HÜKÜMLER: Beraat, mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ: Kısmî Onama, Kısmî bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile dolandırıcılık suçundan sanık ... hakkında beraat ve sanık ... hakkında 10 ay hapis ve 80,TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

1. Katılanın temyiz istemi, sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan üst hadden ceza tayini gerekirken eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı kararlar verildiğine,

2. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, sanığın beraati yerine delillerin takdirinde hataya düşülerek usul ve yasaya aykırı verilen mahkûmiyet kararının bozulması gerektiğine,
İlişkindir.

1. Sanıkların, 26.03.2011 tarihinde pert olan aracı 18.01.2012 tarihinde bu niteliğini belirtilmeden katılana satmak suretiyle haklarında dolandırıcılık suçundan kamu davaları açılmıştır.

2. Sanık ..., kuzeni olan sanık ...'in banka problemi olması ve kendi iş yerinde akaryakıt faturalarını kullanabilmek amacıyla aracın kendi üzerine satışının yapıldığını, kısa süre sonra satıldığını, aracı kullanmadığını ve satıştan bir gelirinin olmadığını, sadece resmi işlemlere katıldığından suçsuz olduğunu savunmuştur.

3. Sanık ..., arabayı bacanağı olan tanık S.D.'den 24.000,00 TL'ye aldığını, kredi borcu olduğundan kuzeni olan diğer sanığın üzerine satış yapıldığını, sonra ise sahibinden.com sitesinde 26.000,00 TL bedelle ilan verdiğini, katılanın talip olduğunu, babası ile gelip arabayı servise götürdüklerini ve 24.500,00 TL ye sattığını, araçta üç parça boya hariç sorun olmadığını söylediğini, katılana ruhsatı verdiğini, sorgulama yaptırdıktan sonra almaya karar verdiğini, kandırmaya yönelik davranışta bulunmadığından suçsuz olduğunu savunmuştur.

4. Katılan, ilanda aracın hasarsız ve garantili olduğunun, sadece ön tamponunun değiştiğinin yazdığını, aracı alırken de bu şekilde söylendiğini, servise gittiklerinde sanık ...'in muhatap olduğu kişinin aracın garantisinin devam ettiğini ve kazasının olmadığını söylediğini ve plakasından sorguladığında pert kaydı çıkmadığından güvenerek 32.400,00 TL ye satın aldığını, daha sonra arıza yapmasından dolayı durumun ortaya çıktığını, aracın ruhsattaki şasi numarası ile tescil kayıtlarındaki şasi numarasının da yanlış olduğunu öğrendiğini, sanıklara satış sonrası ulaşamadığını, zararının giderilmediğini beyan etmiştir.

5. Tanık S.D., aracı hasarlı halde 9.750,00 TL' ye aldığını, tamirle beraber 24.000,00 TL ye mal olduğunu, paraya sıkıştığından kar etmeden aynı fiyata sanık ...'a sattığını beyan etmiştir.

6. Noter satış sözleşmeleri, sigorta, araç hasar kayıtları, emniyet belgeleri, bilirkişi raporu ile aracın, 26.03.2011 tarihinde pert olduğu, tanık S.D.'nin aracı sanık ...'a 26.12.2011 tarihinde, sanık ...'ın da katılana 18.01.2012 tarihinde sattığı, aracın şasi numarasının ruhsatta doğru olarak yazıldığı, ancak tescil kayıtlarına sehven üçüncü sıradaki "O" harfinin "0" (sıfır) olarak yazıldığı anlaşılmıştır.

7. Mahkemece tüm dosya kapsamından, sanık ...'ün üzerine atılı dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu, sanık ...'ün ise sanık ...'in banka problemleri olması nedeniyle aracın kendi üzerine kaydedildiğinin anlaşıldığı, savunmasında aracı hiç kullanmadığını, ...'in aracı üzerine devrettiğini, daha sonra kendisinin de katılana devrettiğini savunduğundan sanığın atılı suçu işlediğine dair kesin, inandırıcı, cezalandırmaya yeter delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmiştir.

A.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

A.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik katılan ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.11.2023 tarihinde karar verildi.