Esastan ret
Taraflar arasındaki şahsî hakka dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili, dava dilekçesiyle; davalı ....'nin müvekkili şirkete yönelik tedbir yetkisini 25/09/1992 tarihli ve 1992/6 sayılı yönetim kurulu kararı ile verdiğini, Kayseri Şeker Fabrikası yetkilileri ile müvekkili şirket arasında 12/05/1993 tarihinde karşılıklı alacak ve borç ilişkilerinin tasfiyesiyle ilgili olarak mutabakata varıldığını, söz konusu protokolün 21/05/1993 tarihinde müvekkili şirket yönetim kurulundan geçirilerek ...'ye intikal ettirildiğini, yönetim kurulunun 04/03/1994 tarihli ve 2160/A sayılı kararı ile Kayseri Şeker Fabrikasından satın alınacak ve bu fabrikaya satılacak sabit ... demirbaşların takdir komisyonlarınca belirlenen fiyatlar üzerinden alınıp satılmasına ve tapusu Türk Şeker’e ait olup ....'nin sabit kıymetlerinde kayıtlı olanların da yeniden tetkik edilip inceleme yapıldıktan sonra sonuçlandırılması hususunda yetki verildiğini, davalı ... tarafından tapusu Türk Şeker adına olup kendi sabit kıymetlerinde kayıtlı bulunan ..., ..., ..., ..., ..., ... bölge arsaları için tapu iptali ve tescil davalarının açıldığını, açılan bu davaların müvekkili şirket lehine sonuçlandığını, mülkiyeti şirkete ait ve Kırşehir Şeker Fabrikası sabit kıymetlerinde kayıtlı bulunan toplam 63.086,00 m² yüzölçümlü Nevşehir ili, Kozaklı ilçesi, ... Köyü, 141 ada 88,89 ve 90 No.lu parsellerde kurulu ... Köyü kantar arazisi tapusunun tekrar .... adına çıkartıldığını, bu durumun şirket tapu kayıtlarının sorgulaması sırasında öğrenildiğini, 30/05/2017 tarihli ve 6598 sayılı adı geçen davalı şirkete haksız ve mesnetsiz tapu tescillerinin düzeltilmesinin istenildiğini, bugüne kadar kayıtların düzeltilmediği gibi yazılan yazıya da herhangi bir cevap verilmediğini, davalı ile yapılan protokol gereği mahkemece tapu iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş olan taşınmazın her iki tarafın yönetim kurulu kararı doğrultusunda bedeli ödenmek ve fatura kesilmek suretiyle davacıdan satın alındığını ve ticari defterlerde de mahsuplaşıldığını ve mülkiyeti esasen müvekkil şirkete geçmiş bulunan söz konusu taşınmazın hukuka ve usule aykırı şekilde davalı .... adına yapılan işlemlerin doğru olmadığını belirterek dava konusu Kayseri Şeker Fabrikası sabit kıymetlerinden toplam 63.086,00 m² yüz ölçümündeki Nevşehir ili, Kozaklı ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde 141 ada 88,89 ve 90 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davalı adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile müvekkili şirket adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde iddia ettiği hususların doğru olmadığını, davanın süresinde açılmadığını, daha önce açılmış ve müvekkili şirketi lehine sonuçlanmış bir tapu iptali ve tescil davasının olduğunu, bunun tekrar aynı nitelikteki bir davada ileri sürülmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. ÖNCEKİ YARGILAMA AŞAMALARI
1.Kozaklı Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.10.2020 tarihli ve 2018/19 Esas, 2020/66 Karar sayılı kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
2. Davacı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 16.12.2020 tarihli ve 2020/584 Esas, 2020/586 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden inceleme yapılması için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Kozaklı Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.01.2022 tarihli ve 2021/4 Esas, 2022/11 Karar sayılı kararında belirtilen "...taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesinin gerektiği, taşınmaz satış vaadi, geri alım ve alım sözleşmelerinin resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olamayacağı, şekil şartının kamu düzeni ile ilgili olduğu, bu nedenle bu tür sözleşmelerin noter tarafından düzenleme şeklinde yapılmasının zorunlu olduğu, somut dava dosyasında her ne kadar davacı tarafın davalı ile aralarında olan anlaşma gereği taşınmazların devrine yönelik talebi bulunsa da sözleşmenin kanunda öngörülen resmi şekle göre düzenlenmediği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 25.04.2022 tarihli ve 2022/424 Esas, 2022/603 Karar sayılı kararında belirtilen "...tapuda kayıtlı olan bir taşınmazın resmî olarak yapılmayan satışına değer verilemeyeceği, haricen satın alma olgusunun satın alan bakımından TMK'nın 994. maddesi ile 10.07.1940 tarihli ve 2/77 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bedelden kaynaklanan kişisel bir hak sağlayacağı, tapuya kayıtlı taşınmazın devrinin resmî şekle tabi olması nedeniyle adi yazılı şekilde/protokolle satılmasının mülkiyetin nakline yönelik sonuç doğurmayacağı..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Kararın hukuka aykırı olduğunu,
2. Davalı tarafın sözleşmede kararlaştırılan bedeli almasına rağmen davaya konu taşınmazı adına tescil ettirmiş olduğunu,
3. Mülkiyetin hataen geçtiğini,
4. Davalının kötü niyetli olduğunu,
5. Taraflar arasında 12/05/1993 tarihli protokolün yapıldığını,
6. Bilirkişi raporunun lehlerine olduğunu,
7. Davalının taşınmazı yolsuz tescil ile kazandığını,
9. Davalının yolsuz tescili bilmesi gereken taraf olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, şahsî hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.