Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 20.07.2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesinde yedi gün olarak belirtilen temyiz süresinin on beş gün olarak değiştirildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce verilen ve Yargıtay'dan geçen dosyalar hakkında 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Kanun'un 305-326. maddeleri uygulanmakta olduğundan, daha önce Yargıtay incelemesinden geçmiş dosyada temyiz süresine ilişkin bir değişiklik yapılmadığı dikkate alındığında; 15.12.2021 tarihinde sanık müdafiine tebliğ edilen hükme karşı kararda temyiz süresinin tebliğden itibaren 15 gün olduğu belirtilerek yanıltmaya neden olunduğunun anlaşılması karşısında; 15.12.2021 tarihinde tebliğ edilen hükmü 27.12.2021 tarihli temyiz dilekçesi ile temyiz eden sanık müdafiinin 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanık hakkında bozma kararından önce kurulan 08.09.2011 tarihli ilk hükümde hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesi ve hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 22. Ceza Dairesinin 30.11.2015 tarihli ve 2015/9800 Esas, 2015/8026 Karar sayılı ilâmıyla 5237 sayılı Kanun'un 231/5-14. maddelerinin uygulanmama gerekçesinin yerinde olmadığından bahisle bozma kararı verildiği, bozmaya uyularak sanık hakkında atılı suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde sanığın yeni bir kasıtlı suç işlemesi nedeniyle geri bırakılan hükmün aynen açıklandığı, ancak açıklanan hükümde, sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla; sanık hakkında 08.09.2011 tarihinde hükmedilen hapis cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesi sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğundan, açıklanan hükümde 5271 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca erteleme kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince istem gibi BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanık hakkında tayin olunan 10 ay hapis cezasının sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine ve sanık hakkında aynı Kanun'un 51/3. maddesi gereğince 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmek suretiyle, diğer yönleri usûl ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.