Taraflar arasındaki tevliyete ehil ve galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dava dilekçesinde, davacı ...'in Mardin'de kurulu ... Bey Vakfının tevliyetine ehil ve galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının babası İsmet Şahkulubey'in vakfın en son mütevellisi olması ve bu batında başkaca erkek kardeşi bulunmaması nedeni İsmet Şahkulubey'in oğlu olan davacının Şahkulubey Vakfının gallesine müstehik vakıf evladı olduğu, davacının dosya içerisine alınan sabıka kaydı, davacının öğrenim durumuna ilişkin belge ve medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olması nedeniyle dosya içerisindeki ilamlar ve teamül-ü kadim gereğince davacının Şahkulu Bey Vakfının tevliyetine ehil olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının dava konusu Şahkulu Bey Vakfı üzerinde vakfın galle fazlasından istifadeye hakkı olduğunun ve vakfı tevliyete (yönetmeye) ehil bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğunu, bilirkişi raporunda davacının üst batınında tevliyete ehil evlat bulunup bulunmadığının anlaşılamadığını, arz ve izah edilen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Davada birden fazla istem mevcut olup, ilki; mülhak vakfa mütevelli atanma kararına esas teşkil etmesi yönü ile vakfın tevliyetine ehil vakıf evladı olduğunun tespiti istemi, ikincisi ise; vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
1.Davacının tevliyete ehil vakıf evladı olduğuna ilişkin karar yönünden;
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371'inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına ve vakfiye yerine kaim 1265 H (1848 M) tarihli ilamda tevliyetin batın şartı olmaksızın erkek evlatlara şart kılınmış olmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.Davacının galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna dair karar yönünden;
5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3 üncü maddesine göre, mülhak vakıf mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş olan yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6 ncı ve 7 inci maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği hükme bağlanmıştır.
Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.
Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soybağı olan ya da soybağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.
Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacılar ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.
Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir.
Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (Akgündüz, Ahmet, İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle mad.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu Mardin'de kurulu ... Bey Vakfı'nın galle fazlasına dair hüküm içeren vakfiye yerine kaim 1272 H (1856 M) tarihli ilamda; "...vakfı mezkûrun gallatı kadim zamandan beri batnen bade batnin ve ciylen bade ceylin yalınız evlâdı zükûra sarf olarak ..." şeklinde ifade edilerek galle fazlasının kadimden bu yana nesiller boyu batın şartı (ön kuşakta sağ vakıf evladı varsa sonraki kuşakta bulunan evladın hak sahibi olmaması kuralı) ile sadece erkek evlâtlara bırakılmış olup, dosya içerisindeki nüfus kayıtlarına göre de davacı ...'e göre ön batında bulunan amcası 1947 doğumlu Şahkulu Şahkulubey'in hayatta olduğu ve vakfiye yerine kaim ilamdaki galle fazlası için öngörülen şartlar davacı yönünden gerçekleşmemiş olduğu anlaşıldığından davacının galle fazlasına müstahak olduğuna dair istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacının tevliyete ehil vakıf evladı olduğuna ilişkin İlk Derce Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Davacının galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna ilişkin verilen karara yönelik davalı ... vekilinin yazılı temyiz itirazları yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 23.12.2021 tarihli ve 2021/429 Esas, 2021/1002 Karar sayılı istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.