Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi olan Erol Deniz'in, dava dışı Ant İnşaat Şirketi ile imzaladığı 11.05.2011 tarihli yurt dışı iş sözleşmesi uyarınca Sudan ülkesinde karayolu yol yapım inşaatında çalıştığı esnada sıtma hastalığına yakalanması sonucu getirildiği Türkiye'de 12.09.2011 tarihinde vefat ettiğini, davacılar tarafından davalı işveren aleyhine İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi'nin 2013/371 Esas sayılı dosyasında açılan dava neticesinde vefatın iş kazası sonucu meydana geldiğinin tespitine karar verildiğini ve kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, davalı ... şirketine 23.03.3015 tarihinde yapılan başvuruya cevap verilmediğini, davalı ... ile dava dışı işveren arasında Ferzi Kaza Sigorta Poliçesi düzenlendiğini davacılar tarafından Sigorta Tahkim Komisyonuna 11.09.2015 tarihinde başvurulduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonunca davanın kabulüne karar verildiğini, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 20.04.2017 tarihli kararı ile iş mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğunu, bunun üzerine Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince "4 aylık karar verme süresi içinde İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi'nin kararının kesinleşmesi mümkün görülmediğinden dosyadan el çekilmesine" karar verildiğini, bu kararın davacılar tarafından istinaf edildiğini ancak sonrasında iş mahkemesi kararı sonuçlandığından bu istinaf başvurusundan feragat edildiğini, bu nedenle derdestlik hususunun söz konusu olmadığını ve işbu davanın açıldığını belirterek, ferdi kaza sigorta poliçesinde ölüm teminatı olan 100.000,00 USD tazminatın 29.03.2015 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile payları oranında davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ferdi kaza sigortası genel şartlarının 20. maddesindeki iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, esas bakımından ise davacıların murisinin hastalık ortaya çıktıktan sonra poliçeye eklendiğini, bu nedenle hasarın teminat dışı olduğunu, ölümün iş kazasından meydana gelmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; eldeki davada ceza zamanaşımı uygulanamayacağı, 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; murisin vefatının iş kazasından kaynaklandığı kesinleşmeden davalının sorumlu olup olmadığı tespit edilemediği için, taraflar arasında ihtilaflı olan iş kazası tespitinin kesinleşmesinden sonra zamanaşımının işleyeceğini, hak sahibi davacıların tazminat yükümlüsünü ancak iş kazası tespitinin kesinleşmesiyle öğrendiklerini, ölüm olayının iş kazası olduğuna dair karar verilmesinden sonra ancak dava dışı işveren Ant İnşaat Şirketinden tazminat isteminde bulunduklarını, ölüm olayı iş kazası kabul edilmeseydi iş verenin sorumluluğuna gidilemeyeceğinden davalı sigortacıya da başvurmalarının mümkün olmayacağını, tazminat yükümlüsü işveren Ant İnşaat Şirketi ile onun sigorta ettiren olarak düzenlediği ferdi kaza sigorta poliçesini tanzim eden davalı ... A.Ş.'ye ancak iş kazası tespitinin kesinleşmesinden sonra başvurmak hukuken mümkün olduğundan zamanaşımının da bu tarihten itibaren işlemeye başladığını, ölümlü iş kazası nedeniyle Gebze 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/118 E. ve Gebze 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/53 E. sayılı dosyasında taksirle ölüme neden olma isnadıyla ceza davası açıldığını, bu nedenle ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, iş kazasının poliçe kapsamında olduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonunca verilen kabul kararının Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/8846 E.- 2017/4306 K. 20/04/2017 tarihli kararı ile İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi'nin 2013/371 E. 2015/509 K. sayılı dosyanın kesinleşmesi beklenerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulduğunu, İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi 2013/371 E. 2015/509 K. sayılı iş kazası tespit kararının Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/7813 E. 2017/9368 K. 16/11/2017 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiğini, bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin hatalı olduğunu, Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları M.2 "Bu poliçede kaza tabirinden maksat ani ve harici bir hadisenin tesiri ile sigortalının iradesi dışında ölmesi veya cismani bir arızaya maruz kalmasıdır" denilerek, Poliçe Genel Şartları M.3-C'de "Yılan veya haşarat sokması neticesinde husule gelen zehirlenmelerin" kaza sayıldığını, sigortalı işçinin haşarattan olan sivrisinek ısırması sonucu zehirlenerek sıtmaya yakalanarak vefat ettiğini, iş kazası olduğu sabit ... gelen olayın poliçe kapsamında olduğunu, hukuki tespitler içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının ve gerekçenin neredeyse tamamının rapordan ibaret olmasının, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır hükmüne aykırı olduğunu belirterek Mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2 nci ve 6 ncı maddesi uyarınca 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanacağı, belirtilen yasal düzenlemeler ile ferdi kaza sigortası genel şartları uyarınca zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğu, sigortalı veya sigortadan faydalanan kimsenin rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren beş gün içinde durumu sigortacıya bildirmeye mecbur olduğu ve sigorta bedelinin bu beş günlük müddetin geçtiği tarihte muaccel olduğu, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan taleplerin ise alacak muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yıl içinde zamanaşımına uğradığı, davacılar murisinin 12.09.2011 tarihinde vefat ettiği, zamanaşımı süresi 5 günlük ihbar süresinden sonra 17.09.2011 tarihinde başlayacak olup, bu durumda iki yıllık zamanaşımı süresinin 17.09.2013 tarihinde dolduğu, davacıların ferdi kaza sigortasından iş mahkemesi dosyasında işveren Ant İnşaat Maden San. Ltd. Şti. tarafından verilen 01.04.2013 tarihli cevap dilekçesinin kendilerine tebliğ edildiği 22.04.2013 tarihinde haberdar olduklarının düşünülmesi halinde ise zamanaşımı süresi 5 günlük ihbar süresinden sonra 27.04.2013 tarihinde başlayacağı ve iki yıllık zamanaşımı süresinin 27.04.2015 tarihinde dolmuş olduğu, davacılar tarafından Sigorta Tahkim Komisyonuna 11.09.2015 tarihinde başvuru yapıldığından başvuru tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fırkasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Ferdi Kaza Sigorta Poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanunun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1268 inci maddesi, 1332 nci maddesinin son fıkrası, 1334 üncü maddesi, (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420 ve 1507 nci maddeleri).

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.