Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili; İstanbul İli, Sarıyer İlçesi, Kireçburnu Mahallesi, 470 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın hissedarlarının gaip olması nedeniyle, Sarıyer 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.09.2010 tarih ve 2009/735 E.- 2010/732 K. Sayılı Kararı ile İstanbul Defterdarının kayyım tayin edildiğini, taşınmazın 125,00 m2’lik kısmının ... ve ... ile ... tarafından kullanıldığının tespit edildiğini, mezkur işgal nedeniyle 01.10.2007 - 31.12.2012 dönemleri için Kayyım Komisyonunca tespit edilen 13.348,00 TL ecrimisil alacağının her dönem için dönem sonlarından itibaren işleyecek kademeli yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalılar vekili; ecrimisile ilişkin taleplerin 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, İstanbul Defterdarının kayyım olarak 16/09/2010 tarihi itibarıyla atandığını, bu tarihten önceki taleplere ilişkin taleplerin usul ve yasaya da uygun olmadığını, 16/09/2010 tarihinden önceki zamanlara ilişkin olarak ecrimisil talep hakkı bulunmadığını, 125m²'lik kısım için ecrimisil talep edilemeyeceğini ancak 85 m²'lik kısım için talep edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Davaya karşı zamanaşımı savunması bakımından; davalı vekili süresinde cevap süresinin uzatımı dilekçesi vermiştir. Mahkeme 20.05.2013 tarihli ara kararı ile cevap süresinin 1 ay uzatılmasına karar vermiş, süre uzatım talebinin kabulüne ilişkin ara karar davalı vekiline 14.06.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. 1 aylık süre uzatım 14.07.2013 tarihinde sona ermekte olup 14.07.2013 tarihinin pazar gününe denk gelmesi sebebiyle davalı vekilinin cevap dilekçesini 15.07.2013 tarihinde mahkemeye sunduğu anlaşılmakla süresinde verilen cevap dilekçesinde davaya karşı zamanaşımı savunması ileri sürmüştür.
Mahkemenin davaya karşı zamanaşımı savunmasını neden kabul etmediğine ilişkin bir gerekçe dahi oluşturmadan davaya karşı zamanaşımı savunmasını gözetmemesi hatalıdır. Yukarıdaki açıklamalara göre davalının davaya karşı zamanaşımı savunmasını süresinde yaptığı kabul edilerek sonuca gidilmelidir.
Sonuç olarak; dosya kapsamına ve davalının zamanaşımı savunmasına göre, dava tarihi olan 15.04.2013 tarihinden geriye doğru 5 yıllık zamanaşımı süresi nazara alınarak davacının talebi yönünde 31.12.2012 tarihi ile zamanaşımı süresinin sona erdiği 15.04.2008 tarihleri arası için usulüne uygun şekilde belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde 2012-2007 dönemi için belirlenen ecrimisilin tahsiline karar verilmesi doğru olmadığından, bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.