Taraflar arasında görülen davada...15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04/04/2017 tarih ve 2014/845 E. - 2017/255 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair...Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 27/06/2018 tarih ve 2018/10 E. - 2018/620 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 18.02.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin her türlü hakkına sahip olduğu, uzun yıllar süren emek, zaman ve maddi yatırımlar sonucu ortaya çıkan "Promo Chance" adlı şans oyunları pazarlama statejisinin noterde tasdik ettirilerek koruma altına alındığını, projenin hayata geçirilmesi için davalı ile görüşülüp taraflar arasında gizlilik sözleşmesi imzalandığını, davalının projeyi öncelikle Garanti Bankasına götürdüğünü, bankanın yasal engeller sebebiyle ilgilenmediğini bildirdiğini, davalının bu kez projeyi Yapı Kredi Bankası'na götüreceği bilgisinin alındığını, fakat bu aşamadan sonra davalıya ulaşılamadığını, müvekkiline ait projenin 2010 yılı yılbaşı çekilişinde davalı yanca Yapı Kredi Bankası A.Ş.'ye kullandırıldığını, gizlilik sözleşmesi de ihlal edilmek suretiyle World Card müşterilerine belli miktar alışveriş karşılığında promosyon piyango biletleri verildiğini, bu biletlerin tüm işletim sisteminin müvekkilinin sisteminden kopyalandığını, yine davalının 2011-2012 yılbaşı çekilişlerinde Akbank A.Ş.'ye ait Axess Card aracılığıyla hukuka aykırı uygulamayı tekrarladığını, bu uygulamaların aynı müvekkilinin projesi gibi olduğunu, projenin izinsiz bu şekilde kullanımının haksız rekabet ve gizlilik sözleşmesine aykırılık taşıdığını ileri sürerek hukuka aykırılığın tespitini, şimdilik 10.000.- TL olmak üzere maddi zararın tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin aynı uygulamayı daha 2007 yılında Teknosa, Estore gibi firmalarla gerçekleştirdiğini, oysa davacının noter tescilinin 25.11.2008 tarihli olduğunu, yine 2007 yılında dava dışı firmalar tarafından uygulamanın kullanıldığını, davacının dayanak sisteminin yenilik vasfı taşımadığını, daha önce kamunun bilgisindeki hususların gizli bilgi mahiyetinde olmadığını, davacının korunacak bir hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında gizlilik sözleşmesini konu edilen ve davacıya ait olduğu iddia edilen ticari sır niteliğindeki bilgilerin daha önce kullanılmış bilgi ve yöntemler olduğu, münhasıran davacıya ait, sır niteliğinde bilgiler niteliği taşımadığı, ticari hayatta herkesçe bilinen ve kullanılagelen denenmiş yöntemler her ne kadar davalı yanın bilgisizliği nedeniyle gizllik sözleşmesine konu edilmiş ise de davacı yanca davaya konu bilgilerin ticari sır niteliğinde ve sadece tarafına ait bilgi/yöntem gibi sunulmuş olmasının davaya konu bilgilerin daha önce bilinmeyen bir yöntem olduğunun kabulünü gerektirmeyeceği, davalının dava konusu bilgileri kullanmasının hukuka aykırı olmadığından davacının tazminat talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 18/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.