Esastan ret

SAYISI: 2020/117 E., 2021/485 K.

Taraflar arasındaki tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının www.okulcenter.com.tr isimli web sitesinin sahibi olduğunu, davalının ise aynı sektörde faaliyet yaparak ve müvekkilin marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde www.okulcenter.com isimli web sitesini kullanarak hukuka aykırı hareket ettiğini, davacı tarafından davaya konu olmaması için davalı ile görüşüldüğünü, tecavüzün durdurulmasını talep ettiğini ve fakat davalı tarafından bu talebe olumlu cevap verilmediğini, üstelik bu görüşme sonrasında alelacele marka başvurusunda bulunulduğunu, davalı tarafın davacının markasına dair haklarını ve yetkilerini ihlal eden eylem ve tutumlarda bulunduğunu, davalının müvekkilinin web sitesinin benzeri web sitesi ile haksız rekabet yaparak müvekkil aleyhine haksız kazanç elde ettiğini, belirterek öncelikle tedbir talebinin kabulü ile davalıya ait www.okulcenter.com isimli web sitesine erişimin engellenmesini, haksız rekabet oluşturan sunum evrakları, afiş, broşür, tabela üzerinde müvekkile mülkiyet hakkı tanınmasını, davalı şirketin markadan ... haklarına tecavüz fiillerinin durdurulmasını, önlenmesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, marka hakkına tecavüz eden, haksız rekabet yapan davalı aleyhine verilen hükmün, masrafları tecavüz eden davalı tarafından karşılanarak ilgilere tebliğ edilmesi ve kamuya duyurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; 01.06.2018 tarihinde internet alışveriş sitesini kurmaya karar verdiğini, bu tarihten itibaren bu hususla alakalı olmak üzere ön çalışmalara başladığını, bu tarihten itibaren yaklaşık 8 aylık bir süreçte alt yapı çalışması, reklam çalışması, başvuru işlemleri, sitenin hazırlanması, domain isminin bulunması vs. gibi işlemlerle ilgilendiğini ve bahse konu siteyi yani www.okulcenter.com isimli siteyi 14.02.2019 tarihinde ücretini ödemek suretiyle yasal şartlarına uygun olarak aldığını, bu şekilde de bahse konu site üzerinden ticari faaliyette bulunmaya başladığını, kısa bir süre içerisinde Türkiye genelinde tanınırlık ve güvenilirlik kazandığını, davalının davacıdan ise 14.02.2020 tarihinde kendisine mail gelince haberdar olduğunu, davacının markasının okul center değil okul center eğitimin merkezinde adlı ibareden oluştuğunu, davalının, davacının iddia ve beyanlarının aksine www.okulcenter.com isimli siteyi davacıdan önceki bir tarihte ücreti mukabilinde satın aldığını, davacının ise www.okulcenter.com.tr isimli siteyi davalıdan sonraki bir tarihte ücreti mukabilinde satın aldığını, davalı müvekkilin davacının iddia ve beyanları gibi bir tasarrufunun bulunmadığını, davacının davaya konu iddiaları mesnetsiz ve gerçeklikten uzak iddialar olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kendisine ait olan ve davaya konu edilen markayı 03.03.2019 tarihinde tescil ettirmiş olduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince markanın tescil tarihinden itibaren korunacağı, davalının ise 18.02.2019 tarihinde davacıya ait marka ile aynı faaliyet alanında kullanılan, karıştırılma ihtimali bulunan bir ... ismini kullanmaya başladığı ancak davacının markanın tescilinden sonra davalının markasal kullanımı olduğuna ilişkin delil ibraz etmediği, davalının kullanımının da markanın tescilinden önce olup markasal kullanım oluşturmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 06.04.2021 tarih, 2020/6015 E. ve 2021/3376 K. sayılı ilamı), bu yönüyle davacının iddia ettiği gibi marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın reddine dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının bilirkişi raporunda ortaya konulduğu üzere, 35 no.lu sınıfta tescili olmayıp sadece 40 no.lu sınıfta marka tescili bulunmasına karşın, ortalama tüketici nezdinde ayırt edilemeyecek şekilde www.okulcenter.com isimli web sitesini kullanarak müvekkilin marka hakkına tecavüz etmekte ve haksız rekabet eden eylemlerde bulunduğunu, Mahkemece sadece marka başvuru tarihlerinin esas alınarak tescil sınıflarının nazara alınmaması ve yine bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğu ve davalı tarafın kötü niyetli olduğu sarfınazar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesinin hukukun açık ihlali olduğunu, davalının 40 no.lu koruma hakkı nazara alındığı ve müvekkilinin tescil tarihlerinin çok yakın bir süre olduğu ve 35 nice sınıfının yer almamasının dikkate alındığında açıkça davalarında haklı olduklarının ortada olduğunu, müvekkilinin ticari hayatta 2010 yılından itibaren geçmişi nazara alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davalarının kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere ve bilhassa mahkemece konusunda uzman bilirkişiden alınıp hükme esas alınan 02.03.2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelere, söz konusu raporun ayrıntılı, bilimsel, taraf ve kanun yolu denetimine elverişli, somut olayın özelliklerine uygun nitelikte olmasına, İlk Derece Mahkemesinin raporları/ delilleri takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, markaya tecavüzün önlenmesi, internet sitesine erişimin engellenmesi ile maddi tazminat taleplerine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.