Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi yolu ile davanın kabulüne dair kararın ortadan kaldırılması davasında verilen hükme karşı yargılamanın iadesini isteyen vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, yargılamanın iadesini isteyen vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava dilekçesinde, yargılamanın iadesini isteyen Turan'ın taraf olmadığı, ancak taşınmazın fiili kullanıcısı olduğu beyan edilerek tanık Mustafa'nın yalan beyanda bulunması neticesi davanın kabulüne dair verilen İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.06.2014 tarihli ve 2013/333 Esas, 2014/244 Karar sayılı ve 27.05.2015 kesinleşme tarihli kararın yargılamanın iadesi yolu ile ortadan kaldırılması istenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, tanık muhtar Mustafa Aydın'ın yalancı tanıklık davasından beraat ettiği ve verilen kararın kesinleşmesi ile tanığın yalancı tanıklık yapmamış olduğunun tespit edildiği, beraat kararının kesinleşmesi ile birlikte de tanık olarak dinlenilen muhtarın yalancı tanıklıktan kesinleşmiş bir cezasının da bulunmadığı, yargılamanın iadesi sabeplerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) madde 375'te tek tek sınırlı sayıda sayılmış olup davacı vekilinin ileri sürmüş olduğu bu sebep, sayılan sebeplerden hiç birine girmediği gerekçesi ile yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir.

Yargılamanın iadesini isteyen vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; yargılamanın iadesini isteyen Turan'ın yargılamanın iadesi istenilen dosyanın tarafı olmadığı ve yargılamanın iadesini talep hakkı bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yargılamanın iadesini isteyen vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, kullanım kadastrosuna ilişkin davanın kabulüne dair kesinleşmiş hüküm nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un 375 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkmesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup yargılamanın iadesini isteyen vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.