi olduğunu, muvazaalı satışın davacı şirkete zarar vermeyi amaçladığını, şirket ortaklarının satışın yapılması konusunda her hangi bir kararının mevcut olmadığını ileri sürerek, muvazaalı ve yetkisiz olarak yapılan satışın iptali ve taşınmazların tapusunun davacı şirket adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin taşınmazları davacı şirket temsilcisi ...'ın temsil yetkisine dayanarak satın aldığını, şirket ortakları ile temsile yetkili kişiler arasında sorunlar çıkmış olmasının müvekkilini etkilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazların satışına davacı şirketin % 50 hissesine sahip diğer ortağı Mehmet Koçak'ın izni ve onayının olduğunu, iki ortaklı limited şirketlerde her iki ortağın izni olmadan şirket müdürünün azlinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; taşınmazın satışı sırasında tapuda sırf satış bedelinin düşük gösterilmesinin muvazaa iddiasını kanıtlamayacağı, dava konusu taşınmazın muvazaalı olarak davalıya satıldığı iddiasının ispat edilemediği gibi tarafların tapuda yapılan tescil işlemi ile sözleşmeyi ifa ettiklerine ve bu sözleşmenin koşullarını yerine getirip ana unsurlarını gerçekleştirdiklerine göre bedelde muvazaa iddiasını ileri sürerek sözleşmenin iptalini istemeleri hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi gerektiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, taşınmazın düşük bedelle şirket zararına satılmış olması olgusunun yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasının konusu olup işbu tapu iptal ve tescil davasında tartışılacak mahiyette olmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazların reddi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ...'a verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.