DAVALILAR:
1-... vekili Avukat ...
2- ... vekili Avukat ...
3- ... vekili Avukat ...
4- ... vekili Avukat ...
5- ... vekili Avukat ...
6- ... vekili Avukat ...
7- ...
8- ... vekili Avukat ...
9- ... vekili Avukat ...
10-... vekili Avukat ...
11-... vekili Avukat ...
12-... vekili Avukat ...
13-...
14-... vekili Avukat ... ...
15-...
16-...
17-... vekilleri Avukat ...
18-... vekili Avukat ...
19-...
20-... vekili Avukat ...
21-... vekili Avukat ...
22-... vekili Avukat ...
23- ... vekili Avukat ...
24- ... vekili Avukat ...
25- ... vekili Avukat ...
26- ... vekili Avukat ...
27- ...
28- ...
29- ...
30-... (Ölü)
31-... vekili Avukat ...
32- ...
33- ...
34- ...
35- ... ...
36- ...
37- ...
38- ...
39- ...
40-...
41-...
42-...
43-...
44-...
45-...
46-...
47-...
48-... Mirasçıları:
1-...
2-...
3-...
4-...

Kısmen kabul, kısmen ret

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, duruşma istemli olarak davalı asıl ..., davalı ... vekili ve duruşmasız olarak davacı vekili ile davalı asıl ... ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Mahkemece temyiz harçlarının yatırılması için usulüne uygun olarak davalı ... ...'a ve davalı ... vekiline muhtıra tebliğ edilmiş, muhtırada belirtilen süre içinde temyiz harçlarının yatırılmaması nedeniyle 21.12.2021 tarihli ek karar ile davalılardan ...'ın ve ... vekilinin temyiz isteminin ayrı ayrı reddine, kararın bu davalılar yönünden ayrı ayrı temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiş, anılan bu davalılar tarafından ek karara karşı temyiz yoluna başvurulmamıştır.
Davacı vekili ve davalı asıl ...'nin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 06.02.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat Taylan Demir ile davalı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

1.Davacı vekili dava dilekçesinde; TMSF'nin kararları ile Uzan Grubu'na ait şirketlerin ortaklarının temettüsü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimine el koyduğunu, el konulan şirketlerden birinin de davacı Uyum Televizyonculuk Reklam Yayın A.Ş. olduğunu, TMSF tarafından göreve getirilen Yeni Medya Grubu yönetimince söz konusu grup şirketlerinin muhasebe kayıtlarının incelemeye alındığını, yapılan incelemede şirket kasasında olması gereken nakit ve çek tutarları ile mevcutlar arasında fahiş farklar bulunduğunun tespit edildiğini, kasa açığının hangi iş ve işlemlerden kaynaklandığı hususunda denetim kurulu raporu düzenlendiğini, açığın, fiili olarak ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş gibi gösterilen apel ödemelerinden kaynaklandığının tespit edildiğini, bu raporla resmi olarak şirket kayıtlarında ortak görünmeyen belirli bir grup tarafından (hakim ortaklar) şirketin yönetildiğini ve resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının ise (figüran) göstermelik ve muvazaalı şekilde ortaklık sıfatını taşıdıkları hususunun tespit edildiğini, dava konusu apel ödemelerinin fiktif yapıldığı dönemlerde usulsüz fiilleri organize eden, onaylayan, yürüten ve talimat veren şirket muhasebe, finans ve diğer ilgili departmanlarda görev yapan, şirket ortakları ile birlikte hareket ederek söz konusu işlemleri gerçekleştiren şirket çalışanları, hakim ortaklar, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirket ortakları ile birlikte müştereken ve müteselsilen şirket zararından sorumlu olduklarını iddia ederek sorumluluklarının tespiti ve sorumlu oldukları miktarların ilgili yıllardan itibaren işleyecek kademeli ticari faizi ile birlikte 29.03.2000,30.04.2011,29.04.2002,24.01.2003 tarihlerinden itibaren ödenmeyen toplam 500.000,00 TL apel ödemesinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 126.000,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Temlik alan davacı vekili İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu 05.06.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile 126.000,00 TL olan talebi 500.000,00 TL'ye çıkartarak bu tutarın zararın meydana geldiği tarihlerden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

1.Davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilleri ile davalılardan ..., ... cevap dilekçelerinde; şirkete el konulduğu tarihte tespit yapılmayıp uzun zaman geçtikten sonra tespit yapıldığını, iddiaların doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.

2.Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.

3.Davalılardan ...'ın yargılama sırasında vefat etmesi üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Mahkemenin 25.11.2015 tarih, 2014/710 E. ve 2015/889 K. sayılı kararı ile iddia, savunma, birinci, ikinci ve üçüncü bilirkişi kurulu raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacı TMSF tarafından Uzan Grubu'na ait davacı şirkete el konulduğu 13.02.2004 tarihinde kasa sayımı yapılmadığı, dava konusu olaya ilişkin ilk raporun 23.12.2004 gün ve DN-01 numaralı rapor olduğu, denetim kurulu raporunun ise 16.08.2005 tarihinde düzenlendiği, kasa açığının el koyma tarihinde tespit edilmediği, sonraki tarihte yapılan sayım inceleme sonucunda 31.12.2004 tarihli bilanço kapsamında 404.480,30 TL olarak tespit edildiği, üçüncü bilirkişi kurulu raporunun 27 nci ve 28 inci sayfasındaki açıklamalar dikkate alındığında apel ödemelerinden kaynaklı kasa açığı zararının 375.000,00 TL'den ibaret olduğu, apel ödemelerinin ödenmesi gereken tarihlerden dava tarihine kadar işlemiş avans faizinin ise 640.824,89 TL olduğu, kasa açığı mevcut olmasına rağmen sebebinin tam olarak tespit edilemediği, davalıların şirketin hakim ortakları, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, denetim kurulu üyeleri, üst düzey yetkililer ve diğer şirket çalışanlarından ibaret olduğu, kasa açığının apel ödemelerinden mi yoksa başka bir nedenden mi kaynaklandığının tam ve kesin olarak tespit edilememesinin şirkete el konulduğu tarihte kasa sayımının yapılmaması, el koyma tarihindeki bilançosunun çıkartılmaması ve şirket defter ve belgelerinin mevzuata uygun tam ve intizamlı tutulmamasından kaynaklandığı, yönetim kurulu üyelerinin ticari defter ve belgeleri düzgün tutmakla mükellef oldukları, yönetim kurulu üyelerinin kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların intizamsız bir surette tutulması nedeniyle sorumlu oldukları, dosya kapsamına göre hem yönetim kurulu hem de denetim kurulu üyelerinin vazifelerini kanuna uygun olarak yapmadıkları, üst düzey görevlilerin de görevlerini tam olarak yapmadıkları, şirket defterlerinin kanuna uygun düzgün ve intizamlı tutulmaması nedeniyle ispat yükünün davalı tarafa yüklenmesi gerektiği, bu kişilerin dava konusu zararın doğmasında kendilerinin kusurlu olmadıklarını ispat etmeleri gerektiği, davalı tarafın bu hususları ispat edemediği gerekçeleriyle bir kısım davalılar yönünden davanın kabulü ile 375.000,00 TL kasa açığı zararına ilişkin tazminatın işlemiş 640.822,89 TL faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bir kısım davalılar yönünden sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, bir kısım davalılar yönünden de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili, davalı ..., davalı ... ..., davalı ..., davalı ..., davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dairemizin 15.04.2019 tarih, 2019/1150 E. ve 2019/2909 K. sayılı kararı ile "...1- Mahkeme gerekçeli kararının incelenmesinde Meryem BULUT hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de davada böyle bir davalı bulunmadığı, davacının davalılar ..., ..., ... hakkında davayı işlemsiz bırakmasına rağmen bu kişilerin karar başlığında davalı olarak gösterilmediği ve haklarında hüküm kurulmadığı, hakkında davalı olarak davanın kabulüne karar verilen Faruk ÖMER GÖKBİLGİN isimli bir kişinin davada taraf olmadığı, davalılardan ... hakkında hüküm kurulmadığı tespit edilmiştir. Mahkemece davacının tüm talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılması ve her davalının başlıkta ismi yazılıp her davalı hakkında ayrı ayrı gerekçeli bir şekilde hüküm kurulması gerekirken bir yandan davada taraf olarak yer almayan kişiler hakkında hüküm kurulması, öte yandan davada taraf olan kişiler hakkında hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, kararın bu yönden re'sen bozulması gerekmiştir. 2-Davalılardan ... hakkındaki dava, davacı tarafça işlemsiz bırakılmasına ve 08.11.2007 tarihli celsede bu davalı hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine rağmen kararda bu davalı hakkında davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir. 3-Bozma ve sebep ve şekline göre davacının ve temyiz eden davalıların diğer temyiz sebeplerinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir..." gerekçesiyle (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen bozulmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ... yararına bozulmasına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının ve temyiz eden davalıların diğer temyiz sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, birinci, ikinci ve üçüncü bilirkişi kurulu raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, temlik alan davacı TMSF tarafından Uzan Grubu'na ait davacı şirkete el konulduğu 13.02.2014 tarihinde kasa sayımı yapılmadığı, dava konusu olaya ilişkin ilk raporun 23.12.2014 gün ve DN-01 nolu rapor olduğu, denetim kurulu raporunun ise 16.08.2015 tarihinde düzenlendiği, kasa açığının el koyma tarihinde tespit edilmediği, sonraki tarihte yapılan sayım inceleme sonucunda 31.12.2004 tarihli bilanço kapsamında 404.480,30 TL olarak tespit edildiği, bununla birlikte üçüncü bilirkişi kurulu raporunun 27. ve 28. sayfasındaki açıklamalar dikkate alındığında apel ödemelerinden kaynaklı kasa açığı zararının 375.000,00 TL'den ibaret olduğu, apel ödemelerinin ödenmesi gereken tarihlerden dava tarihine kadar işlemiş avans faizin ise 640.824,89 TL olduğu, zira 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 141 inci maddesinde sermaye koyma borcuna ödenmesi gereken tarihten itibaren faiz isteneceğinin öngörüldüğü, söz konusu kasa açığının mevcut olmasına rağmen sebebinin tam olarak tespit edilemediği, davalıların ise şirketin hakim ortakları, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, denetim kurulu üyeleri, üst düzey yetkililer ve diğer şirket çalışanları olduğu, kasa açığının apel ödemelerinden mi yoksa başka bir nedenden mi kaynaklandığının tam ve kesin olarak tespit edilememesinin sebeplerinden birinin, şirkete el konulduğu tarihte kasa sayımının yapılmaması ve el koyma tarihindeki bilançosunun çıkartılmaması, diğerinin ise şirket defter ve belgelerinin mevzuata uygun tam ve intizamlı tutulmaması olduğu, 6762 sayılı Kanun'un 325 ve devam eden madde hükümlerinden anlaşıldığı üzere anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin ticari defter ve belgelerini düzgün ve intizamlı tutmakla mükellef bulundukları, yani bu görevin ve yetkinin yönetim kurulu üyelerine ait olduğu, yönetim kurulu üyelerinin bu görevlerini yerine getirmemelerinin yaptırımının ise sorumluluk hâllerini düzenleyen 6762 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesinin ikinci fıkrasında gösterildiği, bu hükme göre kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların intizamsız bir surette tutulmasının yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektirdiği, denetim kurulu üyelerinin görevlerini düzenleyen anılan Kanun'un 353 üncü maddesinde ise, şirket muamelelerinden bilgi edinmek, lüzumlu kayıpların intizamla tutulmasını sağlamak maksadıyla hiç olmazsa 6 ayda bir şirket defterlerinin incelenmesi, 3 aydan fazla ara verilmeksizin sık ve ansızın şirket veznesinin teftiş edilmesi, en az ayda bir şirket defterlerini inceleyerek rehin veya teminat yahut şirketin veznesinde saklanmak üzere vedia olarak teslim olunan her nevi kıymetli evrakın mevcut olup olmadığını, tahkik ve kayıtlarına tatbik etmek, bütçe ve bilançoyu denetlemek ve yönetim kurulu üyelerinin kanun ve esas mukavele hükümlerine tamamıyla rivayet eylemelerine nezaret etmenin denetim kurulunun görevleri arasında sayıldığı, yine anılan Kanun'un 359 uncu maddesinde, kanun veya esas mukavele ile kendilerine yükletilen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından dolayı doğan zararlardan kusursuz olduklarını ispat etmedikçe denetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumlu olduklarının açıkça düzenlendiği, dava konusu olaya bakıldığında, dosya kapsamına göre hem yönetim kurulu hem de denetim kurulu üyelerinin, vazifelerini kanuna uygun olarak yapmadıkları gibi diğer üst düzey görevlilerin de görevlerini tam olarak yapmadıkları, bu itibarla dava konusu zararın doğmasında bizzat kendilerinin kusurlu olmadıklarını ispat etmeleri gerektiği, o nedenle söz konusu kasa açığının olup olmadığı ile hangi sebepten kaynaklandığını davalı tarafın ispatlaması gerektiği, zira burada davacı bakımından menfi bir durumun ispatının söz konusu olduğu, davalı taraf kasa açığı zararının olup olmadığını ve sebebini açıklayıp ispat edemediğinden söz konusu kasa açığının apel ödemelerinden kaynaklandığının ve tutarının da yukarıda belirtildiği üzere 375.000,00 TL olduğu sonucuna varılmış olmakla ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile asıl alacak 375.000,00 TL, dava tarihine kadar işlemiş 640.824,89 TL’nin bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, asıl alacak miktarına dava tarihi olan 15.11.2005 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, davalı ...'ın dava tarihinden önce öldüğü anlaşılmakla bu davalıya karşı açılan davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin ibraz ettiği 17.01.2020 tarihli dilekçesiyle ... hakkındaki davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği, 15.01.2020 tarihinde nihai karar verildiği, davanın işlemden kaldırılmasına yönelik talebin, kararın kesinleşmesine kadar ileri sürülebilecek olan "davanın geri alınması" ya da "feragat" olarak nitelendirilemeyeceği, bu sebeple ek karar verilmediği, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... mirasçıları ..., ..., ... ve ..., ...’a karşı açılan davanın anılan şirket çalışanlarının talebe konu tazminat miktarından konumları itibariyle sorumlu tutulmaları mümkün olmadığından bu davalılar bakımından davanın sübut bulmadığından reddine karar verildiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın işlemden kaldırıldığı ve yasal 3 aylık süre içerisinde yenilenmediği anlaşılmakla bu davalılar hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği gerekçesiyle açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile asıl alacak 375.000.00 TL, dava tarihine kadar işlemiş faiz 640.824,89 TL'nin bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, asıl alacak miktarına dava tarihi olan 15.11.2005 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... mirasçıları ..., ..., ... ve ..., ...'a karşı açılan davanın subut bulmadığından reddine, davanın açılmasından önce ölmüş olduğu anlaşılan ...'a karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı asıl ... temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; söz konusu kararın esas olarak talepleri doğrultusunda olduğunu, sadece sözü edilen hususlar bakımından temyizen tetkiki gerektiğini, meydana gelen zararın kasa açığı kadar olduğunu, 500.000,00 TL apel ödemesinin aslında şirket kasasına ödenmemekle birlikte tamamen fiktif olarak ödenmiş olarak gösterildiğini, hakkında red kararı verilen davalılar bakımından gerçeğe aykırı belgeler düzenleyerek kasa açığına sebebiyet veren, şirketlerin gerçekte ödenmeyen sermayesinin ödenmiş gibi gösterilmesine neden olan usulsüz fiilleri organize ve iştirak eden, onaylayan, yürüten ve talimat veren şirket muhasebe, finans ve diğer ilgili departmanlarda görev yapan, söz konusu işlemleri gerçekleştiren şirket çalışanlarının da meydana gelen şirket zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, bu davalıların kusursuzluklarını ispat edemediklerini, şirket zararından sorumlu olmadıklarını ispat edemediklerini, müvekkili Kurum aleyhine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, davalılardan sadece ... yönünden temyiz talebinde bulunulmadığını, davalılardan sadece ... hakkında açılan davanın işlemden kaldırılmasına ilişkin bir dilekçenin 17.01.2021 tarihinde dosyasına ibraz edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; davacı TMSF'nin 17.01.2021 tarihli dilekçesi ile hakkındaki davadan feragat ettiğini, hakkındaki davanın işlemden kaldırılmasının talep edildiğini, söz konusu şirkette hiçbir hak ve yetki sahibi olmadığını, huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle redde mahkum olduğunu, davacı bakımından aktif husumet, şahsı bakımından pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, anılan şirkette operatör sorumlusu olarak görev yaptığını, şirketin yönetim ve denetiminde yer almadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, apel ödemelerinin fiktif olmasından kaynaklanan şirket zararının şirketin ortakları, yönetim kurulu üyeleri, denetim kurulu üyeleri ve diğer şirket çalışanlarından müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.

6762 sayılı Kanun'un 336,353 ve 359 uncu maddeleri.

1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle Mahkemenin 25.11.2015 tarih, 2014/710 E. ve 2015/889 K. sayılı kararını davalı ...'nin temyiz etmemiş olması nedeniyle davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşmasına, davacı vekilinin ibraz ettiği 17.01.2020 tarihli ... hakkındaki davanın işlemden kaldırılmasını talep ettiği dilekçesinin nihai karar tarihinden sonra verilmiş olmasına göre davalı ...'nin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Mahkemece hüküm altına alacak üzerinden karar ve ilam harcı alınmamış olması doğru olmadığı gibi hakkında davanın reddine karar verilip vekil ile temsil edilen davalılar yararına 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 133 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı ...'nin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (7) numaralı bendinde yer alan “33.950,00 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “3.400,00 TL (bir kez)” ibarelerinin yazılması ve (10) numaralı bend olarak "Mahkemece hüküm altına alınan miktar üzerinden alınması gereken 69.390,10 TL karar ve ilam harcının davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'den alınarak hazineye gelir kaydına," ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'ye yükletilmesine,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.