Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 30.12.2012 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.

2. Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.07.2014 tarihli kararı ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

3. Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 16.07.2014 tarihli kararının katılan tarafından temyizi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 25.12.2017 tarihli ve 2017/6017 Esas, 2017/6701 Karar sayılı kararı ile "... suçun mağduru olan Ferdi temin edilerek dinlenilmesine çalışılması ve mağdurun annesi ile katılanın kardeşlerinin de beyanlarına başvurularak iddia ve savunma konusundaki bilgi ve görgülerinin tespit edilmesinden sonra toplanacak delillere göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması.." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.11.2021 tarihli kararı ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

Katılan, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu ve bir kısım akrabası tarafından bu durumun bilinmesine karşın tanıklık yapılmaktan kaçınılması neticesinde mağdur olduğu gerekçesiyle hükmü temyiz etmiştir.

1.Dava konusu olay, sanığın, kardeşi olan katılanın oğlu Ferdi'yi 2004 yılından bu yana kendisinin hakimiyet alanında olan bir yere saklamak suretiyle hürriyetinden yoksun kıldığı iddiasına ilişkindir.

2. Katılan ...'in 16.11.2009 tarihli suç duyurusuyla adli makamlarca soruşturulan fiile ilişkin olarak katılan ... doğrudan bir görgüsünün mevcut olmadığını beyan etmiştir.

3. Katılan 24.11.2009 tarihinde ilk beyanında; beş yıl kadar öncesinde oğlu ...'ü akrabalarına teslim etmesi için sanık ...'a emanet ettiğini, 2-3 ay sonrasında sanığı arayıp Ferdi'nin durumunu sorduğunda "çocuk emniyetli bir yerde" diye cevap verdiğini, geçen beş yıllık sürede "sürekli çocuk emniyetli bir yerde" diyerek kendisini oyaladığını, en son bir hafta kadar önce sanığın "mağdur ...'yi Çocuk Esirgeme Kurumu'na teslim ettiğini" söylediğini beyan etmiştir.

4. Soruşturma aşamasında sanığın beyanları yakalama emrinin infaz edilmesi suretiyle 30.04.2012 tarihinde alınmıştır. Sanık, katılan ...'ın yaklaşık beş yıl önce mağdur ...'yi babasıyla yaşadıkları eve bıraktığını, kendisinin çocuğa bakamayacakları için bu konuda İzmir'de Çocuk Esirgeme Kurumu'na başvurduğunu, daha sonrasında mağdur ...'ye ne olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.

5. Mağdur çocuğun bulunması için hazırlık soruşturmasında İzmir Çocuk Esirgeme Kurumu'na mağdur çocuğa dair kayıtlarının bulunup bulunmadığı sorulmuş, cevaben mağdur çocuğun İl Müdürlükleri'ne bağlı kuruluşlarda koruma ve bakım altında bulunmadığı bildirilmiştir. Başkaca bir araştırma yapılmaksızın sanık hakkında mağduru hürriyetinden yoksun kıldığı iddiasıyla 30.12.2012 tarihinde iddianame tanzim edilmiştir.

6. Katılan duruşmalarda hazırlık aşamasındaki ilk beyanlarıyla benzer şekilde beyanda bulunmuştur. Sanık aşamalardaki tüm savunmalarında suçu kabul etmemiş, yargılama aşamasında 22.05.2014 alınan beyanlarında ise farklı olarak bir süre sonra çocukla ilgili olarak babasını aradığını ve babasının kendisine katılanların daha sonra gelerek çocuğu aldıklarını söylediğini belirtmiştir.

7. Olaya ilişkin olarak dinlenen tanıklar; Yıldız, Rukiye, Ahmet'in de olaya dair doğrudan bir bilgilerinin veya görgülerinin olmadığı anlaşılmıştır. Sanığın nüfus kaydından tespit edilen diğer kardeşleri İbrahim, ve Fatma'nın beyanlarının tespit edilmediği görülmüştür.

8. İlk derece mahkemesi mağdur çocuk Ferdi'nin yerinin tespit edilebilmesi amacıyla Askerlik Şube Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında mağdur ...'nin yoklama kaçağı olduğunun bildildiği, Mersin Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında mağdur ...'ye ilişkin bir kayıtlarının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.

1.Bozma ilamına uyulmasına rağmen; katılan ile sanığın nüfus kaydından ortak kardeşleri tespit edilip duruşmada dinlenmesi yerine yalnızca katılanın beyanlarında adı geçen kardeşlerin dinlenilmesiyle yetinilmesi, mağdur çocuğun yerinin tespit edilmesi için; mağdurun koruyucu aile tedbirinden yaralanıp yaralanmadığı konusunda bir araştırma yapılması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nden sorulmadığı ayrıca Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde yapılan araştırmanın ülke genelinde ilgili bütün kurumlardaki kayıtların araştırılması için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nden sorulması yerine Mersin ili ile sınırlı bir araştırma yapılması suretiyle bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması;

2.Suçun temadi etmiş olması nedeniyle, suç tarihinin hukuki kesintinin gerçekleştiği iddianame tarihi olan 30.12.2014 gösterilmesi gerekmesine karşın gerekçeli kararda suç tarihinin "2004 -" şeklinde gösterilmiş olması hususları hukuka aykırı bulunduğundan Tebliğnamedeki onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.11.2021 tarihli ve 2018/154 Esas, 2021/774 Karar sayılı kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.02.2024 tarihinde karar verildi.