Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 11/03/2005 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22/12/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, icra memurunun kusurlu eyleminden dolayı uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, dava dışı borçlu hakkında başlattığı icra takip dosyasında, borçlunun taşınmazları üzerine konulan haczin icra memurunun hatalı işleminden dolayı kaldırıldığını, yeniden haciz konulması istemi kabul edildiğinde ise taşınmazların satılmış bulunmasından dolayı zarara uğradığını iddia ederek uğradığı zararın davalıya ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın kendisine yöneltilemeyeceğini, gerçek kusurlulara davanın ihbar edilmesini, esas yönden de davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu uyarınca, davacının uğradığı zarar tutarının ödetilmesine karar verilmiştir.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, davacının, dava dışı borçlu aleyhinde başlattığı icra takip dosyasında icra memurunun kaldırılmaması gereken haczin kaldırılması için müzekkere yazdığı, taşınmazların satılması nedeni ile yeniden üzerlerine haciz şerhi konulamadığı anlaşılmakta ise de icra takip dosyasının halen derdest olduğu ve borçlunun şirket hissesine yönelik tasarrufunun iptali için açılan davanın kabulüne karar verildiği, kararın infazı için icra dosyasına ibraz olunduğu anlaşılmaktadır.

B.Y’nın 41. maddesi uyarınca “Bir kimse, gerek kasten gerekse ihmal veya dikkatsizlik tedbirsizlik sonucu haksız bir şekilde, başkasının zarara uğramasına sebep olursa, o zararı tazmin ile sorumludur.”
Somut olayda, icra memurunun kusurlu eylemi ile kaldırılmaması gereken haczin kaldırıldığı ve bu taşınmazlardan davacının alacağını tahsil imkanı kalmadığı anlaşılmakta ise de icra takip dosyasının halen derdest olduğu ve borçlunun şirket hissesine yönelik tasarrufunun iptali için açılan dava sonunda verilen kabul kararının icra dosyasına ibraz edildiği, alacağın tahsili için işlemlere devam olunduğu anlaşılmakta olup sonuç olarak davacının zararının oluşup oluşmadığı henüz dosya kapsamından net olarak anlaşılamamaktadır.
-/-

-2-
2012/8110-2012/18200

Şu durumda, davacının, dava dışı borçlu aleyhinde devam ettiği icra takip dosyasından alacağını tahsil imkanı olup olmadığının araştırılması, alacağın tahsil edilmesi halinde zararın doğup doğmadığının tartışılması, aksi halde icra memurunun kusurlu eylemi ile doğan zarar tutarının belirlenmesi ile karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 29/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.